Kadın iç giyiminde tasarım anlayışı, konfor beklentisi ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı hızla dönüşüyor. Suwen Yönetim Kurulu Üyesi ve Ürün Geliştirme ve Üretimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ferda Sümer Arslan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, sektörün geçirdiği bu dönüşümün izini sürdük. Kadın emeğinden Filenin Sultanları sponsorluğuna, yerli üretimden ürün geliştirme süreçlerine uzanan sohbetimizde, iç giyim sektörünün bugününü ve geleceğini konuştuk.
Filenin Sultanları Sponsorluğu Hikayesi

Bugün dünyanın pek çok küresel markası kadınların güçlenmesine yönelik projeler geliştiriyor. Ancak ülkemizden doğan ve kadın emeğini kurum kültürünün merkezine yerleştiren markaların bu alandaki duruşu ayrı bir anlam taşıyor. Suwen’in Filenin Sultanları’na verdiği destek de bana yalnızca bir sponsorluk değil; emeğe, azme ve kadın dayanışmasına duyulan uzun soluklu bir inancın yansıması gibi geliyor. Üretimdeki titizlikle sahadaki kadın sporcuların disiplini arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz? Sizce kadınların başarı hikâyelerini mümkün kılan en temel ortak değer nedir?
Türkiye Voleybol Federasyonu ile iş birliğimiz, kadınların gücünü ve kararlılığını sembolize eden Filenin Sultanları’na olan hayranlığımız ve desteğimizle başladı. Sporun birleştirici ve ilham verici gücüne inanıyoruz ve özellikle kadın voleybolcularımızın azmi, Suwen’in güçlü ve kadınları her alanda destekleme misyonuyla örtüşüyor. Biz de kadınlar için kadınlarla çalışan bir şirket olarak Türkiye’de kadın voleybolunun başarısına destek vermek amacıyla 2023 – 2026 yılları arasında resmi sponsor olmaya karar verdik. Bundan dolayı çok mutlu ve gururluyuz. Dünyada adımızı duyuran, başarılarıyla hepimizi gururlandıran A Milli Kadın Voleybol takımımız başta olmak üzere kadınları her daim desteklemeye devam ediyoruz.
Toplam yönetici kadın oranı %55 olan Suwen, bölge yöneticileri dahil olmak üzere geniş bir yelpazede kadın yöneticiye sahip. Bu oran, kadınların yönetim pozisyonlarında daha fazla yer almasını sağlayan Suwen’in stratejik yaklaşımının bir sonucu. Ayrıca, genel merkezde çalışan kadın oranı da %70 ile dikkat çekiyor. Suwen, Türkiye’de 51 ilde 195 perakende mağazası ile büyümeye ve kadın istihdamını desteklemeye devam ediyor.
Suwen’in kadın istihdamına verdiği önem sadece yönetim kademeleriyle sınırlı değil. Merkez depo kadın çalışan oranı %49 olarak belirlenmiş durumda. Bu oran, Suwen’in her kademede cinsiyet eşitliğine verdiği değeri gösterirken kadınların lojistik ve depo yönetimi gibi alanlarda da etkin bir şekilde yer aldığına dikkat çekiyor. En büyük fark insan gücündeki eşitliği sağlıyor diyebiliriz.
Yerli Üretimin Stratejik Gücü

PlumeMag Green Up Meetings’de sıkça dile getirdiğimiz bir cümle var: “Yerel kalkınırsa değer katlanır.” Çünkü gerçek değer, çoğu zaman üretildiği coğrafyada başlıyor. Suwen üretimini Türkiye’de gerçekleştiren güçlü markalardan biri. Sizce yerel üretim bugün bir marka için yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve stratejik bir değer de taşıyor mu?
