2026 Olimpiyat Üniformaları ve Olimpiyat Estetiği 

Olimpiyatları düşündüğümüzde akla rekorlar, madalyalar ve nefes kesen yarışlar geliyor. Oysa olimpiyatların bir de sessiz ama son derece güçlü bir dili var: Olimpiyat estetiği. Açılış törenlerinde sporcuların stadyuma adım attığı o birkaç dakika, aslında sporun en büyük global runway’lerinden; çünkü olimpiyat üniformaları, sadece bir performans giysisi değil; ulusal kimlik, kültürel miras, politik anlatılar ve hikaye anlatımının sahnedeki en görünür hali.

Antik çağda bedenin kendisiyle başlayan temsil geleneği, bugün teknoloji, sürdürülebilirlik ve marka kültürünün iç içe geçtiği çok katmanlı bir anlatıya dönüşmüş durumda. Olimpiyat üniforması, ülkelerin kendilerini dünyaya nasıl göstermek istediğini anlatan görsel bir manifesto. Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyatları ise olimpiyat estetiğinin nasıl evrildiğini gösteren en güncel örneklerden biri olarak, spor ile modanın sınırlarının giderek silindiği yeni bir döneme işaret ediyor.

Tarihsel ve Kültürel Perspektif

2026 olimpiyat üniformaları

Olimpiyat üniforması sandığımızdan çok daha yeni bir fikir. Antik dönemde sporcu dediğin, markalı spor kıyafeti değil; ritüel, statü ve beden ideali taşıyordu. Bu sebeple de tanrılara adanmış ritüeller ve “atletik erdem” fikriyle uzun yıllar müsabakalar çıplak yapılıyordu. Yani beden performans aracı ve kültürel bir mesaj panosuydu. Kısaca: Antik çağın “dress code”u, kumaştan çok bedenin kendisiydi. 

Modern Olimpiyatlarla birlikte kalabalık arttı ve kimlik görünürlüğü önemli hale geldi. Olimpiyat üniformaları tanınmak, temsil etmek ve düzen kurmak demek oldu. “Giydik ve çıktık” değil, tam bir kimlik performansı. Biz kimiz? Nereden geliyoruz? Nasıl bir gelecek istiyoruz? 20. yüzyılda olimpiyat estetiği neredeyse ülke CV’si. Ulus-devletlerin kendini anlatma ihtiyacının artmasıyla Olimpiyatlar bunun için benzersiz bir sahne sundu. Renkler, armalar, geleneksel motifler… Hepsi “biz buyuz” mesajı.

Soğuk Savaş döneminde sahne tamamen politik bir anlam kazandı. Boykotlar bunun en net örneği: 1980 Moskova Olimpiyatları boykotu, sporun nasıl doğrudan jeopolitik bir reaksiyon alanı olabildiğini gösteriyor. Athleisure değil, bildiğin uluslararası tavır. Bu atmosferde kıyafet de “masum” kalmıyor: marka, teknoloji, üretim kapasitesi, hatta spor ekipmanına erişim bile prestije dönüyor. Kısaca, bu dönemde üniforma, sadece estetik değil; güç gösterisi ve sistem reklamı gibi okunuyor. Bu miras günümüzde olimpiyat modasının uluslararası imaj ve marka rekabetiyle kurduğu ilişkiyi anlamak için önemli bir arka plan.

Günümüzde Olimpiyat estetiği bir yanda ulusal kimlik, diğer yanda global marka evreni. Olimpiyatlarda takım giydirmek küresel giyim reklamına dönüşmüş durumda. Markalar oyun sırasında görünürlük sınırlı olduğu için, asıl hikayeyi “üniforma, fanwear ve oyunlar sonrası anlatı” üzerinden kuruyor. Dev markaların yanında niş markalar da ülke takımlarına girerek “dünya sahnesine” çıkıyor. Böylece üniformalar daha çeşitli, daha kültürel olarak katmanlı hale getiriyor. 

