VW CEO’su Oliver Blume, geçtiğimiz günlerde radikal bazı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalara göre VW Group, 100 bin kişiye yakın çalışanını işten çıkartacak. Peki VW’nin planları neler ve Avrupa’nın en büyük otomotiv üreticisinde neler oluyor ve VW neden 100 bin kişiyi işten çıkartıyor?
Sorunun Kökenlerine İnmek: VW Neden Böyle Oldu?
VW, bugün hala Avrupa’nın en çok satış gerçekleştiren otomotiv üreticisi. Tahmin edilebilir kalitede, güçlü bir marka imajı ile otomobiller üreterek hala Almanya’nın en önemli otomotiv üreticisi. Ve bir şekilde aslında elektrikliye geçiş sürecinin en büyük kurbanı. 2020-2024 yılları arasında Çinli otomotiv üreticilerinin elektrikli otomobillerini Avrupa pazarına getirme çabaları her Avrupalı markada olduğu gibi VW’nin de gözünü korkutmuş ve marka kimliğine ait olsun ya da olmasın elektrikli otomobiller üretmeleri ve bunu olabildiğince hızlı yapmaları konusunda VW’i tetiklemişti.
Üretimi geçtiğimiz mayıs ayında talebin az olması nedeniyle durdurulan Porsche Taycan, Porsche’yi neredeyse iflasın eşiğine getiren elektrikli Macan, iç mekan kalitesindeki düşüş radikal şekilde göze çarpan yeni elektrikli Audi modelleri de hızlı şekilde Asyalı otomobil üreticilerine cevap verme isteginin birer yansıması olan otomobiller. Peki bu otomobiller ve grup bünyesindeki diğer markaların otomobilleri ne kadar iyi?

VW’nin Satılamayan “Yeşil” Otomobilleri ve 100 Bin Kişilik Kriz
Öncelikle şunu bilmeliyiz: VW markası ve VW Group ikiye ayrılıyor. Group olan şirket, içerisinde Audi, Porsche, Scania, MAN, VW, VW Ticari Araçlar, Bentley ve Lamborghini gibi birçok önemli markayı barındırıyor. İşten çıkartmalar otomobil üreticisi VW’den değil, üst şirket olan ve bünyesinde birçok farklı markayı bulunduran Group şirketten yapılacak. Aslında bu konuyla ilgili hala resmi bir açıklama da yok. VW CEO’su Oliver Zipse’nin bir yatırımcı toplantısında konuştuğuna dair dedikoduları kaynak olarak gösterebilirsek ayrı. O nedenle kesin olarak gercekleşmesini beklediğimiz değil, gerçekleşmesine bir nebze ihtimal verdiğimiz bir konu üzerine duruyoruz.

Suçu Dışarıda Aramak: Yeni Moda Artık Bu!
Neredeyse tüm Avrupalı otomotiv üreticilerinde olduğu gibi VW de suçu dışarıda aramaya oldukça hevesli. Ama asıl sorunun markalarda olduğu çok açık. Bugün Avrupalı markaların sürekli verimlilikten ve çevrecilikten söz ettiğini duyuyoruz. Ama tüketiciler gerçekten iç mekanları çevreci olduğu için daha az kaliteli otomobiller istiyor mu? Ya da çevreci insanlar gerçekten otomotiv üreticilerinin ana kullanıcı kitlesi mi?
Bu konuda realist olmayı tercih ediyorum. Eğer 100 bin kişi grup markalarında işten çıkartılacak noktaya gelinmişse VW’nin önceliklerini ciddi şekilde değerlendirmesi gerekiyor. Zira hem cam kenarı hem de koridor tarafında oturmak gibi bir durum söz konusu değil. Satamadığınız zaman çevreci otomobiller üretmenin ne anlamı var ki?
Grup yönetiminin (özellikle Oliver Blume dönemindeki derinleşen krizle birlikte) masaya yatırdığı son senaryolar —Zwickau, Emden, Hanover ve hatta Audi’nin Neckarsulm fabrikalarının kapatılma ihtimali ile işten çıkarma sayısının 100 bine yaklaşması— bu stratejik hatanın en somut faturası niteliğinde.
Dünyayı Kurtarmak İçin Olabilecek En Yanlış Sektör Mü?
Avrupalı üreticilerin son yıllarda “geri dönüştürülmüş malzeme” ve “vegan deri” gibi çevreci elementleri ön plana çıkardığını biliyoruz. Ancak Audi gibi premium veya VW gibi köklü bir markadan araç alan tüketiciler yüksek paralar ödediğinde -ki Avrupa’da şu an ortalama araç fiyatları tarihin en yüksek seviyesinde- iç mekanda o alışık olduğu tokluğu, dikiş kalitesini ve premium hissiyatı haklı olarak arıyor. Geri dönüştürülmüş plastik hissi veren sert yüzeyler veya dayanıklılığı şüpheli kumaşlar, “çevrecilik” ambalajıyla sunulsa bile günün sonunda müşteride hayal kırıklığı yaratıyor.