“Yerel kalkınırsa değer katlanır” sözünüze kalpten katılıyorum. Biz üretimimizi Türkiye’de gerçekleştiriyoruz ve bunu sadece lojistik veya finansal bir avantaj olarak görmüyoruz. Bu duruş, her şeyden önce bu topraklara olan sorumluluğumuzun ve kültürel bağlılığımızın bir göstergesi. Tekstilci ve üretici bir aileden geliyorum. Öğrencilik yıllarımdan beri aile şirketimizde tüm üretim süreçlerine şahit olan ve deneyimleyen bir iş insanıyım.
Türkiye, tekstilde ve özellikle yüksek hassasiyet gerektiren iç giyim üretiminde dünyanın en nitelikli iş gücüne sahip coğrafyalarından biri. Yerelde üretim yapmak, bu topraklardaki kadın emeğini doğrudan ekonomiye kazandırmak ve binlerce kadının hayatına dokunmak demek.
Kültürel açıdan bakarsak; Türk kadınının beden yapısını, giyim alışkanlıklarını, coğrafyamızın ihtiyaçlarını en iyi biz analiz edebiliyoruz. Stratejik olarak da çok daha esneğiz; değişen taleplere hızla yanıt verebiliyor, kalitemizi her an yerinde kontrol altında tutabiliyoruz.
Kısacası yerel üretimin gücü, markamızın özgün ruhunu ve kalitesini koruyan en önemli kültürel ve stratejik kalkanımızdır.
İç Giyim Tasarımında Kadın Deneyiminin Yeri

Suwen, kadının tenine en yakın markalardan biri. Bir tasarımın yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda bir kadının özgüvenine ve yaşamına eşlik eden bir deneyime dönüşmesi sizin için nasıl başlıyor? Bir ürünü sizin için “tamamlandı” dedirten şey nedir?
Bizim için bir tasarım, kumaş ya da renk seçimiyle başlamıyor; kadının hayatını anlamakla başlıyor. Gün içinde farklı rolleri üstlenen, çalışan, üreten, sosyalleşen ve sürekli hareket halinde olan kadınların ihtiyaçlarını dinliyor, tasarımlarımızı bu içgörüler üzerine inşa ediyoruz. Bir ürünün yalnızca güzel görünmesi değil; doğru hissettirmesi, gün boyu rahatlık sağlaması ve kadının kendini daha özgüvenli hissetmesine katkıda bulunması bizim için en önemli kriter.
Suwen olarak estetik ve fonksiyonun birbirini tamamladığı ürünler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu nedenle tasarım sürecinde kumaş seçiminden kalıp geliştirmeye, beden çeşitliliğinden kullanım testlerine kadar her detayı titizlikle değerlendiriyoruz. Özellikle kalıp konusundaki uzmanlığımız, ürünlerimizin farklı vücut tiplerinde aynı konforu ve uyumu sunabilmesini sağlayan en önemli gücümüz.
Bir ürünün bizim için gerçekten tamamlanmış sayılması ise üretim bandından çıkmasıyla değil, bir kadının onu giydiğinde kendini daha rahat, daha güçlü ve daha iyi hissetmesiyle mümkün oluyor. Çünkü Suwen’de tasarladığımız her ürünün kadınların günlük yaşamına doğal bir şekilde eşlik etmesini, gardıroplarında uzun yıllar severek kullandıkları vazgeçilmez parçalardan biri olmasını hedefliyoruz.
Kadınların Geliştirdiği Suwen Koleksiyonları

Yönetim Kurulu Üyesi olarak stratejik kararlar alırken, ürün geliştirme tarafında da tasarımın içindesiniz. Analitik bakış açınızla yaratıcı sezginiz birbirini nasıl besliyor?
Aslında bu iki rol birbirinden ayrı değil; tam tersine birbirini besleyen iki önemli bakış açısı. Yönetim Kurulu’nda büyüme stratejileri, yatırımlar, verimlilik ve finansal sonuçlar üzerine kararlar alırken analitik düşünmek zorundasınız. Ürün geliştirme ve tasarım tarafına geçtiğimde ise kadınların yaşam tarzını, beklentilerini, hislerini ve değişen ihtiyaçlarını anlamaya odaklanıyorum.
