İnsana benzeyen akıllı robotlar son yıllarda teknoloji haberlerinin, sosyal medyanın ve popüler kültürün merkezinde. Karşımıza çıkan görüntüler neredeyse bir bilim kurgu sahnesini andırıyor: yürüyen robotlar, insan gibi konuşan yapay zekalar, yüz ifadeleri sergileyen makineler… Bu görüntüler artıkça aynı soru tekrar tekrar soruluyor: akıllı robotlar dünyayı ele geçirir mi?
Bu soru kulağa bilim kurgu gibi gelse de arkasında hem kültürel hem de psikolojik nedenler yatıyor; çünkü bu soru aslında yeni değil. On yıllardır filmler, diziler ve kitaplar bize makinelerin kontrolden çıktığı, insanlığı yönettiği ya da tamamen ortadan kaldırdığı senaryolar sunuyor. Bugün ise bu soru artık sadece ekranların değil; günlük hayatın, iş dünyasının ve teknolojik gelişmelerin tam ortasında, çünkü robotlar uzun zamandır sadece filmlerin değil, hayatın da bir parçası.
Bu yazımızda “akıllı robotlar dünyayı ele geçirir mi” sorusunu bir korku senaryosundan arındırarak, bilimsel gerçekler, kültürel algılar ve günümüzde geliştirilen insansı robotlar üzerinden ele alıyoruz.
Bilim Kurgudan Gerçeğe: Robot Korkusu Nasıl Doğdu?

Bir düşünün: Sabah telefonda gezinirken karşınıza bir video çıkıyor. Yürüyen robotlar göz kırpıyor, sana bakıp gülümsüyor. Altındaki yorumlar tanıdık: Eyvah, işte sonumuz geldié
Aslında “insansı robotlar dünyayı ele geçiriyor mu?” düşüncesi, büyük ölçüde popüler kültürün bize yıllardır anlattığı hikayelerden besleniyor. Bugün robotlardan neden bu kadar çekindiğimizi anlamak için teknoloji haberlerine değil, beyaz perdeye ve edebiyata bakmak gerekiyor.
- Bir zamanlar Terminatör serisinde korkuyla izlediğimiz “Skynet” bilinç kazanarak insanlığa savaş açar,
- Matrix’te insanlar sistem tarafından kontrol edilerek bir simülasyona hapsedilir ve gerçeklik algımızı sorgulatır,
- Black Mirror her bölümde teknolojinin küçücük bir etik hatayla bile nasıl karanlık bir geleceğe dönüşebileceğini rahatsız edici senaryolarla gösterir,
- Isaac Asimov Ben, Robot adlı eserinde robotlara kurallar koyar ama asıl tehlikenin bu kuralları yazan insanlar olduğunu gösterir,
- Karel Čapek, R.U.R. adlı eserinde “robot” kelimesini literatüre kazandırırken yapay işçilerin insanlığa başkaldırmasını anlatır,
- Philip K. Dick, Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi? ile insan ile makine arasındaki sınırları bulanıklaştırır,
- Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sı ise teknolojinin özgürlüğü nasıl sessizce yok edebileceğini gözler önüne serer.
Tüm bu anlatıların ortak noktası, akıllı robotlar yalnızca güçlü değil; aynı zamanda bilinç sahibi, duyguları olan ve bir noktadan sonra insanlığın karşısına geçen figürler olarak. Tam da bu noktada insan zihni korku üretiyor; çünkü mesele robotların ne yaptığı değil, yarın ne yapabilecekleri ihtimali.
İnsansı Robotlardan Neden Korkuyoruz?

İnsansı robotlar için duyulan bu korku aslında tanıdık. Tarih boyunca insanlar her büyük teknolojik sıçramada benzer bir endişe yaşadı. Matbaa icat edildiğinde bilgi elden çıkacak sanıldı; Sanayi Devrimi’nde makinelerin insanların yerini alacağı düşünüldü… Bugün ise sırada yapay zeka var.