Bunu bugün Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’na baktığımızda net görüyoruz: İtalya’da Armani imzası, ABD’nin devam eden Ralph Lauren geleneği, Moğolistan’da kaşmir ve geleneksel “deel” referansları… Hepsi ülke, marka ve hikaye üçgeninde yürüyor

Moda, Tasarım ve Estetik Okuma

2026 olimpiyat modası

Bir zamanlar olimpiyat üniformaları sadece “ter atmaya uygun” fonksiyonel giysilerdi. Bugün Olimpiyat estetiği moda dünyasının en büyük global runway’lerinden. 2000’lerden sonra büyük moda markaları, spor takımlarını giydirmeyi yalnızca sponsorluk değil, kültürel prestij yatırımı olarak görmeye başladı. Çünkü Olimpiyatlar, milyonlarca insanın aynı anda izlediği nadir sahnelerden biri ve açılış töreni bir tür uluslararası bir moda haftası etkisi yaratıyor. 

Moda eleştirmenleri, üniformaları “sezonluk koleksiyon” gibi değerlendiriyor. Sosyal medyada opening ceremony fit’leri analiz ediliyor, ranking listeleri hazırlanıyor ve bazı üniformalar moda tarihine ikonik örnekler olarak giriyor. Olimpiyat üniformaları artık koleksiyon mantığında; sporcu, antrenör ve delegasyon üyeleri aynı stil evreninin farklı parçaları gibi kurgulanıyor. Böylece spor kıyafeti, performans giysisi olmanın ötesinde kültürel kimlik, marka iletişimi ve moda trendlerinin kesişimi olarak karşımıza çıkıyor.

Olimpiyat üniforması, ulusal kimliği moda diliyle yorumlama fırsatı. Bazı ülkeler geleneksel tekstil tekniklerini spor kıyafetlerine uyarlarken, bazıları çağdaş grafik tasarım dilini tercih ediyor. Bu tasarım kodları kültürel hafıza taşıyıcısı. Bir motif bazen bir halk hikayesini, bazen tarihsel bir direnişi, bazen de doğayla kurulan bağı temsil edebiliyor.

Günümüz olimpiyat üniformaları için kumaş teknolojileri, nefes alabilirlik, ısı yalıtımı, aerodinamik yapı ve hareket özgürlüğü gibi unsurlar, estetik tasarım kadar kritik. Gelişen tekstil teknolojileriyle ortaya çıkan ürün performans, ergonomi ve görsel kimliğin birleştiği kompleks bir tasarım objesi oluyor.

Olimpiyat modasında üç ana akım öne çıkıyor: minimalizm, teknoloji ve sürdürülebilir fonksiyonellik

  • Minimalist tasarımlar, özellikle performans odaklı spor dallarında tercih ediliyor. Daha hafif kumaşlar ve yalın siluetler sporcuların hareket kabiliyetini artırıyor. 
  • Teknoloji ise tasarımın görünmeyen kahramanı. Isı kontrolü sağlayan akıllı tekstiller, su itici kaplamalar ve çevresel koşullara uyum sağlayan kumaşlar artık olimpiyat standartlarının parçası. 
  • Geri dönüştürülmüş polyester, organik tekstiller ve düşük karbon ayak izine sahip üretim teknikleri giderek yaygınlaşıyor. Böylece Olimpiyatlar yalnızca spor değil, aynı zamanda geleceğe dair etik mesajlar taşıyan taşıyan bir platforma dönüşüyor.

Kimlik, Temsil ve Sosyoloji

Olimpiyat estetiği ve üniformalar ülkelerin kendilerini dünyaya anlattığı görsel bir manifesto. Açılış törenlerinde sporcuların birlikte yürüdüğü o birkaç dakika, ulusal kimliğin sahnelendiği güçlü bir anlatı. Renkler, kesimler, desenler ve aksesuarlar; hepsi “biz kimiz?” sorusuna verilen bir cevap.

Bazı ülkeler geleneksel motifleri modern spor estetiğiyle harmanlarken, bazıları teknolojik ve minimalist bir stil üzerinden “gelecek vizyonu” sunuyor. Olimpiyat üniforması bu anlamda ulusların kendilerini nasıl görmek istediğini yansıtan kültürel bir arşiv işlevi de görüyor.

Yerel dokuma teknikleri, geleneksel kıyafet siluetleri, halk sanatları ve tarihsel motiflerin teknik spor kumaşlarına uyarlanması, kültürel miras ile teknolojinin buluştuğu özgün bir tasarım dili yaratıyor. Böylece Olimpiyat üniformaları, sadece performans giysisi değil; aynı zamanda kültürel sürekliliğin modern bir yorumu haline geliyor.

