Mart ayı için yeni bir sinema takvimi hazırlıyorsanız, doğru yerdesiniz. Frankofon Film Festivali geri dönüyor ve mart ayını biraz daha sinematik, biraz daha duygusal ve açıkçası biraz daha iyi hikayelerle dolu hale getirmeye kararlı. 5-29 Mart tarihleri arasında Türkiye’nin 19 farklı şehrinde, 30 ayrı mekanda gerçekleşecek festival, Fransız sinemasını yalnızca romantik bakışmalar ve uzun kahve sahnelerinden ibaret sananları nazikçe ama kesin bir şekilde ikna etmeye geliyor. Bu yılın odağında güçlü kadın hikayeleri var: kendi sesini bulan karakterler, kuralları yeniden yazan kadın yönetmenler ve hayatı tüm karmaşasıyla anlatan Fransız filmleri. Kısacası, biraz drama, biraz mizah, bolca duygu ve salon çıkışında “iyi ki gelmişim” hissi garanti.
Frankofon Film Festivali Hakkında

Frankofon Film Festivali, Fransızca konuşulan dünyanın kültürel çeşitliliğini sinema aracılığıyla keşfetmenin keyifli yollarından biri. Fransa’dan Belçika’ya, İsviçre’den Kanada ve Lüksemburg’a uzanan bu sinema yolculuğu, farklı coğrafyaların hikayelerini, bakış açılarını ve anlatı dillerini aynı perdede buluşturuyor. Her yıl olduğu gibi program, Türkiye’de henüz vizyona girmemiş yapımlar, festival keşifleri ve sinema tarihine göz kırpan özel gösterimlerle dolu.
Fransız Kültür Merkezi’nin Fransa, İsviçre, Belçika, Kanada ve Lüksemburg Büyükelçilikleri iş birliğiyle düzenlediği festival, sanat aracılığıyla kültürlerarası diyaloğu güçlendirmeyi ve Fransızca’yı tanıtmayı amaçlıyor. Üstelik bu yıl programın kalbi kadınlarda atıyor: seçkideki filmlerin %45’i kadın yönetmenler tarafından çekilmiş, yapımların %70’inde başrolde kadın karakterler var. Festival ayrıca Agnès Varda’nın L’une chante l’autre pas filminin restore edilmiş versiyonuyla Fransız sinemasının en güçlü seslerinden birine selam gönderiyor ki bu tek başına bile takvimi işaretlemek için yeterli bir sebep.
Festival yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir’le sınırlı değil; Türkiye’nin dört bir yanına yayılıyor. Ayvalık, Bandırma, Batman, Bodrum, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Kuşadası, Lüleburgaz, Mardin, Mersin, Muğla ve Bergama’da sinema salonları kısa süreliğine ortak bir festival alanına dönüşüyor.
Frankofon Film Festivali Mekanları ve Ücretler

İstanbul’daki gösterimlerde bilet ve rezervasyon sistemi mekana göre değişiklik gösteriyor:
- Fransız Kültür Merkezi: 5-14 Mart
Tam bilet 100 TL, öğrenci bileti 80 TL
Sinema & Kütüphane kart sahipleri için ise gösterimler ücretsiz.
- Torun Center Sinemaları: 6-7 Mart
Biletler biletinial sitesi üzerinden gerçekleşiyor.
- Sinematek / Sinema Evi: 6-13 Mart
Gösterimler ücretsiz. Seanstan 15 dakika önce salonda olunmalı.
- Atlas 1948: 7 Mart
Biletler biletinial sitesi üzerinden gerçekleşiyor.
- İBB Beyoğlu Sineması: 27-29 Mart
Gösterimler ücretsiz. “İstanbul Senin” uygulaması üzerinden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.
- Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi: 28 Mart
Gösterimler ücretsiz; ancak Üsküdar Belediyesi web sitesi üzerinden rezervasyon gerekiyor.
Farklı mekan seçenekleri sayesinde festival hem bağımsız sinema salonlarında hem de kültür merkezlerinde izleyiciyle buluşarak şehirde geniş bir sinema rotası oluşturuyor.
Neden Kaçırmamalıyız?

Frankofon Film Festivali, Frankofon coğrafyaların hikayelerini, bakış açılarını ve anlatı dillerini aynı çatı altında deneyimleme fırsatı. Bu yıl programın teması: kadın. Kadın yönetmenlerin ve kadın karakterlerin öne çıktığı filmler, kişisel hikayeler üzerinden toplumsal meseleleri görünür kılarken, sinemanın empati kurma gücünü bir kez daha hatırlatıyor.
Festival programındaki birçok yapım henüz Türkiye’de vizyona girmemiş filmler. Yani burada izlediğiniz bir film, aylarca başka hiçbir yerde karşınıza çıkmayabilir; tam anlamıyla bir keşif deneyimi! Seçki aynı zamanda Fransız filmleri yalnızca romantik dramalardan ibaret değil diyor: animasyondan politik anlatılara, deneysel işlerden sıcak insan hikayelerine kadar geniş bir dünyayı kapsıyor.
Bu festival şehirde sinemayla yeniden bağ kurmanın en iyi bahanelerinden biri. Bazen bir mevsimi başlatmanın en iyi yolu, ışıklar sönüp perde açıldığında yeni bir hikayeye teslim olmak…
Frankofon Film Festivali Programı

Frankofon Film Festivali tek bir ruh haline hitap etmiyor. Programda sinema tarihine damga vurmuş klasiklerden son yılların güçlü kadın hikayelerine, duygusal dramalardan keşif niteliğindeki yeni yapımlara uzanan geniş bir seçki var. İster sizi duygusal olarak sarsacak bir film arıyor olun, ister sadece iyi bir Fransız sineması akşamı geçirmek isteyin, bu programda mutlaka size göre bir durak bulunuyor. Biz de festival filmlerini bir araya getirip “hangi filmi kim sever?” sorusuna küçük bir rehber hazırladık.
Vakti kısıtlı olanlar için kısa bir editör notu: “must-see” listesinde özellikle L’une chante l’autre pas, Hors d’haleine ve Le roman de Jim öne çıkıyor. Frankofon sinemasının farklı ruhlarını yakalamak için bu üç film, festival seçkisinde güçlü bir başlangıç noktası.
Biri Şarkı Söylüyor, Diğeri Söylemiyor / L’une chante l’autre pas (1976) | IMDb: 7.4
- Yönetmen: Agnés Varda
- Ayrıntılar: Fransa, Belçika / 102’ / 10+ / Fransızca
Fransız sineması denince akla gelen ilk isimlerden Agnés Varda imzalı Bir Şarkı Söylüyor, Diğeri Söylemiyor, Paris’te yaşayan iki kadının yıllara yayılan dostluğunu, özgürlük arayışını ve hayatın onları savurduğu farklı yolları anlatıyor. Politik atmosfer, kadın hareketi ve kişisel seçimler arasında gidip gelen hikaye, klasik Frankofon filmleri melankolisi yerine şaşırtıcı derecede sıcak ve umutlu bir tona sahip. Şarkılar, yolculuklar ve bolca hayat dersi var ama asla didaktik değil.
Frankofon Film Festivali için restore edilmiş versiyonuyla izlemek, ülkenin sinema tarihinin en samimi filmlerinden birini büyük ekranda yakalamak demek. Sinema dersi gibi ama eğlenceli olan türden.
Hem Agnés Varda hem de Varda gibi mutlaka izlemeniz gereken kadın yönetmen filmleri üzerine olan yazımızı buradan okuyabilirsiniz.
Nerede İzliyoruz?:
7 Mart
- 20.30 – Atlas 1948
- 19.00 – Biletinial Torun Center Sinemaları
10 Mart
- 17.00 – Sinematek/Sinema Evi
28 Mart
- 15.00 – Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi
Nefes Nefese / Hors d’haleine (2024) | IMDb: 7.6
- Yönetmen: Eric Lamhéne
- Ayrıntılar: Lüksemburg, Belçika / 101’ / 15+ / Fransızca
Emma’nın yolu bir gece yarısı, zor durumdaki kadınlar için güvenli bir sığınak olan bir eve düşüyor ve film tam burada klasik “drama geliyor, hazırlanın” beklentisini sessizce ters köşe yapıyor. Nefes Nefese/Hors d’haleine, aynı çatı altında yaşayan kadınlar ve çocuklar, birbirlerinin hikayelerine tutunarak yeniden nefes almayı öğrenenlerin hikayesi. Travmalar var ama melodram yok; dayanışma var ama slogan atmadan. Karakter odaklı hikayeleri, güçlü kadın anlatılarını ve “yüksek sesle değil, kalpten konuşan” filmleri sevenler için ideal. Frankofon Film Festivali ruhunu en iyi taşıyan yapımlardan biri.
Nerede İzliyoruz?:
11 Mart
- 19.30 – Fransız Kültür Merkezi
Jahia’nın Yazı / L’été de Jahia (2025) | IMDb: 7.4
- Yönetmen: Olivier Meys
- Ayrıntılar: Fransa, Lüksemburg, Belçika / 91’ / 10+ / Fransızca
Bir yaz mevsimi, büyüme sancıları ve hayatın ilk gerçek kararları… L’été de Jahia, gençlerin kimliğini, aidiyetini ve özgürlüğünü keşfettiği o kırılgan geçiş dönemini anlatıyor. 15 yaşındaki Jahia, annesiyle birlikte savaş halindeki Sahel’den kaçıyor, Mila ise ailesiyle birlikte Beyaz Rusya’yı terk ediyor. Farklılıklarının ötesinde yalnızlıklarının kesiştiği o yazda ikilinin arasında nadir ve yoğun bir dostluk doğuyor. Frankofon Film Festivali seçkisinde genç bakış açısını temsil eden film, Frankofon filmleri arasında yeni nesil anlatım dilini keşfetmek isteyenler için güzel bir durak.
Nerede İzliyoruz?:
9 Mart
- 19.30 – Biletinial Torun Center Sinemaları
10 Mart
- 19.30 – Fransız Kültür Merkezi
Sen ve Ben / César et Rosalie (1972) | IMDb: 7.3
- Yönetmen: Claude Sautet
- Ayrıntılar: Fransa / 110’ / 14+ / Fransızca
César et Rosalie, klasik Fransız filmleri arasında adeta zaman kapsülü gibi bir deneyim sunuyor. Bir aşk üçlüsü ve tomurcuklanan bir dostluğun hikayesini sunan yapım, dramatik krizlerden çok duygusal karmaşalarla ilerleyen, aşk üçgeninin şaşırtıcı derecede zarif bir versiyonu. Kıskançlık ve dostluk sınırları, Fransız sinemasının o meşhur doğal akışıyla anlatılıyor. Karakterler mükemmel değil; zaten filmi ilginç yapan da bu. Herkes biraz kararsız, biraz romantik ve fazlasıyla insan. Dev ekranda tekrar görmeye değer bir klasik.
Nerede İzliyoruz?:
29 Mart
- 19.00 – İBB Beyoğlu Sineması
Rosalie (2023) | IMDb: 6.8
- Yönetmen: Stéphanie Di Giusto
- Ayrıntılar: Fransa / 115’ / 14+ / Fransızca
1980’ler Fransa’sına gidiyoruz. Gerçek bir hikayeden esinlenen Rosalie, toplumun normlarına meydan okuyan bir kadının hikayesi. Fiziksel görünümü nedeniyle dışlanan Rosalie’nin kendi kimliğini sahiplenme yolculuğu, beklediğinizden çok daha sıcak ve empatik bir anlatımla ilerliyor. Doğduğundan beri yüzü ve vücudu kıllarla kaplı karakter, borca batmış bir kafe sahibi Abel ile tanışıp evlendiğinde her şey değişiyor. Biraz romantik, biraz asi ve kesinlikle akılda kalıcı bu yapım, festivalin kadın temasıyla mükemmel örtüşüyor. Prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yaparak Queer Palm için yarışan Rosalie, Fransız sineması içinde farklı olmanın hikayesini incelikli olarak işliyor. Toplumsal normları sorgulayan hikayeleri sevenlere öneriyoruz.
Nerede İzliyoruz?:
28 Mart
- 16.00 – İBB Beyoğlu Sineması
Jim’in Hikayesi / Le roman de Jim (2024) | IMDb: 6.7
- Yönetmen: Jean-Marie Larrieu, Arnaud Larrieu
- Ayrıntılar: Fransa / 101’ / 12+ / Fransızca
Aile olmak gerçekten ne demek? Aynı soyadını taşımak mı, aynı evde büyümek mi, yoksa hayatın en kritik anlarında birbirini seçmek mi? Le roman de Jim, tam da bu sorunun etrafında dolaşan, sakin ama duygusal ağırlığı yüksek bir hikaye. Aymeric, Florence ile tanıştığında Jim henüz doğmamış; üçü Jura’da kurdukları hayatla bir aileye dönüşüyor. Ancak biyolojik baba Christophe’un geri dönüşü dengeleri değiştiriyor ve Aymeric kendine yer bulamayarak uzaklaşıyor. Yıllar sonra, yetişkin Jim’in yeniden kapısını çalmasıyla geçmişle hesaplaşma kaçınılmaz oluyor.
Cannes Film Festivali’nde prömiyerini yapan film, aile olmanın ne demek olduğunu duygusal seçimler üzerinden sorgularken bize şunu hatırlatıyor: Aile bazen kan bağı değil, yıllar geçse bile kopmayan görünmez bağların adı.
Nerede İzliyoruz?:
7 Mart
- 21.30 – Biletinial Torun Center Sinemaları
11 Mart
- 17.00 – Sinematek/Sinema Evi
Üç Arkadaş / Trois amies (2024) | IMDb: 6.6
- Yönetmen: Emmanuel Mouret
- Ayrıntılar: Fransa / 117’ / 12+ / Fransızca
Üç kadın, üç farklı hayat ve tabii ki bolca karmaşık duygu… Frankofon Film Festivali programında gösterilecek Trois amies dostluk kavramını romantik ilişkiler, kıskançlıklar ve hayatın beklenmedik yön değişimleri üzerinden masaya yatırıyor. “Herkes iyi ama kimse tamamen masum değil” hissini taşıyan film, Fransız sinemasının tanıdık ama en keyifli damarlarından birini temsil ediyor: dostluklar, hatalar ve bol gerçeklik. Bol diyalog, uzun sohbetli Fransız filmleri seviyorsanız, izlemesi keyifli olacak.
Nerede İzliyoruz?:
7 Mart
- 16.00 – Fransız Kültür Merkezi
8 Mart
- 19.00 – Biletinial Torun Center Sinemaları
Saklı Kadın / La femme cachée (2024) | IMDb: 6.6
- Yönetmen: Bachir Bensaddek
- Ayrıntılar: Kanada / 1s 41’ / 10+ / Fransızca
Bazı hikayeler yüksek sesle anlatılmaz; yavaş yavaş, katman katman açılır. La femme cachée, geçmişinden kaçmaya çalışmış olsa da onun hayaletleri tarafından takip edilen bir kadının, sakladığını sandığı kimliğiyle yeniden yüzleşmesini konu alıyor. Film ilerledikçe sıradan görünen hayatın altında biriken sessizlikler, bastırılmış duygular ve küçük kırılmalar ortaya çıkıyor. Filme ince gözlem ve atmosferle hakim yani rahatsız edici derecede gerçek.
Nerede İzliyoruz?:
14 Mart
- 16.00 – Fransız Kültür Merkezi
Bin Sır, Bin Tehlike / Mille secrets, mille dangers (2025) | IMDb: 6.5
- Yönetmen: Philippe Falardeau
- Ayrıntılar: Kanada / 120’ / 13+ / Fransızca, İngilizce, Arapça
Kimsenin hayatı göründüğü kadar sakin değil. Mille secrets, mille dangers geçmişten taşınan sırların ve bugünün riskli kararlarının iç içe geçtiği gerilimli bir hikaye kuruyor. Virginia ile evlendiği gün, Alain şiddetli bir mide krizi geçiriyor ve tüm geçmiş de adım adım yüzeye çıkıyor. Aile hafızası ve kişisel yaralar arasında kalan Alain, en başından beri varlığını sessizce şekillendiren gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyor. Frankofon Film Festivali seçkisinde tür çeşitliliğini görmek isteyenler için güzel bir sürpriz.
Nerede İzliyoruz?:
14 Mart
- 16.00 – Fransız Kültür Merkezi
Mükemmeliyete Giden Yol / La voie royale (2023) | IMDb: 6.5
- Yönetmen: Frédéric Mermoud
- Ayrıntılar: Fransa, İsviçre / 109’ / 10+ / Fransızca
Taşradan çıkıp Fransa’nın en elit eğitim sistemine giren bir genç kadının hikayesi… Kulağa motivasyon filmi gibi geliyor ama Frankofon sineması bunu elbette biraz daha gerçekçi, biraz daha acı tatlı anlatıyor. Akademik rekabet, sınıf farkları ve “başarı gerçekten ne demek?” sorusu La voie royale boyunca ince ince işleniyor. Hayaller büyük, sistem sert ve özgüven bazen en zor ders; işte bu film Frankofon Film Festivali seçkisinde buna güzel bir örnek.
Nerede İzliyoruz?:
27 Mart
- 19.00 – İBB Beyoğlu Sineması
Sevmek Zamanı / Le temps d’aimer (2023) | IMDb: 6.5
- Yönetmen: Katell Quillévéré
- Ayrıntılar: Fransa, Belçika / 125’ / 16+ / Fransızca
Sahil otelinde garsonluk yaparak çocuğuna bakan bir anne ve zengin bir öğrencinin hikayesi… Geçmişin gölgeleriyle yaşayan bu iki insan Le temps d’aimer filminde bir araya geliyor. Romantik ve biraz da klişe mi? Evet. Yalnız bu sefer, pembe bulutlar yerine travmalar ve toplumsal yargılarla dolu bir romantizm düşünün. Cannes Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaparak Queer Palm dalında aday gösterilen film, aşkın bazen doğru zamanda değil, tam da en karmaşık anda geldiğini hatırlatıyor. Yavaş tempolu ama atmosferi güçlü bir Fransız sineması klasiği hissi taşıyan Le temps d’aimer, romantizmin daha olgun ve gerçekçi bir versiyonunu görmek isteyenler için ideal; aşk ama filtrelenmemiş haliyle.
Nerede İzliyoruz?:
28 Mart
- 19.00 – İBB Beyoğlu Sineması
Herkes Touda’yı Seviyor / Everybody Loves Touda (2024) | IMDb: 6.4
- Yönetmen: Nabil Ayouch
- Ayrıntılar: Fransa, Fas, Danimarka, Hollanda, Belçika / 102’ / 12+ / Arapça
Cannes Film Festivali’nde prömiyerini yapan ve 97. Akademi Ödülleri’nde Fas’ın En İyi Uluslararası Uzun Metraj Film dalında aday olan Everybody Loves Touda, Frankofon Film Festivali seçkisinde Fas’a uzanan bir nefes. Touda’nın tek bir hayali var: şarkı söylemek, sahnede olmak ve kendi sesini gerçekten duyurabilmek. Tabii küçük bir kasabada büyük hayaller kurmanın ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz. Film, müzik geleneğiyle modern kadın hikayesini birleştirirken, sahne ışıkları ile gerçek hayat arasındaki mesafeyi oldukça dürüst bir yerden anlatıyor. Kırılgan ve dirençli bir karakter portresi sunan Everybody Loves Touda, kültürel dokusu güçlü Frankofon filmleri sevenlere göre.
Nerede İzliyoruz?:
6 Mart
- 19.30 – Fransız Kültür Merkezi
8 Mart
- 21.30 – Biletinial Torun Center Sinemaları
- 17.00 – Sinematek / Sinema Evi
Nina ve Kirpinin Sırrı / Nina et le secret du hérisson (2023) | IMDb: 6.4
- Yönetmen: Jean-Loup Felicioli & Alain Gagnol
- Ayrıntılar: Fransa, Lüksemburg / 82’ / 6+ / Fransızca
Nina et le secret du hérisson, animasyon ama her yaşa göre; hatta yetişkinlerin daha çok duygulanma ihtimali var. Hikayesi ise şöyle; Nina, uyumadan önce babasının ona anlattığı, dünyayı keşfeden bir kirpinin masalını dinlemeyi seviyor. Babasının işini kaybetmesinin ardından küçük ama cesur bir maceraya atılan Nina ve kirpi bu yolculuğun merkezinde. Ekonomik zorluklar gibi oldukça gerçek meseleleri sıcak bir hikaye ve yaratıcı bir görsel dünyayla anlatan film, yaratıcı animasyonları ve kalp ısıtan hikayeleri sevenlere göre. İçindeki çocuğu kaybetmeyen herkes önerimiz.
Nerede İzliyoruz?:
29 Mart
- 16.00 – İBB Beyoğlu Sineması
Bir Gün Bırakıp Gitmek / Partir un jour (2025) | IMDb: 6.3
- Yönetmen: Amélie Bonnin
- Ayrıntılar: Fransa / 98’ / 10+ / Fransızca
Hepimizin aklından geçen o düşünce: Ya bir gün her şeyi bırakıp gidersem? Partir un jour, tam olarak bu sorunun peşinde bir film. Cécile kendi gurme restoranını açarak nihayet hayallerini gerçekleştirmeye hazırlanırken, babasının kalp krizi geçirmesiyle acilen memleketine dönmek zorunda kalıyor ve her şey değişiyor. Günlük rutinin, ilişkilerin ve beklentilerin arasında sıkışmış bir karakterin kaçış fikriyle başlayan hikaye, özgürlük ile sorumluluk arasındaki ince çizgiyi sorguluyor. Frankofon Film Festivali seçkisinin modern hayatın “reset atma” arzusunu en samimi yakalayan filmlerinden.
