Nurus’tan aldığımız ilhamla hayata geçirdiğimiz “Otur Bi Konuşalım” serisinin ikinci bölümünde, Nurus’un 3. kuşak temsilcisi Güran Gökyay ile markanın köklerinden geleceğin çalışma kültürüne uzanan yolculuğunu konuştuk. 100 yıla yaklaşan bu hikâye; zanaatkârlık, teknoloji, tasarım ve insan odağının nasıl iç içe geçebileceğini güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.
Röportajı ister izleyebilir, isterseniz okuyabilirsiniz. Buyrunuz.
Nesiller Arası Taşınan En Büyük Miras: İtibar

Bihter Ayyıldız: 99 yıllık köklü bir marka ve üç nesillik bir hikâye… Bu yolculuğun en başına, Nurettin Usta’ya gidelim. Nasıl başladı her şey?
Güran Gökyay: Birinci kuşakta Nurettin Usta var. Çok iyi bir marangoz ve dönemi için oldukça ilerici işler yapıyor. Ne yazık ki erken yaşta vefat ediyor ama arkasında çok güçlü bir miras bırakıyor. Ankara Siteler’in kurucularından biri.
Biz yıllar boyunca hem dededen gelen itibarın hem de anne-babanın yarattığı markanın getirdiği güvenin çok faydasını gördük. Öyle ki zor dönemlerde, “Siz Nurettin Usta’nın torunlarısınız” denilerek bize güvenildi. Bu, parayla satın alınamayacak bir değer.
Gelişen Vizyonda Nesillerin Katkısı

Bihter Ayyıldız: Siz ve Renan Bey’in devraldığı dönemde markada nasıl bir kırılma yaşandı?
Güran Gökyay: Her dönemin kendi dinamikleri var. 1983’e kadar daha çok ev mobilyası üretilirken, sonrasında Türkiye’de bankacılığın gelişmesiyle birlikte ofis mobilyasına yönelim başladı. Bugün geldiğimiz noktada, mobilya artık bir “enstrüman”. Çalışmayı destekleyen, insan performansını doğrudan etkileyen bir sistem parçası.
Renan tasarım kökenli, ben ise süreç ve sistem tarafına daha yakınım. Bu iki farklı bakış açısı birleşince Nurus’ta kolektif bir akıl oluştu. Bu da markanın sürdürülebilir şekilde büyümesini sağladı.
Made of Nurus: Bir Ürün Değil, Bir Yaklaşım

Bihter Ayyıldız: Nurus’u diğer markalardan ayıran temel fark nedir?
Güran Gökyay: Bizim için mesele sadece ürün üretmek değil. Bir düşünce biçimi üretmek. Biz buna “Made of Nurus” diyoruz. “Made in” ya da “Made by” değil. İçinde cesaret, teknoloji, empati, insanlık ve öngörü olan bir yaklaşım. Bu yaklaşım; tasarımdan üretime, müşteri deneyiminden çalışan kültürüne kadar her noktada kendini gösteriyor.
Sadece “Mobilya” Değil; Yaşam Sistemi Tasarımı

Bihter Ayyıldız: Özellikle Calma gibi ürünleriniz bu yaklaşımın somut örnekleri. Biraz anlatır mısınız?
Güran Gökyay: Calma sadece bir ürün değil; bir ihtiyaçtan doğdu… Bugün inanılmaz bir veri akışı var ve insanlar sürekli uyarana maruz kalıyor. Bu yüzden odaklanmaya, sakinleşmeye ve kendilerine ait bir alana ihtiyaç duyuyorlar. Calma bu ihtiyaca cevap veriyor. Akustik, hava kalitesi, kullanılan malzemeler… Hepsi insan sağlığı gözetilerek tasarlanıyor. Çünkü bizde sağlık bir seçenek değil, zorunluluk.
Üretimin Merkezindeki Özel Teknoloji

Bihter Ayyıldız: Sizi farklı kılan bir diğer unsur da üretim gücünüz. Neden bu kadar entegre bir yapı kurdunuz?
Güran Gökyay: Çünkü kontrol önemli. Biz plastik enjeksiyondan alüminyum üretimine, kalıp teknolojisinden son ürüne kadar her şeyi kendi bünyemizde üretiyoruz. Bu çok ciddi bir yatırım ama bize büyük bir esneklik sağlıyor. Bugün dünyada tedarik zinciri kırılgan. Biz bu konuda bağımsızız.
Konforun Ötesinde Sağlık için de Ergonomi

Bihter Ayyıldız: Kapsayıcı tasarım yaklaşımınız da dikkat çekici. Özellikle farklı bedenlere uyum sağlayan ürünleriniz…
Güran Gökyay: Çünkü insan bedenleri farklı. Çalışma sandalyesi çeşitli olmalı ya da bir koltuk herkes için çalışmalı. 45 kilodan 130 kiloya kadar farklı bedenlere uyum sağlayabilmeli. Bunun uluslararası sertifikasyonları var. Biz koltuklara “koruyucu sağlık enstrümanı” olarak bakıyoruz.
Omurga Sağlığı için Çocuklara Özel Çözümler

Bihter Ayyıldız: Çocuklara yönelik ürünleriniz de bu yaklaşımın bir parçası mı?
Güran Gökyay: Kesinlikle. Omurga sağlığı çocuklukta başlar. Bir ürünün büyüyen bireye uyum sağlaması gerekir. Bu yüzden çocuklar için de özel çözümler geliştiriyoruz. Bu, uzun vadeli bir yatırım aslında.
Sosyal Sorumluluk: Engelli Bireyler Projesi

Bihter Ayyıldız: Engelli bireyler için geliştirdiğiniz proje de oldukça etkileyici.
Güran Gökyay: Orada ticari bir motivasyon yoktu. Normalde 8–10 bin dolar olan ürünleri çok daha ulaşılabilir maliyetlere indirdik ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. Hatta üretim kalıplarını da paylaştık. Bu bizim için bir sorumluluktu.
Doğasına Uygun Marka Görünürlüğü

Bihter Ayyıldız: Bu kadar değerli işler yaparken neden daha fazla anlatmıyorsunuz?
Güran Gökyay: Belki de biraz daha anlatmalıyız. Ama bazı şeylerin doğası gereği sessiz kalması gerektiğini de düşünüyoruz.
İyi Bir Ofis Nedir?

Bihter Ayyıldız: Röportajı bitirirken bir cümleyi tamamlamanızı rica edeceğim: İyi bir ofis…
Güran Gökyay: İyi bir ofis kapsayıcı ve sağlıklı olmalı. 2000 yılında bir mottomız vardı: “Nurus sadece ofis mobilyası değil, motivasyon tasarlar.” İnsanlar mutlu oldukları yerde verimli olur. Sağlıklı oldukları yerde iyi üretir. Empati kurabildikleri yerde kültür oluşur. İyi bir ofis, tüm bunların dengeli birleşimidir.
Bihter Ayyıldız: Çok teşekkür ederim, bu yoğun temponuzda vakit ayırdığınız için.
Güran Gökyay: Ben teşekkür ederim, çok keyifliydi.