Günümüzde Olimpiyat üniformaları yalnızca estetik ve performans açısından değil, temsil ve kapsayıcılık açısından tartışmaya açık. Spor kıyafetleri uzun yıllar toplumsal cinsiyet normlarının güçlü bir yansımasıydı; özellikle kadın sporcuların kıyafetleri performans kadar estetik beklentiler üzerinden değerlendirildi. Ancak son yıllarda farklı beden tiplerine uygun tasarımlar, sporcuların konforu, hareket özgürlüğü ve kişisel tercihleri tasarım süreçlerinde daha fazla önem kazanmaya başladı.

Bu dönüşüm, spor kıyafetlerinin beden politikalarıyla ne kadar ilişkili olduğunu gösteriyor. Sporcuların kendilerini ifade edebilmesi, kimliklerini özgürce temsil edebilmesi ve tasarımların tek tip güzellik algısını yeniden üretmemesi, olimpiyat modasının güncel gündemlerinden biri halinde. Böylece Olimpiyat üniforması yalnızca temsil edilen ülkeyi değil, spor dünyasının değişen değerlerini de yansıtıyor.

Olimpiyat Üniformaları ve Görsel Kültür

olimpiyat estetiği

Olimpiyat açılış törenleri, spor dünyasının en büyük görsel performanslarından biri olarak, ulusal kimliklerin görsel anlatıya dönüştüğü küresel bir gösteri sunuyor. Tasarımcılar açılış töreni kıyafetlerini hazırlarken estetikle birlikte sembolik tasarım anlatımı üzerine de çalışıyor.

Görünürlüğün moda dergileri, sosyal medya platformları ve trend analizlerinde yer alması spor modasının günlük yaşamla kurduğu bağı da güçlendiriyor. Olimpiyat koleksiyonlarından ilham alan tasarımlar sokak modasına yansıyor, spor giyim estetiği genç kuşakların stil tercihlerini etkiliyor. 

Tüm bu değişimlerin temelinde tahmin edersiniz ki dijital medya yatıyor. Sosyal medyada kullanıcılar delegasyon görünümlerini yorumluyor, karşılaştırıyor ve kendi “en iyi üniforma” listelerini oluşturuyor. Bu etkileşim, tasarım süreçlerini doğrudan etkiliyor. Tasarımcılar stadyum izleyicisiyle birlikte dijital platformlarda üniformaları değerlendirecek küresel bir kitleyi de düşünerek koleksiyonlarını oluşturuyor.

Olimpiyat estetiği fotoğraf ve reklam dünyasında da önemli rol oynuyor. Sporcuların portre çekimleri, tanıtım kampanyaları ve marka iş birlikleriyle üniformalar küresel bir görsel iletişim aracı. Bu görüntüler temsil ettikleri kültürü ve tasarım anlayışını da dünyaya sunuyor.

Markalar için olimpiyat üniformaları, performans ürünlerini estetik ve kültürel temsil diliyle birleştiren güçlü bir iletişim alanı yaratırken, reklam kampanyaları ve medya görselleri üniformaları spor ekipmanının ötesine taşıyarak yaşam tarzına dönüştürüyor. Bu açıdan bakıldığında Olimpiyat üniforması spor, sanat, medya ve marka kültürünün kesiştiği çok katmanlı bir görsel anlatı halinde.

2026 Kış Olimpiyatları Üniforma Trendleri

Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda ilk madalya verilmeden önce bile rekabet başka sahnede başlıyor: olimpiyat estetiği. Açılış töreninde sporcuların gerçekleştirdiği geçit töreni, yalnızca delegasyonlarının tanıtımı değil, ulusal kimliklerin tasarım aracılığıyla sergilendiği küresel bir sahne. Olimpiyat üniformaları, sporcuları soğuktan korumanın ötesinde kültürel mirası, estetik anlayışı ve stilin yumuşak gücünü temsil eden sembolik anlatılar sunuyor.

Milano Cortina 2026 koleksiyonları, Olimpiyat estetiği ve kültürel anlatı geleneğini sürdürüyor. Ralph Lauren, Emporio Armani ve Moncler gibi tasarımcılar ulusal sembolleri modern tasarım diliyle yorumlarken Adidas ve Lululemon gibi spor markaları performans teknolojisiyle sporcuların fiziksel ihtiyaçlarını karşılıyor.

Milano Cortina 2026 ile birlikte Olimpiyat sahnesinde, moda ve spor arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor. Açılış törenlerinde sergilenen koleksiyonların günlük modaya girmesi ve tasarımların geniş kitleler tarafından satın alınabilir hale gelmesi, olimpiyatların popüler kültür üzerindeki etkisini güçlendiriyor. Böylece Olimpiyatlar sportif başarılarıyla birlikte, küresel moda trendlerinin de şekillendiği bir platform haline dönüşüyor.

Bugün olimpiyat üniformaları geçmiş ile geleceğin, gelenek ile teknolojinin ve spor ile modanın kesiştiği eşsiz bir anlatı alanı. Milano Cortina 2026 ise bu dönüşümün yalnızca bir durağı. 

Emporio Armani – İtalya Takımı

Emporio Armani, 2012’den bu yana İtalyan Olimpiyat delegasyonunu giydiriyor. İtalya’nın 2026 Olimpiyat üniforması Dolomitlerin karla kaplı zirvelerinden ilham alan süt beyazı tonları ve Armani’nin imza minimalizmini yansıtan zarif silüetlerle dikkat çekiyor. Temiz hatlar, sade renk paleti ve modern kesimlerde İtalyan tasarım geleneğinin sofistike ve zamansız estetik anlayışını görüyoruz. Üniformalarda İtalyan milli marşının sözlerine ince detaylar halinde yer verilmesi ve bayrağın renklerinin zarif grafik unsurlarla tasarıma entegre edilmesi, koleksiyonda ulusal kimliğin çağdaş bir yorumu. 

Goyol Cashmere – Moğolistan Takımı 

Goyol Cashmere, Moğolistan’ın göçebe mirasını lüks kaşmir dokularla yorumlayarak en çok konuşulan olimpiyat koleksiyonlarından birini sunuyor. Koleksiyonun merkezinde Moğol kültürünün en ikonik kıyafetlerinden deel yer alıyor. Yüzyıllardır göçebe yaşam tarzına uyum sağlayacak şekilde tasarlanan deel, geniş silueti, çapraz kapanışı ve kuşak detayıyla hem fonksiyonel hem sembolik bir anlam taşıyor. 

Tasarımlarda kullanılan motifler, doğa ve hayvancılıkla kurulan göçebe kültürel bağa referans verirken; konik şapka ve geleneksel aksesuarlar tarihsel Moğol aristokrasisini ve savaşçı kimliğini çağrıştırıyor. Bu detaylar yalnızca estetik bir tercih değil, Moğolistan’ın kültürel hafızasını ve ulusal kimliğini görünür kılan sembolik unsurlar. Geleneksel zanaatkarlık tekniklerinin çağdaş spor tasarım diliyle birleştiği Olimpiyat üniformaları, Moğol kimliğini uluslararası spor ve moda kamuoyuna güçlü bir görsel anlatı olarak sunuyor.

Stella Jean – Haiti Takımı 

Karayip dağlarının tropikal zirvelerinden Dolomitler’in karla kaplı kalbine uzanan kültürel bir yolculuk. Haiti, Milano Cortina 2026’da Nordic kayak branşında ilk kez yer alarak Kış Olimpiyatları tarihinde yeni bir sayfa açıyor. Hazırlanan üniformalar, Kış Olimpiyatları’nın en dikkat çekici ve anlam katmanları en zengin tasarımlarından.

Haiti-İtalyan tasarımcı Stella Jean, Edouard Duval-Carrié’nin eserlerinden ilham alarak Haiti’nin tarihsel ve kültürel kimliğini tekstil üzerinden anlatıyor. Üniformalar canlı renk paleti, tropikal doğa ve Vodou ikonografisine göndermeler yaparken; grafik desenler dünyanın ilk bağımsız siyah cumhuriyeti olan Haiti’nin tarihsel kimliğini güçlü bir görsel anlatıya dönüştürüyor.Böylece olimpiyat üniformaları postkolonyal kimlik, kültürel hafıza ve uluslararası görünürlük üzerine kurulan sembolik bir temsil alanı haline geliyor.

Ralph Lauren – ABD Takımı

Ralph Lauren, ABD delegasyonunu üst üste 10. kez giydirerek Olimpiyat modasının en ikonik iş birliklerinden birini sürdürüyor. 2026 koleksiyonu Amerikan spor mirasını yansıtan ahşap düğmeli yün paltolar, bayrak motifli örgü kazaklar ve retro kayak estetiğinden ilham alan çok katmanlı performans parçalarıyla öne çıkıyor. Rocky Dağları’ndan Aspen kayak kültürüne uzanan Amerikan kış sporları tarihine referans verirken, Ralph Lauren’in imza American stilini modern spor estetiğiyle yeniden yorumluyor.

Tasarımlar, zamansız stili fonksiyonel dış giyim teknolojileriyle birleştirerek hem törensel hem performans kullanımına uyum sağlayan çok yönlü bir tasarım dili taşıyor. Teknik kumaşlar, ısı yalıtımı sağlayan katmanlı yapı ve ergonomik kesimler, sporcuların konforunu ön planda tutarken Olimpiyat üniforması, aynı zamanda ulusal kimlik ve kültürel temsil anlatısını güçlendiriyor. 

J.Crew & Off Season – ABD Kayak ve Snowboard Takımı

1.Crew, U.S. Ski & Snowboard ile başlattığı üç yıllık iş birliği kapsamında Amerikan kış sporları mirasını nostaljik bir lensle yeniden yorumluyor. Retro Alp estetiğinden ilham alan trikolar, yumuşak polar dokular ve kayak sonrası giyim parçaları kırmızı, beyaz ve mavi tonlarıyla Amerikan spor mirasını yansıtıyor. 

Off Season da nostaljik anlatıya modern bir dinamizm ekliyor. Şişme montlar ve kar tulumları teknik performans detaylarını sokak modasının rahat ve özgür siluetleriyle buluşurken sporcuların yarış dışındaki kimliğini yansıtan çağdaş, genç ve enerjik bir stil dili oluşturuyor.

Nike ve SKIMS – ABD Takımı

Team USA’nın pist ve yarış sahnesindeki teknik gücünü Nike temsil ediyor. Markanın geliştirdiği aerodinamik kesimler, hafif performans kumaşları ve ileri seviye termal katman teknolojileri sporcuların hareket kabiliyetini desteklerken, koleksiyonun görsel dili hız ve performans duygusunu estetik bir anlatıya dönüştürüyor. 

Koleksiyonun en kişisel katmanını SKIMS tamamlıyor. İç giyim ve base layer parçalarında kullanılan termal ve kompresyon destekli tasarımlar, sporcuların performans öncesi hazırlık ve toparlanma süreçlerine eşlik eden yumuşak ama güçlü bir fonksiyonellik sunuyor. SKIMS’in tasarım dili, olimpiyat modasına modern wellness kültürünü taşıyor. 

Lululemon – Kanada Takımı

Kanada’nın sevilen spor giyim markası Lululemon, tekrar Kanada için Olimpiyat üniformaları hazırlıyor; takıma hareket özgürlüğü ve dayanıklılık sağlayan fonksiyonel bir koleksiyon sunuyor. Kanada’nın Olimpiyat estetiği, ülkenin doğal coğrafyasını ve ulusal sembollerini güçlü bir hikaye anlatısına dönüştürüyor. Koyu kırmızı tonları, buzul mavileri ve orman yeşillerinden oluşan renk paleti ülkenin sert iklim koşullarını ve geniş doğal peyzajlarını yansıtırken, tasarımlarda öne çıkan büyük kırmızı akçaağaç yaprağı ulusal kimliğin ikonik sembolü olarak dikkat çekiyor.

Adidas ve Ben Sherman – Büyük Britanya Takımı

Team GB’nin resmi spor kıyafetleri Adidas tarafından tasarlanırken, Ben Sherman ayrı olarak açılış ve kapanış tören kıyafetlerini hazırladı. Adidas’ın koleksiyonu, klasik kırmızı, beyaz ve lacivert renk paletini Union Jack esintili grafikler ve enerjik pembe detaylarla güncel bir görünüme taşıyor. 

Ben Sherman ise Britanya’nın heritage tasarım kodlarını Dolomit manzaralarından ilham alan oversize örgü kazaklar ve Tom Daley iş birliğiyle hazırlanan bayrak temalı aksesuarlarla yorumluyor. Her iki koleksiyon da Milano Cortina 2026’nın en neşeli tasarımları arasında. En ilgi çekici parçalardan biri ise stadyumun her yerinden okunabilecek kadar büyük “Great Britain” yazılı kocaman bir atkı.