Ben her zaman veriye inanan biriyim. Ancak verinin tek başına yeterli olduğuna da inanmıyorum. Veriler bize kadınların ne satın aldığını söylüyor; tasarım ise neden o ürünü seçtiklerini anlatıyor. İşte o iki bakış açısı birleştiğinde gerçekten güçlü ürünler ortaya çıkıyor.
Örneğin satış performansları, müşteri geri bildirimleri ve kullanım alışkanlıkları bize önemli içgörüler sunuyor. Tasarım sürecinde ise bu içgörüleri estetik, konfor ve fonksiyonla buluşturuyoruz. Bir ürünün başarılı olması için yalnızca trend olması yetmiyor; doğru kalıba, doğru kumaşa ve doğru kullanım deneyimine de sahip olması gerekiyor.
Sanırım beni en çok heyecanlandıran nokta da bu. Bir yanda rakamlarla büyümeyi yönetirken, diğer yanda kadınların hayatına gerçekten dokunacak bir ürünün ortaya çıkış sürecinin içinde olmak. Suwen’in ürün geliştirme anlayışının en önemli gücü de analitik bakış açısıyla yaratıcı sezgiyi aynı masada buluşturabilmesi.
Bu sezon koleksiyonunu oluştururken sizi en çok heyecanlandıran çıkış noktası neydi? Kadınların değişen yaşam biçimi tasarım kararlarını nasıl etkiledi?
Bu sezon bizi en çok heyecanlandıran şey, kadınların değişen yaşam ritmini tasarıma yansıtabilmek oldu. Artık kadınların hayatı tek bir ana ya da tek bir role göre şekillenmiyor. Aynı gün içinde iş hayatı, sosyal yaşam, seyahat, spor ya da tatil planları birbirine geçiyor. Dolayısıyla giyimden beklentileri de değişiyor; daha çok yönlü, daha fonksiyonel ve farklı kullanım alanlarına uyum sağlayan ürünler arıyorlar.
Bu değişimi koleksiyonlarımızın çıkış noktası olarak gördük. Özellikle plaj koleksiyonumuzu tasarlarken sadece denizde ya da havuz kenarında giyilecek ürünler değil, günün farklı anlarına eşlik edebilecek parçalar geliştirmeye odaklandık. Bir mayo ya da bikini, üzerine alınan bir gömlek, pareo veya crochet pantolonla gün batımı buluşmasına ya da sahil akşamına kolayca uyum sağlayabiliyor. Biz bu çok yönlülüğü yalnızca stil açısından değil, ürünün kullanım ömrünü ve değerini artıran önemli bir tasarım yaklaşımı olarak görüyoruz.
Aynı zamanda kadınların artık kendilerini kalıplar içinde tanımlamak istemediğini görüyoruz. Bu nedenle koleksiyonlarımızda daha hafif kumaşlar, doğal dokular, rahat kalıplar ve zamansız silüetlere ağırlık verdik. Bizim için tasarımın başarısı yalnızca sezon trendlerini yakalamak değil; kadınların hayatına gerçekten uyum sağlayan ürünler geliştirebilmek.
Suwen çalışanlarının yaklaşık %90’ı kadın. Kadınlar için üretirken üretimin de büyük ölçüde kadınlar tarafından şekillenmesi koleksiyonların ruhuna nasıl yansıyor?
Bu, Suwen’in en güçlü yönlerinden biri. Kadınlar için tasarlıyor olmamız kadar, bu ürünlerin geliştirilme sürecinde kadınların deneyimlerinin belirleyici olması da bizim için çok değerli. Bugün ekip arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu kadın ve bu durum tasarım kararlarımızdan ürün geliştirmeye kadar her aşamaya doğal olarak yansıyor.
