Türkiye’deki İlk Yerleşim Yerleri ve En Eski Yerleşkeler

Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2026

Türkiye’deki ilk yerleşim yerleri, insanlık tarihinin yerleşik yaşama geçiş sürecini anlamamızı sağlayan önemli merkezlerdir. Anadolu’nun en eski yerleşim yerleri arasında Göbeklitepe, Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi dünyanın en eski yerleşkeleri bulunur. Bu bölgeler, Neolitik dönemden başlayarak tarımın, toplumsal yaşamın ve ilk şehirleşme örneklerinin izlerini taşır.

Türkiye’deki İlk Yerleşim Yerleri Nasıl Ortaya Çıktı?

Türkiye’nin En Eski Yerleşim Yerleri
Fotoğraf: Wikimedia Commons

İnsanın evrim tarihine göre günümüzdeki modern insan olan Homo Sapien Sapiens’in Afrika kıtasından geldiği düşünülür. Yaklaşık olarak 2.5 milyon yıl önce evrimleştiği düşünülen Homo cinsi, ilerleyen dönemlerde gelişimini sürdürerek Afrika’dan çeşitli coğrafyalara yayılmayı başarmıştır.

Son yapılan çalışmalara göre Anadolu’da ilk insan izleri, 1.5 milyon yıl öncesine dayanır. İlginç bir hikayeye sahip olan Denizli İnsanı’nın günümüzden 1.5 milyon yıl önce Denizli yakınlarında yaşadığı düşünülür. Aynı zamanda bilinen en eski tüberküloz hastalığına sahip olan Denizli İnsanı, Anadolu’da insan yaşamı için ilklerden biri olarak görülür.

Verimli topraklarıyla dikkat çeken Anadolu, zaman içerisinde insanların avcı toplayıcı kültürden tarıma dayalı yerleşik hayata geçişinde önemli bölgelerden biri olmayı başarmıştır. Anadolu’da ilk yerleşik insan yaşamının M.Ö 12.000 yılından daha da önceye dayandığı kabul edilir. Aynı zamanda ilk kapsamlı uygarlıklar olarak kabul edilen Hatti, Akad, Asur, Luvi ve Hitit uygarlıkları, Anadolu’da ortaya çıkmıştır. Ayrıca insanlığın ilk yazılı ve sözlü anlatılarının Anadolu toprakları ve çevresinde doğduğu düşünülür.

Anadolu’da İlk Yerleşim Yerlerinin Özellikleri

türkiye'deki ilk yerleşim yerleri
Çatalhöyük

İlk yerleşim örneklerine bakıldığında Anadolu’daki ilk yerleşim yerlerinin bazı ortak özellikler taşıdığı görülür. Paleolitik ve Mezolitik dönemlerde insanlar genellikle mağaralar ve doğal korunaklı alanlarda yaşamayı tercih etmiş, avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sağlamıştır. Yarımburgaz, Karain, Öküzini ve Şarklı Mağara gibi yerleşimler bu dönemin izlerini günümüze taşır.

Neolitik Çağ ile birlikte Anadolu’daki yerleşim düzeninde önemli değişimler yaşanmıştır. İnsanlar göçebe yaşamdan uzaklaşarak tarım ve hayvancılığa dayalı daha kalıcı yerleşimler kurmaya başlamıştır. Çayönü, Çatalhöyük ve Göbeklitepe gibi merkezler, yerleşik hayatın yaygınlaşmasıyla birlikte toplumsal yaşamın, iş bölümünün ve mimari faaliyetlerin geliştiğini göstermektedir.

Anadolu’nun ilk yerleşim yerleri incelendiğinde su kaynaklarına yakınlık, verimli tarım alanları, doğal korunaklı bölgeler ve toplu yaşamı destekleyen coğrafi koşulların öne çıktığı görülür. Bu özellikler sayesinde Anadolu, tarih boyunca farklı medeniyetlerin yerleşmeyi tercih ettiği önemli bir yaşam merkezi hâline gelmiştir.

Türkiye’nin En Eski Yerleşim Yerleri

Türkiye’nin En Eski Yerleşim Yerleri
Fotoğraf: MarieBrizard

Anadolu’daki en eski yerleşim yerleri, tarih öncesi çağın üç bölümünde detaylıca incelenebilir. Türkiye topraklarında yerleşik medeniyet kültürünün kanıksanmasıyla birlikte Kalkalotik Çağ ve sonraki dönemlerde Anadolu’da insan yaşamına sıklıkla rastlanmaya başlamıştır. 

Türkiye’deki İlk Yerleşim Yerleri: Paleolitik Çağ

M.Ö 600 bin ile 10 bin yılları arasını kapsayan Paleolitik Çağ, Anadolu’da kültürün evrimi için son derece önemli çağlardan biri olarak kabul edilir. O dönemden tespit edilen Türkiye’deki ilk yerleşim yerleri ışığında Anadolu’da ilk insan yerleşimi izleri, günümüzde dahi Paleolitik Çağ’a kadar gözlemlenebilir.

Yarımburgaz Mağarası: Türkiye’nin En Eski Yerleşim Yerlerinden Biri

Türkiye’nin En Eski Yerleşim Yerleri
Fotoğraf: Wikimedia Commons

İstanbul’da Küçükçemece Gölü’nün 1.5 kilometre kuzeyinde yer alan Yarımburgaz Mağarası’nda, Alt Paleolitik Çağ’a ait el aletleri bulunmuştur. Türkiye’deki en eski yerleşim yeri olarak kabul edilen Yarımburgaz Mağarası’nda toplanan hayvan fosilleriyle birlikte Paleolitik Çağ dönemi insanlarının avcı ve toplayıcı kimliğinde alet yapımı ve kullanımını benimsediği gözlemlenebilir. 

Karain Mağarası: Anadolu’da 500 Bin Yıllık İnsan Yaşamı

Türkiye’nin En Eski Yerleşim Yerleri
Fotoğraf: Wikimedia Commons

Batı Toroslar’da bulunan Şam Dağı’nın Akdeniz’e bakan tarafında doğal yollarla oluşmuş bir mağara olan Karain Mağarası, 500 bin yıl önceye dayanan yaşam izlerine sahiptir. İlk defa 1946 yılında yapılan kazılarla ortaya çıkartılan Karain Mağarası tarihi, Paleolitik Çağ’a kadar dayanan geçmişiyle birlikte Anadolu’da insan varlığına ışık tutmaktadır.

Türkiye’deki İlk Yerleşim Yerleri: Mezolitik Çağ

M.Ö 10.000-8.000 yılları arasını ifade eden Mezolitik Çağ, tarih sonrası medeniyetlere daha yakın toplumların ortaya çıkmaya başladığı ve çoğu kültürün doğuş noktası olan Neolitik Çağ ile Paleolitik Çağ arasındaki bir dönem olarak görülmektedir. Mezolitik Çağ, aynı zamanda Anadolu’da alet kullanımının yer aldığı kapsamlı tarımın başlangıcı olarak da kabul edilir.

Öküzini Mağarası: Mezolitik Dönemden Günümüze Ulaşan İzler

Türkiye’nin En Eski Yerleşim Yerleri

Antalya’da yer alan Öküzini Mağarası, ismini mağara duvarlarına boyanmış bir şekilde bulunan öküz tasvirlerinden alır. Neolitik ve Kalkolitik çağlara dair yaşam izleri de barındıran Öküzini Mağarası’nda yaşamın izlerine M.Ö 17 bin-16 bin yıllarına kadar rastlanabilir. Mağaranın belirli bir dönemde mezarlık olarak kullanıldığına dair önemli işaretler de bulunur.

Şarklı Mağara: Anadolu’nun Eski Yerleşim Alanlarından Biri

Gaziantep’in Dülük köyü yakınlarında bulunan Şarklı Mağara’nın tarihi, ilk defa 1982 yılında gerçekleştirilen sondaj çalışmasıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Anadolu’nun en eski yerleşim yerleri arasında yer aldığı düşünülen Şarklı Mağara’da Ortataş dönemine ait çeşitli aletler ve Yontmataş dönemine ait bulgular tespit edilmiştir.