Kathmandu – Yeni Zelanda Takımı

Yeni Zelanda takımı, Milano Cortina 2026’da ülkenin outdoor mirasını temsil eden Kathmandu ile iş birliği yaparak doğa odaklı spor estetiğini olimpiyat sahnesine taşıyor. Koleksiyonun görsel dili, Yeni Zelanda’nın dramatik doğal peyzajlarından ilham alıyor. Derin siyah tonları, dağ silüetlerinden ve gece gökyüzünden referanslar taşırken, sürdürülebilir malzeme kullanımı ülkenin doğayla kurduğu güçlü bağa bir işaret.

 

Geri dönüştürülmüş okyanus plastiklerinden üretilen kumaşlar ve çevre dostu üretim teknikleri, koleksiyonu yalnızca performans giyimi değil; çevresel sorumluluk ve modern outdoor yaşam kültürünü yansıtan bir stil anlatısı. Kathmandu’nun tasarım yaklaşımı, Yeni Zelanda’nın macera ruhunu ve doğayla uyumlu yaşam felsefesini olimpiyat sahnesine taşıyan çağdaş bir spor modası hikayesi.

Moncler – Brezilya Takımı

Lüks dağ giyimi markası Moncler, 1968’den bu yana ilk kez Kış Olimpiyatları’na dönüyor ve Brezilya için Olimpiyat üniforması ile karşımıza çıkıyor! Marka DNA’sıyla uyumlu parçalarıyla hem elit teknik performansı hem de çağdaş stil dilini aynı anda sahneye taşıyan marka, Milano Cortina 2026 içinde en özgün stil yorumlarından biri. Off-white ve fildişi tonlarında, performans odaklı ski tulumları ve teknik parkalar, yıldız detaylar ve Brezilya bayrağından ilham alan grafiklerle zenginleşiyor.

66°North – İzlanda Takımı

İzlanda’nın köklü outdoor markası 66°North, 100. yıl dönümüne denk gelen Milano Cortina 2026 için tasarladığı Olimpiyat üniformaları Kuzey Atlantik’in sert rüzgarları ve volkanik peyzajlarından ilham alıyor. Yüksek performanslı su ve rüzgar geçirmez kumaşlar, katmanlı teknik dış giyim ve minimalist İskandinav estetiği tasarımın merkezinde yer alıyor.

Koleksiyonun görsel dili, İzlanda’nın dramatik doğal manzaralarını stil anlatısına dönüştürürken buzul beyazları, lav siyahları ve derin okyanus tonlarından oluşan renk paleti, ülkenin volkanik ve kutup coğrafyasına güçlü bir referans sunuyor. Fermuardaki kırmızı ve mavi gradyan efektli bayrak detayı ise koleksiyon için güçlü bir kimlik. İzlanda’nın Olimpiyat estetiği, ülkenin doğayla kurduğu hayatta kalma kültürünü modern spor modasıyla buluşturan zarif ve güçlü bir stil hikayesi.

Le Coq Sportif – Fransa Takımı

Fransız spor mirasının sembolik markalarından olan Le Coq Sportif, Fransız zarafetini ve sportif geleneğini olimpiyat sahnesine taşıyor. Koleksiyonun görsel dili, Fransız moda geleneğinin zamansız şıklığını spor estetiğiyle buluşturuyor. Mavi, beyaz ve kırmızı tonlarının zarif kullanımı ulusal kimliğe güçlü bir referans sunarken, retro atletizm ve kayak kültüründen ilham alan detayla Fransız spor tarihine nostaljik bir dokunuş. 

Dale of Norway – Norveç Takımı

Dale of Norway, Norveç takımı için ilk Olimpiyat trikosunu 1956’da Cortina’da üretme. Tam 70 sene sonra Milano Cortina 2026 için hazırlanan koleksiyon, mirasa saygı duruşunda bulunarak dışı saf Norveç yününden, içi ise %100 merinos yünden üretilme. Kış sporlarıyla özdeşleşen yün dokular ve folklorik motiflerle dikkat çeken bu Olimpiyat estetiği, kış sporlarının tarihsel köklerine referans veren güçlü bir kültürel anlatı sunuyor.