Gerçekte robotların niyetleri, arzuları ya da korkuları yok. Her ne kadar fuar alanlarında yürüyen robotlar, sohbet edebilen yapay zekalar, insan yüzüne birebir benzeyen makineler görüyor ve robotlar dünyayı ele mi geçiriyor diye soruyor olsak da, onlar düşünen, hisseden ya da karar veren varlıklar değiller. Hepsi önceden tasarlanmış algoritmalarla çalışıyor. Bir hedef belirlemiyor, bir niyetleri yok ve “dünyayı ele geçirmek” gibi bir arzuları bulunmuyor. Robotların dünyayı ele geçirmesi bir yana, pek çoğu robot çay bile demleyemiyor.
Tüm bunlara rağmen insansı robotlar bizi rahatsız ediyor; çünkü mesele robotun yürümesi değil, bize bakması. Bir makinenin hesap yapması değil, gülümsüyor gibi görünmesi. Teknoloji ilk kez sadece güçlü değil, insana benzeyen bir forma bürünmüş halde. Bu noktada da devreye psikolojinin meşhur kavramı giriyor: Uncanny Valley.
Uncanny Valley Nedir?

Uncanny Valley yani Tekinsiz Vadi, Japon robot bilimci Masahiro Mari tarafından ortaya atılmış bir kavram. Buna göre, bir varlık insana ne kadar çok benzerse, ona duyulan sempati de artar. Ancak bu benzerlik tam olarak “insan” seviyesine ulaşmadığında, beynimizde rahatsızlık hissi oluşur.,
Beyinde gerçekleşen bu kırılma, “vadi”nin içinde kalan şeyleri bize tuhaf, ürpertici ve rahatsız edici olarak sunar. Sebebi ise, insan zihni binlerce yıllık evrim boyunca yüzleri, mimikleri ve beden dilini okumaya programlı. Yani bir gülümsemenin sahte olup olmadığını, bir bakışın canlı mı cansız mı olduğunu sezgisel olarak ayırt ediyoruz.
İnsansı robotlar ise bu sistemin tam ortasında bir yerde takılı kalıyor. Gülümsüyorlar; ama duyguları yok. Göz teması kuruyorlar; ama gerçekten bakmıyor. Konuşuyorlar; ama ne hissettikleri bilinmiyor. İşte tam olarak bu uyumsuzluk hissi, insan beyninde bir alarm yaratıyor. Bu huzursuzluk, karşımızdaki teknolojiden çok görünümle ilgili. Buna da “Uncanny Valley” diyoruz.
İnsansı Robotlar Neden Özellikle Korkutucu?

İnsansı robotlar sadece makine değil, “insan taklidi yapan” makineler. Mesela bir araba ya da robot süpürge bizi rahatsız etmiyor ama “insan yüzüne” benzeyen, gözleriyle bakan robot bilinçaltımızda şu soruyu tetikliyor: Bu canlı mı, değil mi?
İnsan zihni, canlı ile cansız arasındaki sınırın bu kadar bulanık olmasına alışık değil. Robotun kolunun olması sorun değilken gözlerinin “bize bakıyor gibi” görünmesi veya gülümsemesi huzursuzluk yaratıyor. Sebebi ise, o an teknolojiyle aramızdaki mesafenin bir anda kapanıyor olması.
Bu sorunun yarattığı rahatsızlığın en çarpıcı örneklerden biri Ai-Da adlı robotun yaşadığı bir olay. 2022 yılında dünyanın ilk gerçekçi robot sanatçısı olarak Mısır’da düzenlenecek olan sergi için Kahire’ye götürülen Ai-Da, havalimanında gözaltına alındı. Sebebi ise gözlerinde yer alan sensörler ve kameralar. Güvenlik güçleri tarafından casusluk şüphesi olarak değerlendirilen Ai-Da, uzun incelemeler sonrası sergiye katılabildi.
Oysa Ai-Da sadece sanat üreten bir robottu; ama insan yüzüne bu kadar benzeyen bir makinenin başka bir ülkede dolaşması tedirginlik yaratmaya yetmişti. Bu olay bize şunu gösteriyor:
İnsanlar bir robotun ne yaptığıyla değil, ne yapabileceği ihtimalinden korkuyor.
