3 Mart Dünya Yaban Hayatı Koruma Günü

3 Mart Dünya Yaban Hayatı Koruma Günü

Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2023

Gezegenimiz, biz insanlarla birlikte tüm canlıların yuvası. Yaşadığımız bu dünyaya aslında tüm diğer canlılardan çok uzun yıllar sonra geldik. Deniz kaplumbağaları, gezegenimizin denizlerinde yüzen ilk denizcilerdir. Balinalar, biz insanlardan binlerce yıl daha uzun zamandır okyanuslarda yüzüyor. Pek çok kuş türü, biz daha dünyayı bilmeden önce biliyordu dünyayı. Filler, kedigiller, örümcekler ve kurbağalar bizden önce buradaydı ve her biri ekosistemde kilit bir rol oynayarak gezegenimizi insan yaşamına elverişli hale getirdi. 

Bu dünyadaki yaşamımızı pek çok bileşen ve olasılığın bir araya gelmesine borçluyuz. Nasıl ormanlar olmadan nefes alamazsak, yaban hayatı olmadan da yaşayamayız. Arılar yok olduğunda gıdamızın büyük ölçüde azalacağını, gıdamızı arılara borçlu olduğumuzu zaten biliyoruz. Ancak kelebek etkisi teorisinde olduğu gibi; Afrika savanında yaşayan fillerin varlığı, gezegenin öte ucunda yaşayan birinin hayatını etkiliyor. Çünkü hepimiz, birbirimize bağlıyız.

Yaban Hayatı vs. İnsanlık

Ekolojik Okuryazarlık Sözlüğü 3 yazısında, insanın bir istilacı tür gibi davrandığını ve dünyadaki tüm canlılar ve yaşam alanları üstünde büyük bir baskı oluşturduğunu yazmıştım. Yaşam şeklimiz ve davranışlarımız, yaban hayatı için alan bırakmıyor. Otoyollar nereden geçiyor, hiç düşündünüz mü? Peki ya binalar nereye dikiliyor? Kentler betona döndü, ancak kentlerin dışında kalan doğal alanlar çok mu iyi durumda?

Doğanın kaynakları, tüm canlılar için. Otoyollar inşa ederken, canlıların yaşam alanlarını bölüyor ve onları dar alanlara sıkıştırıyoruz. Maden, havalimanı, mega proje, baraj, köprü yaparken, yine canlıların evi olan doğal alanları tahrip ediyor, hatta yok ediyor ve canlıları evlerini terk edip kendilerine başka yaşam alanları bulmaya zorluyoruz. Birileri size sormadan gelip evinizi yıksa, sırf farklı olduğu için, herhangi bir hukuk sistemine sahip olmadığı için bunu kendine gorse ne yapardınız?

Son 50 yılda, dünyadaki omurgalı türlerin popülasyonlarının ortalama %68’i yok oldu. Bu, kayıtlı tarih boyunca bugüne dek görülen en hızlı ve en büyük kitlesel yok oluş ve faili biziz.

Yaşam şeklimiz, evlerimiz, ulaşım ve enerji sistemlerimiz biz insanlara fayda sağlarken ve hayatı kolaylaştırırken tüm diğer canlılara dünyayı dar ediyor. Oysa aksi mümkün. Doğayla uyum içinde ve sürdürülebilir bir yaşam biçimini benimseyebilir, kentleri doğa dostu hale getirebilir, enerjimizi temiz enerji kaynaklarından sağlayabilir ve daha az tüketip daha az kirletebiliriz. Bu, mümkün!

Av Cinayettir

avcılık

Görsel: WWF-Türkiye

İnsanın avcı ve avcı-toplayıcı olduğu zamanlardan bugüne pek çok şey değişti. Şimdi soruyorum? Neden öldürür insan? Bir canlıyı, bir geyiği, bir dağ keçisini, bir leoparı, bir üveyiği ya da kekliği, insan niçin vurur? Üstelik de avcı-toplayıcı dönemi çoktan geri bırakmışken? Bir büyüğüm şöyle derdi: “Eğer bir insan, bir ceylanın o masum gözlerine bakıp, yine de vuruyorsa, yarın öbür gün beni de vurmayacağı ne malum!” 

Kilometreler kat edip on yıllardır uğramadığı Anadolu’da bu yıl görülen yakalı toyun öyküsünü hatırlarsınız belki. Kilometreler kat et uç, sonra kon, beslenmek için, dinlenmek için, belki de yavrularını beslemek için… Bir avcı kurşununa kurban git. İnsan bunu neden yapar? Bu kadar mı kolay can almak? İnsana bu hakkı ne ya da kim veriyor?

İnsan Diliyle Konuşamayan Canlıların Sesi Olmak

hedef

Görsel: WWF-Türkiye

Bu mavi gezegende yaşam filizlenmeye başladığından beri, bereketli doğa pek çok canlıya yaşam vermiş, onlara yuva olmuş. Sonra tesadüfen, yaratıcı düşünme ve araç yapma/kullanma yetisi, insan denen türde ortaya çıkmış. İnsanın sadece insanla olan ilişkilerini düzenleyen hukuk sistemleri ve etik sistemler kurmuşuz. Bizden başka canlılarla olan ilişkilerimizi düşünmemişiz. O başka canlılar, hayatı bizim için mümkün kılan canlılar…

Ekofelsefe ve Çevre Etiği yazımız şu cümleyle başlıyor: “Var olan her şey, sadece var oldukları için eşittir.” Canlı olan her şey, sırf canlı olduğu için, ait olduğu türün hak ettiği şekilde yaşama hakkına sahiptir. Bir elmabaş patka ya da bir uğur böceğinin yaşam hakkı, insanın yaşam hakkından daha az değildir. Zaten, bu haklar tartışmasına girmesek bile bilim gösteriyor ki yaban hayatı olmazsa, insan da olamaz. Yok ettiğimiz her canlı, türümüz için bir intihar girişimi.

İnsanlığın kurduğu tüm çarpık sistemleri değiştirmek bugünden yarına olmayacak elbette, ama bugünden yarına değiştirebileceğimiz bir şey var: Avcılık. Ülkemizde avcılık yasal bir spor, ancak öldürmenin legali olamaz. Türkiye’de avcılığın tamamen yasaklanması için, 234 sivil toplum kuruluşu 2 yıl önce bir kampanya başlattı ve 2 yıl boyunca ülkemizin yaban hayatı adına olumlu kazanımlar elde edildi. Bugün, yaban hayatı günü ve sesimizi biraz daha güçlendirmenin, bizim dilimizle konuşamayan canlıların sesi olmanın zamanı! “Avcılık Yasaklansın!” talebimize destek olabilir, kampanyayı sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz.