Toyota denildiğinde bugünlerde akla ilk gelen modeller Corolla, RAV4 ve Camry gibi modeller oluyor; tabii bir de Yaris. Ancak bu modellerin birçoğu sportif olmalarıyla değil, daha çok güvenilir, sorunsuz ve son tüketici ihtiyaçlarını ciddi şekilde karşılamalarıyla biliniyorlar. En azından yakın geçmişe kadar bu durum böyleydi. 2020 yılında tanıtılan GR Yaris ile işler biraz değişti.

Akio Toyoda Etkisi ve GR Yaris’in Doğuşu
Bu değişimin arkasındaki en büyük güç, markanın o dönemki başkanı olan Akio Toyoda’dan başkası değil. Toyoda, otomotiv dünyasındaki alışılmış yöneticilerden oldukça farklı bir profile sahip. Sadece masada kararlar alan bir CEO değil; kendi markasına ait otomobilleri pistlerde çatır çatır kullanan, “Morizo” lakabıyla resmi yarışlara katılan ve Toyota adını soyisminde gururla taşıyan gerçek bir otomobil tutkunu. Bu tutku, Gazoo Racing (GR) departmanının ve bu logoyu taşıyan özel modellerin geliştirilmesinde hayati bir pay sahibi oldu.
Bugünün otomotiv endüstrisinde safkan bir spor otomobil üretmek büyük bir finansal risk barındırıyor. Satış adetleri yakalansa bile kârlılığı gittikçe azalan, tüketici eğilimlerini ıskalayan ve emisyon kuralları yüzünden köşeye sıkışan üreticilerin olduğu bir dönemdeyiz. Böyle bir iklimde, üstelik uzun zamandır kimsenin cesaret edemediği B segmentinde radikal bir hot hatch üretmek delilik gibi görünebilir.

Post-Modern Bir Kült: B Segmentinde Ralli Ruhunu Yaşatmak
Geleneksel hot hatch’lerin, hatta direkt olarak analog sürüş keyfi sunan mekanik otomobillerin modasının geçtiğini düşünüyor olabilirsiniz. Fakat bu noktada gastronomik bir benzetme yapmak istiyorum. Fine dining ile fast food arasında ciddi bir fark var. Biri sadece doyurmaya, diğeri ise lezzet tattırmaya yönelik.

Türünün Tek Örneği: 280 PS Güç ve Kusursuz Mekanik
Makyaj operasyonuyla birlikte güncellenen GR Yaris 1.6 litrelik 3 silindirli turbo beslemeli efsanevi G16E-GTS motora sahip. Bu ünite, tam 280 PS güç ve 390 Nm tork üretiyor. Şanzıman tarafında sunulan 6 ileri manuel seçenek, vites geçişlerindeki kemikli ve mekanik hissiyatıyla analog sürüşü zirvede tutuyor.
Bir ralli otomobilinin sokak versiyonu düşünüldüğünde, GR Yaris’in GR-FOUR adlı akıllı dört tekerlekten çekiş sistemiyle gelmesi şaşırtıcı değil. Motorun ürettiği 280 beygirin tamamı, bu gelişmiş AWD sistemi sayesinde hem toprak hem de asfalt zemine kayıpsız bir şekilde aktarılıyor. Sürücüye sunulan Normal (%60:%40), Sport (%30:%70) ve Track (%50:%50) modları, otomobilin karakterini bir düğmeyle arkadan itiş eğlencesinden milimetrik pist çizgisine kadar değiştirebiliyor. Özellikle Circuit Pack (Pist Paketi) ile gelen ön ve arka Torsen kilitli diferansiyeller, viraj içindeki tutunma sınırlarını fizik kurallarına meydan okuyan bir seviyeye taşıyor.
40 Binden Fazla Satış: Doğru Formül Bu Mu?
Elektrikli otomobillerin, otonom sürüş teknolojilerinin ve yeni mobilite çözümlerinin sektörü dönüştürdüğü bir gerçek. Ancak otomotiv dünyası sadece A noktasından B noktasına gitmeye çalışan, arabayı sadece bir masraf kalemi olarak gören tüketicilerden ibaret değil. Endüstri eger ruhunu ve gerçek kazancını korumak istiyorsa; otomobili bir kültür haline getirmiş, direksiyon başındaki her saniyeden keyif alan ve garajında özel bir parça saklamak isteyen gerçek meraklıların da sesini duymak zorunda.
Pazar analistlerinin raporları ne derse desin, tamamen sürüş ve performans odaklı olan, konfor iddialarını ikinci plana atan böylesi bir ralli genetiğinin 6 yılda 40 bin adetten fazla satabileceğini kimse tahmin edemezdi. GR Yaris’in gelecekte bir gün klasik ya da kült bir otomobil olmasına gerek bile yok; çünkü o şimdiden bu statüyü kazandı. Bugün Monaco sokaklarında milyon dolarlık bir egzotik hiper otomobilin yanına park ettiğinde bile, otomobil avcılarının (spotter) lensleri ve kameraları anında kendisine çevriliyor. Yanındaki devasa makinelerin heybetine ve astronomik fiyat etiketlerine rağmen…