Türkiye’deki İlk Yerleşim Yerleri: Neolitik Çağ 

Doç. Dr. Sevcan Yıldız’ın deyimiyle Anadolu’da insan yaşamının A’dan Z’ye değişim gösterdiği Neolitik Çağ, Türkiye’deki en eski yerleşim yerleri açısından büyük önem teşkil etmektedir. Yeni Taş veya Cilalı Taş isimleriyle de adlandırılan Neolitik Çağ, tarım temelli medeniyetin gelişmesiyle birlikte bireysellikten toplumsallığa dönüşün yapı taşlarını içerisinde taşır. Neolitik Çağ’ın Anadolu’da M.Ö 8 binli yıllarda başladığı düşünülür. 

Çayönü: Anadolu’da Yerleşik Hayatın İlk Örnekleri

Türkiye’nin En Eski Yerleşim Yerleri
Fotoğraf: Wikimedia Commons

Diyarbakır’da yer alan Çayönü, Anadolu’da Neolitik Çağ yerleşimlerinin ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. M.Ö 8200-2000 yılları arasında yerleşim izleri barındıran Çayönü, tarihte ilk defa köpeklerin evcilleştirildiği yer olarak bilinmektedir. Çayönü ayrıca tarih öncesi dönemde sanata dair dikkate değer buluntulara ev sahipliği yaptığı için erken insan kültürü için büyük önem taşır.

Çatalhöyük: Dünyanın En Eski Yerleşim Merkezlerinden Biri

Türkiye’nin En Eski Yerleşim Yerleri
Fotoğraf: Wikimedia Commons

UNESCO Dünya Mirası’nda da yer alan Çatalhöyük, tarihi Neolitik ve Kalkolitik Çağ’a uzanan bir antik kenttir. Çatalhöyük’te yerleşimin 9 bin yıl öncesine kadar dayandığı düşünülür. Konya’da bulunan Çatalhöyük, tarih boyunca Bizans devletine kadar sıklıkla medeniyetler tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. 

Çeşitli bölümlerden oluşan antik kentte saray, tapınak, ortak kullanım alanı ve depolama alanı saptanmıştır. Ayrıca Anadolu’daki en eski tapınak olduğu düşünülen Doğu Höyük, Çatalhöyük Antik Kenti içerisinde yer almaktadır. Çatalhöyük’ün nüfusunun belirli dönemlerde 10 bine kadar ulaştığı belirtilir.

Göbeklitepe: Tarihin Bilinen En Eski Tapınak Kompleksi

Türkiye’nin İlk Yerleşim Yerleri
Fotoğraf: Wikimedia Commons

Şanlıurfa’nın Örencik köyü yakınlarında bulunan Göbeklitepe, sıklıkla kaynaklarda “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilir. Yan yana dizilen dikilitaşlarla birlikte insanların ve hayvanların betimlendiği düşünülen alanın, aslında bir tapınak olduğu düşüncesi, medeniyet tarihi açısından kanıksanmış bilgileri yıkmıştır. Tarihsel olarak en az 11.600 yıl öncesinde insan yerleşimine ev sahipliği yaptığı düşünülür.

Göbeklitepe’nin keşfine kadar bilim insanları, süregelen bir düşünceyle tarih öncesi çağ insanlarının göçebe küçük gruplar halinde örgütlenen avcı-toplayıcı sosyal yapılar şeklinde yaşadığını düşünüyordu. Ancak yapılan kazılar kapsamında Göbeklitepe’de bulunan taş yontuları, semboller ve motifler, kalıntıların aslında bir tapınağı işaret ettiğini, yani sanılandan çok daha önce varoluş ve yaşama tutunma hikayesinde insanların karmaşık sosyokültürel bir yapı geliştirdiğini ortaya koydu. 

Belirli bir dönemde bölge insanları için oldukça uğrak bir nokta haline gelen Göbeklitepe’deki devasa dikili taşların inşa ettirilmesi için en az 500 kişinin beraber çalışmış olması gerektiği düşünülür. Bu yönüyle Göbeklitepe, kapsamlı mimari çalışma açısından Mısır’daki ünlü piramitlerden çok daha eskiye dayanır.

Kaynakça: Anadolu ve Tarih Öncesi Çağlar – Doç. Dr. Sevcan Yıldız

Longines
Nurus