Çünkü bir ürünü değerlendirirken yalnızca teknik özelliklerine bakmıyoruz. “Bu askı gün boyu rahat olur mu?”, “Bu kumaş tenle buluştuğunda nasıl hissettirir?”, “Bu kalıp gerçekten farklı vücut tiplerinde aynı konforu sağlar mı?” gibi soruları çoğu zaman kendi deneyimlerimiz üzerinden de sorguluyoruz. Bu da bize kullanıcıyı çok daha iyi anlayabilme avantajı sağlıyor.
Kadınları en iyi yine kadınların anlayabildiğine inanıyorum. Belki de bu yüzden koleksiyonlarımız yalnızca estetik olarak değil; kullanım kolaylığı, konfor ve fonksiyon açısından da kadınların gerçek ihtiyaçlarına karşılık verebiliyor. Bence Suwen’in en önemli farkı, ürünlerini kadınlar için değil, kadınlarla birlikte geliştiriyor olması.
Ev Giyiminden Plajlara: Geleceğin Gardırobu

Ev giyiminden plaj koleksiyonlarına uzanan ürünleriniz, aslında kadının yaşam biçimine de eşlik ediyor. Sizce geleceğin kadını nasıl bir gardırop hayal ediyor? Suwen bu dönüşümün neresinde duruyor?
Bence geleceğin gardırobu daha bilinçli seçimlerden oluşacak. Kadınlar artık çok sayıda ürün yerine, farklı anlara uyum sağlayan, uzun süre kullanabilecekleri, kaliteli ve çok yönlü parçaları tercih ediyor. Günümüz kadını için rahatlık artık bir lüks değil, vazgeçilmez bir ihtiyaç. Aynı şekilde, kıyafetin altında görünmeyen ama gün boyu kendini iyi hissettiren invisible ürünler de gardıropların en önemli tamamlayıcıları haline geliyor.
Biz de Suwen olarak bu değişimi yakından takip ediyor, koleksiyonlarımızı kadınların gerçek yaşam biçiminden ilham alarak geliştiriyoruz. İç giyimden ev giyimine, plaj koleksiyonlarından shapewear’a kadar tüm kategorilerimizde ortak hedefimiz; rahatlığı, fonksiyonelliği ve şıklığı aynı üründe buluşturmak. Bir ürünün yalnızca güzel görünmesi değil, günün her anında kadına eşlik edebilmesi bizim için çok daha değerli.
Özellikle invisible ürün grubumuz, bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri. Kıyafetin altında görünmeyen ama gün boyu konfor sağlayan, varlığını hissettirmeden destek sunan bu tasarımlar, kadınların gardıroplarında vazgeçilmez bir yere sahip. Çünkü bazen en iyi tasarım, kendini göstermeyen ama eksikliği hemen hissedilen tasarımdır.
Biz geleceğin gardırobunu; daha rahat, daha akıllı ve daha çok yönlü bir gardırop olarak görüyoruz. Şıklığın gösterişten değil, iyi hissettiren detaylardan geldiğine inanıyoruz. Suwen olarak da kadınların yaşamının her anına eşlik eden, görünmeden destekleyen ve uzun yıllar keyifle kullanılacak ürünler tasarlamaya devam ediyoruz.
Hayat Kolaylaştıran İnovasyon: Take Away Panties

Suwen Takeaway Panties, kadınların gündelik hayatını kolaylaştıran pratik bir çözüm sunuyor. Bu fikir nasıl doğdu? Ürünü geliştirirken sizi en çok zorlayan veya heyecanlandıran detay neydi?
Suwen Take Away Panties aslında bizim için çok tatlı ve heyecan verici bir inovasyon hikayesi. Bugüne kadar hep “İçimde Suwen Var” dedik ama modern hayatın temposuyla birlikte artık “Suwen Artık Çantamda” demenin zamanı gelmişti.