Bu sergi turunda, ilk kez bir robot sadece bir makine olarak değil, potansiyel bir özne gibi algılandı. İnsansı robotların korkutucu bulunmasının temel nedeni de aslında bu. Onlar bize insan olmanın ne anlama geldiğini yeniden sorgulatıyor.
İnsansı Robot Nedir?

İnsansı robotlar, insan vücuduna benzer şekilde tasarlanmış; baş, gövde, kol ve bacak gibi uzuvları bulunan robotlar. Yürüyebilir, nesneleri tutabilir, basit iletişim kurabilirler. İnsansı robotlar genellikle fabrikalarda ve depolarda, sağlık ve bakım hizmetlerinde, araştırma laboratuvarlarında, endüstri ve lojistikte, eğitim ve tanıtım alanlarında görev alıyorlar. Yani filmlerdeki gibi “insan yerine geçmek” ya da dünyayı ele geçirmekten çok, ağır işleri üstlenmek ve insan hayatını kolaylaştırmak için varlar.
İnsansı Robot Markaları
İnsansı robotlar hala prototip aşamasında veya geliştirmenin erken aşamalarında olsa da, bazıları son birkaç yılda barmen, güvenlik görevlisi veya kapıcı, derin deniz dalgıçları ve yaşlılar için refakatçi olarak hayatın içinde. Bazıları da depolarda ve fabrikalarda çalışarak lojistik ve üretimde insanlara yardım ediyor. Şüphesiz, bu yardımların artması gelecek dönemde bu insansı robotları vazgeçilmez kılacak.
Honda – ASIMO
İnsansı robotlar ilk olarak Honda tarafından tasarlanan ASIMO ile başlıyor. Bu robot her ne kadar günümüzde aktif olarak üretilmiyor olsa da insansı robotların çoğu ASIMO’nun açtığı yoldan ilerliyor diyebiliriz. ASIMO yürüme, koşma ve basit etkileşim kurma yetileri ile uzun yıllar boyunca bu alanda olan araştırmalara yön veren bir robot.
Boston Dynamics – Atlas
Boston Dynamics tarafından geliştirilen Atlas, bugün dünyanın en gelişmiş hareket kabiliyetine sahip insansı robot markaları arasında. Gerçek anlamda “en dinamik” akıllı robotlar arasında yer alan Atlas, konuşabiliyor, zıplayabiliyor, önündeki engelleri aşabiliyor, dengesini kaybedince tekrar ayağa kalkabiliyor ve hatta takla dahi atabiliyor!
Görünüş olarak her ne kadar “insansı” olmasa da fiziksel becerileriyle Atlas, robot teknolojisinin sınırlarını zorluyor. Amacı ne derseniz, Boston Dynamics Atlas’ı daha çok arama-kurtarma, mühendislik ve araştırma alanlarında kullanmak için geliştiriyor.
Boston Dynamics – Spot
Boston Dynamics’in bir diğer geliştirdiği insansı robot markaları içinde Spot, tam anlamıyla “insansı” olmamakla birlikte, robot teknolojisinin en bilinen yüzlerinden. Dört ayaklı yapısı sayesinde merdiven çıkabiliyor, zor zeminlerde ilerleyebiliyor ve arazide dengesini koruyarak hareket edebiliyor; bu da onu özellikle riskli alanlar için ideal bir “saha robotu” haline getiriyor. Bugün Spot’u daha çok inşaat alanlarında, tehlikeli bölgelerde ve endüstriyel denetimlerde görüyoruz.
Spot’u asıl tartışmalı kılan ise polis ve güvenlik senaryoları. ABD’de “polis robot köpek” fikri ile gündeme gelen robot, çevre taraması yapabilmesi ve potansiyel tehlikeleri tespit edebilmesi açısından cazip. Ancak altı çizilen riskleri de unutmamak gerek. Otonom hareket etmesi, yazılımsal/mekanik arıza ihtimalleri ve ayrı bir tartışma başlığı olarak “silahlandırılma ihtimali”. Daha detaylı bilgi için bu yazımıza göz atın.