Nerede İzliyoruz?:
5 Mart
- 19.30 – Fransız Kültür Merkezi
6 Mart
- 17.00 – Sinematek / Sinema Evi
Sarah Bernhardt, İlahi Kadın / Sarah Bernhardt, la divine (2024) | IMDb: 6.3
- Yönetmen: Guillaume Nicloux
- Ayrıntılar: Fransa / 98’ / 10+ / Fransızca
Paris 1896. Sahne ışıkları, skandallar, büyük egolar ve tabii ki tiyatro tarihinin en ikonik figürlerinden biri: Sarah Bernhardt. Efsanevi oyuncunun yalnızca sanatını değil, kuralları zorlayan kişiliğini de merkezine alan film Sarah Bernhardt, la divine bir diva portresini klasik biyografi ciddiyetinin çok daha ötesinde sunuyor. Canlı, enerjik, modern. Dram var, ihtişam var ve bolca teatral enerji… Fransız kültür tarihine keyifli bir giriş kapısı olan yapım, biyografik film ve dönem enerjisi sevenlere göre.
Nerede İzliyoruz?:
14 Mart
- 19.30 – Fransız Kültür Merkezi
Dördüncü Duvar / Le quatriéme mur (2024) | IMDb: 6.2
- Yönetmen: David Oelhoffen
- Ayrıntılar: Belçika, Fransa, Lüksemburg / 116’ / 16+ / Fransızca
Tiyatro ile gerçek hayat arasındaki sınırın ne kadar ince olduğunu hiç düşündünüz mü? Sanatın dünyayı gerçekten değiştirip değiştiremeyeceğini sorgulayan güçlü yapımlardan biri olan Le quatriéme mur, bu bahsettiğimiz sınırı zorluyor. 1982’de Lübnan’da savaşın gölgesinde bir tiyatro projesi üzerinden sanatın anlamını sorgulayan film, politik ve kişisel bir anlatı sunuyor. Adındaki “dördüncü duvar” yalnızca tiyatroya değil, izleyiciyle gerçeklik arasındaki mesafeye de gönderme yapıyor. Politik alt metinleri seviyorsanız Le qustriéme mur düşünsel yoğunluğu yüksek bir film.
Nerede İzliyoruz?:
7 Mart
- 19.30 – Fransız Kültür Merkezi
12 Mart
- 17.00 – Sinematek / Sinema Evi
Köpek Davası / Le Procés du chien (2024) | IMDb: 6.0
- Yönetmen: Laetitia Dosch
- Ayrıntılar: İsviçre, Fransa / 85’ / 12+ / Fransızca
Evet, yanlış okumadınız: Sanık bir köpek. La Procés du chien, absürt görülen bir dava üzerinden hukuk sistemini, toplumsal yargıları ve insan davranışlarını zekice hicvediyor. Kesinlikle Frankofon Film Festivali seçkisinin en eğlenceli sürprizlerinden. Mahkeme salonu dramı beklerken kendinizi beklenmedik derecede komik ve düşündürücü bir hikayenin içinde buluyorsunuz. Fransız sineması ciddi meseleleri mizahla anlatmayı sever. Siz de sosya eleştiri dozlu hikayeleri seviyorsanız şans verin deriz.
Nerede İzliyoruz?:
13 Mart
- 19.30 – Fransız Kültür Merkezi
Hayvani / Animale (2024) | IMDb: 5.7
- Yönetmen: Emma Benestan
- Ayrıntılar: Fransa, Belçika / 103’ / 12+ / Fransızca
İnsan doğası gerçekten ne kadar “medeni”? Animale, bu soruyu oldukça karanlık ve fiziksel bir anlatımla kurcalıyor. Bir boğa çiftliğinde çalışan 22 yaşındaki Nejma’nın etrafında şekillenen hikaye, bedensel dönüşüm, içgüdüler ve bastırılmış kimlikler üzerinden ilerliyor. Cesur anlatıları seviyorsanız, bu filmi izlerken konfor alanınızdan çıkacaksınız. Atmosfer yoğun, semboller güçlü ve Animale sizi rahat bırakmak gibi bir niyete sahip değil. Deneysel ve karanlık bir Frankofon sineması örneği.
Nerede İzliyoruz?:
12 Mart
- 19.30 – Fransız Kültür Merkezi