Fikir, kadınların günlük yaşam koşturmacasındaki o beklenmedik anlardan doğdu. Seyahatlerde, uzun uçak yolculuklarında, spor sonrasında, yoğun ofis günlerinde ya da hayatın tatlı sürprizlerinde kadınların her an temiz, taze ve hijyenik hissetmeye ihtiyacı var. Özellikle genç kızların ilk regl dönemlerindeki o tedirgin anlarında, son derece insani ve doğal durumlarında sosyal hayattan kopmamaları için “yedek bir konfor” sunmak istedik.
Ürünü geliştirirken bizi en çok heyecanlandıran ve bir o kadar da zorlayan detay; o küçücük ve son derece şık kutunun içerisine hem Suwen kalitesinde, hızlı kuruyan bir ürünü sığdırabilmek hem de bunu son derece hijyenik sunabilmekti. Tasarımın çanta içerisinde adeta bir kozmetik ürünü gibi şık durmasını, kadınların bunu çekinmeden, özgüvenle yanlarında taşıyabilmelerini hedefledik.
Suwen Sürdürülebilirlik ve Yerli Üretim Anlayışı

Sürdürülebilirlik çoğu zaman görünmeyen üretim kararlarında başlıyor. Suwen’de bu yaklaşım günlük üretim kültürüne nasıl yansıyor? Bugün dönüp baktığınızda “İyi ki yapmışız.” dediğiniz adım hangisi?
Sürdürülebilirlik bizim için bir trend değil, geleceğe olan borcumuz. Ve çok haklısın bu iş vitrinde değil, fabrikanın arkasındaki o görünmeyen kararlarda, hammadde seçimlerinden başlıyor ve yönetim kararlarına kadar uzanıyor. Çünkü moda sadece şıklıkla sınırlı değil; kumaşın nasıl üretildiğiyle, emeğe saygıyla ve doğaya bırakılan izden de sorumlu olduğunuz bir alan.
Bu nedenle üretim kültürümüzde sıfır atık felsefesini önceliklendiriyoruz. ‘Daha azla daha çok şey üretme’ prensibiyle ilerlediğimiz yolculuğumuzda geri dönüştürülmüş materyallerden ürettiğimiz koleksiyonlarımıza ve %90’ı aşan kadın çalışan oranımıza kadar attığımız her adım, ‘daha iyi bir gelecek mümkün’ inancımızın somut göstergesi.
Çevresel ayak izini azaltma konusunda somut adımlar attık, döngüsel ekonomi anlayışını operasyonlarımıza entegre ettik ve etmeye de devam ediyoruz. Geri dönüştürülmüş materyallerle, düşük su ve enerji tüketimiyle üretilen, doğa dostu koleksiyonlarımız bunun somut örneğiyken diğer yandan mağaza poşetlerimizi biyolojik olarak çözünebilen karton çantalara dönüştürdük.
Yalnızca 2024 yılında 120 binden fazla sütyen kutusunu geri dönüştürdük. Mağazalarda enerji verimliliği için LED dönüşümü gerçekleştirdik. “Yeşil Ofis ve Sürdürülebilirlik Eğitimleri”, sürdürülebilirlik kültürünü kurum içinde yaygınlaştırma yönünde attığımız en güçlü̈ adımlardan biri oldu. Tüm mağaza çalışanlarını kapsayan bu program ile enerji tasarrufu, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi gibi başlıklarda farkındalık oluşturulurken; “Daha az tüket, daha çok değer yarat” sloganıyla hazırladığımız projelerimiz mağaza içi görsel iletişimde de sürdürülebilirliği destekler hale geldi.
Dönüp baktığımda hepsi “İyi ki yapmışız” dediğim adımlar ama en büyük adım; hammadde kalitemizden ve zamansız tasarım çizgimizden asla ödün vermemiş olmamızdır. Sürdürülebilirliğin en temel kurallarından biri “uzun ömürlü tüketim”dir. Suwen ürünlerinin defalarca yıkanmasına rağmen formunu, yumuşaklığını ve kalitesini kaybetmemesi, kadınların bizim ürünlerimizi yıllarca güvenle giyebilmesi demektir. Hızlı tüketime karşı duran bu kalite duruşumuz, bence çevreye sunduğumuz en dürüst ve en kalıcı katkıdır.