Yandex – Yandex Self-Driving Group
Rus teknoloji devi Yandex bünyesinde geliştirilen otonom araç ve teslimat robotları, restoran ve market siparişlerini kısa mesafelere otonom olarak teslim etmek üzere tasarlanmış akıllı robotlar arasında.
Rusya başta olmak üzere ABD’de özellikle Arizona ve Ohio’da, İsrail ve bazı Avrupa ülkelerinde kullanılan bu akıllı robotlar, küçük, tekerlekli ve kutu formunda. Kaldırımlarda ilerleyebiliyor, yaya trafiğini algılayabiliyor, engellerden kaçınabiliyor ve harita verileriyle yön buluyor.
İnsansı görünüme sahip olmasa da şehir yaşamına doğrudan entegre edilen ilk robot örneklerinden. Genellikle uzaktan denetimle destekleniyor ve tamamen bağımsız çalışmıyor. Amaçları insan kuryelerin yükünü azaltmak, teslimat süresini kısaltmak ve şehir içi lojistiği daha verimli hale getirmek.
Yandex’in bu çalışması, insansı robotlardan farklı olarak “göze çarpmadan çalışan robotlar” fikrini temsil ediyor ve bu yönüyle, robotların gelecekte hayatımıza nasıl sessizce dahil olacağının en somut örneklerinden biri olarak görülüyor.
Tesla – Optimus
Elon Musk’ın tanıttığı Optimus, insansı robot markaları arasında en iddialı projelerden. Tesla’nın hedefi, Optimus’u günlük işlerde, özellikle fabrikalarda ve depolarda kullanmak. Ağır yük taşıma ve fiziksel dayanıklılık gerektiren görevler için tasarlanan bu robotun amacı insanın yaptığı işleri daha güvenli ve verimli şekilde geliştirmek.
Optimus, Tesla’nın elektrikli otomobiller için kullandığı “gelişmiş sürücü yardım sistemi” adındaki yapay zeka altyapısını kullanıyor. Amacı bir “ev arkadaşı” olmak değil, güçlü bir endüstriyel yardımcı olarak konumlamak.
Figure AI – Figure 01
Yeni nesil insansı robot markaları arasından bir diğeri Figure 01. Özellikle lojistik, depo ve endüstriyel işlerde kullanılmak üzere geliştirilen bu akıllı robotlar, insanlarla aynı ortamda çalışabilecek şekilde tasarlanıyor. Amaç depolarda, fabrikalarda ve üretim tesislerinde insan gücünü desteklemek. Figure 01’in en dikkat çekici yönü yapay zeka ile fiziksel hareketi daha uyumlu hale getirmeye odaklanmak.
Agility Robotics – Digit
Agility Robotics tarafından insanlarla aynı fiziksel ortamda çalışması için geliştirilen Digit, özellikle lojistik ve depo işleri için tasarlanan iki ayaklı bir robot. İnsan gibi yürümesi ve merdiven çıkabilmesi ile dikkat çeken Digit, paket taşıma, yükleme ve basit fiziksel görevlerde kullanılmak üzere geliştiriliyor. İnsansı görünümden çok, işlevselliğe odaklı. Bu yönüyle geleceğin “depo çalışanı” olarak görülüyor.
UBTECH – Walker X
Çin merkezli UBTECH tarafından tasarlanan Walker X, ileri seviye insansı robotlar arasında dikkat çekiyor. Yürüyebiliyor, nesneleri kavrayabiliyor ve sesli komutları algılayabiliyor. Ev içi kullanım için geliştirilen iddialı robotlardan olan bu gelişim, insanlarla doğal etkileşim kurabiliyor ve akıllı ev sistemleriyle entegre çalışabiliyor. Bu yönü Walker X’i geleceğin ev robotlarına güçlü bir aday haline getiriyor.
Halodi Robotics – Robot EVE
İnsanlarla çalışmak üzere geliştirilmiş hizmet robotu Robot EVE, insan benzeri kollarıyla kapı açma, eşya taşıma gibi yeteneklere sahip. Belirli nesneleri taşıyabilen, devriye gezebilen ve bazı rutin görevleri yapabilen EVE’nin, insanlara tehlike arz eden durumlara yardımcı olması hedefleniyor. En önemli özelliği insanlarla aynı ortamda çalışabilmesi ve fiziksel temas riskini minimumda tutabilme. Bu sebeple Robot EVE, ilerleyen dönemde hastaneler, ofisler ve diğer kamu alanlarında göreceğimiz insansı robot markaları arasında.
PAL Robotics – TALOS
PAL Robotics tarafından geliştirilen Avrupa merkezli TALOS, endüstriyel kullanıma odaklı insansı robot markaları içinde akademik dünyada sıklıkla bahsi geçen bir robot. Güçlü yapısı sayesinde ağır nesneleri taşıyabiliyor ve zorlu fiziksel görevleri yerine getirebililiyor. TALOS’un ilerleyen dönemde arama-kurtarma ve sanayi alanlarında kullanılması planlanıyor.
Hanson Robotics – Sophia
İnsansı robot markaları arasında dünyanın en tanınmış yapay zeka robotlarından biri Hong Kong merkezli Hanson Robotics tarafından geliştirilmiş Sophia. Sosyal medyada ve televizyon programında sıkça gördüğümüz Sophia, yüz mimikleri, göz teması ve sohbet edebilme yeteneği ile insan görünümüne en yakın akıllı robotlar içinde.
60 küsür farklı mimiğe sahip robot, uncanny valley hissini en yoğun yaşatan robotlardan. İnsanlarla belirli bir zaman geçirdikten sonra o kişiyi tanıyabiliyor; sohbetlere rahatlıkla cevap verebiliyor ve soruları cevaplıyor. Sophia’nın amacı insan ve robot etkileşimini araştırmak ve geliştirmek. Bu robotun geliştiricisi Dr. David Hanson, Sophia’nın ilerleyen dönemde eğitim, sağlık ve müşteri ilişkileri alanında çalışabileceğini söylüyor.
Hanson Robotics – Grace
Hanson Robotics tarafından geliştirilen bir diğer robot Grace. Sophia’ya kıyasla daha yumuşak yüz hatlarına sahip ve daha sakin ifadeli Grace, COVID-19 döneminde sağlık sektörüne destek amacıyla tasarlanan bir insansı robot. Ateş ve tansiyon ölçme gibi yetileriyle sağlık çalışanlarına destek olan Grace, insanlarla gerçekten empati kuruyormuş hissi yaratıyor ve üstelik üç farklı dil konuşabiliyor. Amacı yaşlı bakımı ve hasta iletişimini geliştirmek.
Engineered Arts – Ameca
Yüz ifadeleriyle en “insan benzeri” robotlardan olan Ameca, her ne kadar “robot” olduğunu net bir şekilde görebilsek de, kaş kaldırabilme, gözlerini kısabilme gibi mimikleriyle “WOW!” dedirten bir insansı robot. Asıl amacı insan-robot etkileşimi üzerine araştırmalar yapmak. Konuşmaları her ne kadar “doğal” görünse de elbette bilinçli değil; tamamen ChatGPT destekli!
Osaka Üniversitesi – Erica
Japonya’da Osaka Üniversitesi’nde görev alan Profesör Dr. Hiroshi Ishiguro tarafından tasarlanan Erica, günümüzün en gerçekçi insansı robot markaları arasında kabul ediliyor. Konuşmaları, mimikleri ve tepkileri oldukça doğal. İnsan-robot iletişimi ve yapay zeka üzerine yapılan akademik araştırmalarda kullanılan bu robotun amacı günlük kullanım değil; insan davranışlarını anlamak ve yapay zeka ile sosyal etkileşimleri test etmek.
Prof. Dr. Hiroshi Ishiguro – Geminoid DK
Geminoid DK, insansı robotlar arasında en dikkat çekenlerden. Erica’nın üreticisi robotik profesörü Hiroshi Ishiguro’nun “kendisinin klonu” olarak birebir kopyalarak ürettiği bu robot gerçek insan yüzüne ve beden ölçülerine sahip. Mimikleriyle, konuşurken nefes alıyor gibi görünmesiyle en ürkütücü ama bir o kadar da ilginç akıllı robotlar arasında. Amacı insan ve robot benzerliğinin sınırlarını test etmek.