İç Giyimde Değişen Tavır: “Özgüven ve Konfor”

İç giyim artık yalnızca estetik değil; özgüven, konfor ve kapsayıcılık da ifade ediyor. Sizce bu dönüşüm sektörü nasıl değiştiriyor ve Suwen bu değişimin neresinde duruyor?
Sektör çok radikal ve çok güzel bir kabuk değişiminden geçiyor. Geçmişin o tek tip beden algısını, gerçek dışı güzellik standartlarını dayatan iç giyim anlayışı artık tamamen geride kaldı. Kadınlar artık kendilerini bir kalıba sokmaya çalışan markaları değil, onları oldukları gibi kabul eden, her tarza, her beden tipine ve her yaşa saygı duyan markaları seçiyor.
Suwen olarak biz kurulduğumuz günden beri kapsayıcılığı ve beden olumlamayı markamızın merkezine koyduk. Tasarımlarımızı yaparken tek bir ideal beden üzerinden değil; her kadının kendine has kıvrımlarını, ihtiyaçlarını ve konforunu gözeterek çalışıyoruz. XS bedenden başlayarak XXL gibi büyük bedenlere kadar aynı kalıp hassasiyetini ve estetiği koruyoruz. Biz kadınlara “Şöyle görünmelisiniz” demiyoruz, “Siz zaten her halinizle çok güzelsiniz ve biz bu güzelliği en konforlu şekilde desteklemek için buradayız” diyoruz. Sektördeki bu demokratikleşmenin en güçlü savunucularından biriyiz.
Kadının Kendiyle Kurduğu İlişkinin Geleceği

PlumeMag’de sıkça konuştuğumuz bir konu var: Geleceği yalnızca teknoloji değil, insanın değişen değerleri de şekillendiriyor. Sizce önümüzdeki yıllarda kadınların hayata, tüketime ve kendileriyle kurdukları ilişkiye yön verecek en büyük değişim ne olacak? Suwen bu değişimin neresinde durmayı hedefliyor?
Bence önümüzdeki yıllarda kadınların hayatındaki en büyük değişim, tek bir doğru yaşam biçimini reddetmeleri olacak. Artık kadınlar nasıl görünmeleri, nasıl yaşamaları ya da nasıl giyinmeleri gerektiğini başkalarının belirlediği kalıplarla değil, kendi öncelikleriyle tanımlıyor. Bu değişim tüketim alışkanlıklarına da yansıyor. Moda artık sadece trendleri takip etmek değil; kişinin yaşam tarzını, değerlerini ve kendini ifade etme biçimini destekleyen bir araç haline geliyor.
Bu nedenle kadınlar bugün bir ürünü sadece estetik olduğu için değil, hayatlarını gerçekten kolaylaştırdığı için tercih ediyor. Rahatlık, kalite, fonksiyonellik ve uzun ömürlü kullanım artık lüks değil, temel beklentiler arasında yer alıyor. Aynı zamanda daha bilinçli alışveriş yapıyor; daha az ama daha doğru seçimler yapmayı önemsiyorlar.
Suwen olarak biz de bu dönüşümün tam merkezinde durmayı hedefliyoruz. Kadınların hayatına uyum sağlayan, onları kalıpların içine sokmaya çalışmayan; tam tersine farklı yaşam biçimlerine eşlik eden ürünler geliştiriyoruz. Bizim için iyi bir tasarım, kadının gününü kolaylaştıran, kendini rahat hissettiren ve görünümünü doğal bir şekilde tamamlayan tasarımdır.
Çünkü inanıyoruz ki gelecekte kadınlar modaya uyum sağlamaya çalışmayacak; moda, kadınların yaşamına uyum sağlayacak. Suwen’in tasarım anlayışı da tam olarak bu bakış açısıyla şekilleniyor.