Ai-Da
Aidan Meller tarafından geliştirilen sanatçı robot Ai-Da, dünyanın ilk ultra gerçekçi robot sanatçısı. İnsan yüzüne çok benzeyen yapısıyla Ai-Da, “Uncanny Valley” etkisini en yoğun hissettiren robotlardan biri olarak ayrıca resim yapabiliyor, şiir yazabiliyor ve sergiler açabiliyor…
Oxford Üniversitesi’nde yapay zeka araştırmacıları tarafından geliştirilen Ai-Da, ismini Ada Lovelace’ten alıyor; gerçek anlamda sanat ve yapay zeka kesişiminde yer alıyor. Amacı üretmekten çok “yaratıcılık nedir” sorusunu sorgulatmak.
Editör Notu: Ai-Da’nın otoportrelerinden biri daha önce NFT olarak 700 bin dolara satışa çıkarılmış ayrıca Londra’da açtığı bir sergi de büyük ses getirmişti.
Akıllı Robotlar: Bizi Neler Bekliyor?

Bugün gördüğümüz insansı robotlar aslında yolun en başı. Önümüzdeki 10-20 yıl içinde akıllı robotlar elbette hayatımıza aniden inmeyecek, sabah uyanıp “Artık robotlarla yaşıyoruz!” demeyeceğiz. Zaten o noktaya geldiğimizde robotlar, alıştığımız gündelik hayatın bir parçası olmuş olacak. Yavaşça, sessizce ve neredeyse hiç fark edilmeden…
Tıpkı bugün akıllı telefonlar, navigasyonlar ve sosyal medyanın hayatımızın içinde edindiği yer gibi. Önce “küçük bir kolaylık” gibi başlayacak, sonra vazgeçilmez hale gelecekler. Üstelik bu robotların çoğu filmlerde gördüğümüz gibi “insan” formunda olmayacak, onları işlevleriyle tanıyacağız.
Ev için tasarlanan yardımcı robotlar artık sadece “süpürge” olmaktan fazlası olacak. Yaşlılara ilaç saatini hatırlatacak, çocuklara ödev yaparken yardımcı olacak ve küçük günlük işleri üstlenecek. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılar için bu akıllı robotlar büyük destek olacak diyebiliriz.
Çok dilli iletişim avantajları sayesinde turizm ve eğitim alanında yaygınlaşacak yapay zekalar, bilgi aktarmada hızlı ve tutarlı olmasıyla büyük destekleyici olacak. Müzelerde eser anlatacak, havalimanında turistlere yol gösterecek veya okulda öğrencilerin gelişimine destek olacak “rehber robotlar” ile yakın gelecekte tanışacağız.
Akıllı robotlar en hızlı sağlık-bakım alanlarında ve lojistik-üretim sektöründe yaygınlaşacak. Hastanelerde hemşireler yardımcı olan, hastalara ilaç dağıtan ve temel kontrolleri yapan robotlar şu anda test aşamasında. Yaşlanan dünya nüfusu düşünüldüğünde bakım robotları bir lüks değil, adeta bir zorunluluk. Depolarda ürün taşıyan, ürün paketleyen robotlar zaten günümüzde aktif. Gelecekte ise bu robotlar daha güvenli ve insanlarla yan yana çalışabilecek hale gelecek. Ağır yük taşıma, tehlikeli alanlarda çalışma insanların rollerini hafifletecek.
İnsansı robotlar için en tartışmalı alan ile sosyal alan. Yalnız yaşayan bireylerle sohbet eden, yaşlılara eşlik eden veya çocuklarla iletişim kuran robotlar belki gerçek bir arkadaş gibi olmayacak ama yalnızlık hissini azaltarak günlük rutine eşlik eden “dijital yoldaşlar” olacaklar. Büyük şehirlerde artan yalnızlık düşünüldüğünde akıllı robotlar ve yapay zekalar sosyal hayatta daha fazla yer bulacak diyebiliriz.
Kapak Görseli: ChatGPT









