Güncelleme Tarihi: 9 Kasım 2025
Ülkemizin çöküş halinde, hastalıklı bir devletten modern, laik ve yenilikçi bir ulus devletine dönüşmesinde en büyük rol oynayan lider, Atatürk! Mustafa Kemal Atatürk’ü her zaman minnet, saygı ve özlemle anıyoruz. O’nu siyasetten tanıyoruz, savaş meydanlarından tanıyoruz…. Peki, günlük hayatta Atatürk nasıl biriydi? Atatürk hakkında bilinmeyenler, onunla ilgili ilginç bilgiler neler gelin birlikte bakalım…
Sportmen ve Aktif Atatürk
Atatürk, günlük hayatında siyasetin yanı sıra, pek çok kişisel hobiye sahip bir insandı. Atatürk’ün günlük hayatında yapmayı sevdiği aktivitelerden bazıları at binmek, yüzmek ve bilardo, poker gibi oyunlar oynamaktı.
Mustafa Kemal Atatürk, kumarbaz bir adam değildi, sanılanın aksine arkadaşlarıyla poker oyunlarını “fasulyesine” oynardı. Bunun yanı sıra her gün at binmeye gider ve havanın güzel olduğu günlerde de yüzmeye gitmekten kaçınmazdı. Sportmen kişiliğiyle anılan Mustafa Kemal Atatürk, Türk gençlerine de spora önem vermelerini öğütlemiştir.
Dans etmeyi de seven Atatürk’ün sevdiği dans ise valsti. Müzik zevki ise çeşitlilik gösteriyordu. Klasik Batı müziğinin yanı sıra Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.
Atatürk’ün Hayvan Sevgisi

Atatürk, hayvan sevgisiyle bilinen bir liderdi ve beslediği pek çok hayvan vardı. Boş zamanlarında sürekli ata binerdi ve at beslerdi; atlarını da gelen önemli ziyaretçilerine mutlaka gösterirdi.
Aynı zamanda Mustafa Kemal, güvercinleri de çok severdi, Çankaya Köşkü’nde sadece güvercinlerle ilgilenen bir bakıcısı vardı. Atatürk’ün yanından hiç ayırmadığı bir de köpeği vardı; Foks! Bir av köpeği olan Foks, günümüzde Anıtkabir’de doldurulmuş bir şekilde ziyaretçilere sergilenmeye devam ediyor.
Atatürk ve Doğa Sevgisi

Atatürk’ün yürüyen köşkünü duymayan yoktur. Tek bir ağacın kesilmemesi için köşkü yürüten Ulu Önder’in tek duyarlılığı bu da değil. Bahçe mimarı Mevlüt Baysal, Atatürk ile yaşadığı olayı şu şekilde anlatıyor:
Atatürk’ün Çankaya Köşkü’ndeki bahçesini yapıyordum. Bir gün Atatürk, yaveri ve ben bahçede dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağacın Atatürk’ün geçeceği yolu kapadığını gördük. Ağacın bir yanı dik bir sırt, diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu. Atatürk, etrafındaki kısma yaslanarak karşı tarafa geçti. Derhal atıldım:
“Emrederseniz derhal keselim Paşam.” Bir an yüzüme baktı, sonra: “Yahu, sen hayatında böyle ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin!” dedi.
Atatürk’ü Kan Tutardı

Atatürk hakkında bilinmeyenler arasında çok savaş görmesine rağmen kandan hoşlanmaması da vardır.
Atatürk, savaş meydanları dışında kan gördüğünde fenalaşırdı. Bunun bir örneği de, Atatürk’ün adına kurban kesilirken hayvanlara bakamaması olarak bilinir. Yurt içinde gittiği gezilerde pek çok yerde Ata‘nın adına kurbanlar kesilirdi, Mustafa Kemal ise bu görüntüden rahatsız olur ve arkasını döner, bazen de hayvanların kurban olarak kesilmelerine engel olurdu.
Atatürk’ün Bildiği Yabancı Diller
Askeri liseye giderken Fransızca öğrenmeye başlamıştı. Sonraki yıllarda ise Fransızcasını geliştirdi. Atatürk’ün Fransızca dışında Almanca, biraz Bulgarca, Arapça ve Farsça bildiği bilgisi İlber Ortaylı’nın Atatürk kitabında bulunmaktadır.
Türkçeyi ise her zaman özenli ve temiz bir şekilde konuşurdu. Fakat bazı kelimeleri zaman zaman Rumeli şivesiyle telaffuz ederdi.
Atatürk ve Eşitlik
Atatürk hakkında bilinmeyenler arasında eşitlikle ilgili keskin duruşunun olması aslında çok da bilinmeyen bir şey değil diye içinizden geçirmiş olabilirsiniz ama bu konuda kendisini her zaman topluma dahil tutmasına özellikle dikkat çekmekte fayda var. Atatürk, bir devlette statüsü ne olursa olsun herkesin eşit şartlarda muamele görmesi gerektiğine inanan bir liderdi; bu konuya milletvekilleri ve hatta kendisi de dahil…
Bir gün yanında birkaç milletvekilini alarak trene binmek istemişti. Bilet alırken trenin milletvekillerine ücretsiz olduğunu öğrendiğinde ise tepkisini dile getirmişti. Statüsü ne olursa olsun herkesin eşit olması gerektiğine inanan Atatürk, “Ne de güzel halkçılık ama!” diyerek milletvekillerine tepki göstermiş, kendisi dahil herkesin bilet alarak trene binmesi gerektiğini savunmuştu.
Atatürk’ün Şıklığı

Dolabındaki gömleklerin hepsi beyazdı, farklı renkte bir gömleği yoktu. Beyaz gömlekleri ise ilk zamanlarda İsviçre’de dikiliyordu. Sonrasında ise Yerli Malı Kullanma Kampanyası için Beyoğlu’nda bir terzi tarafından dikilmeye başlandı.
Ayrıca takım elbiselerinin tasarımlarını da her zaman kendisi çizerdi. Lacivert takım giymekten hoşlanmadığı için lacivert takım elbiseleri yoktu.
Atatürk İlkeleri Gücü

Mecliste yaşanan olayı Kılıç Ali’nin kaleminden okuyalım:
“İlk mecliste bir gün laiklik konusu oluyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa o gün meclise başkanlık ediyordu. Meclisin tanınmış din âlimlerinden bir vatandaş kürsüye geldi. Alaycı bir tavırla:
“Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz ben bu laikliğin manasını anlamıyorum” diye söze başlarken riyaset (başkanlık) makamında bulunan Mustafa Kemal Paşa dayanamamış, oturduğu yerden elini kürsüye vurarak:
“Adam olmaktır Hocam, adam olmak!” diyerek hoca efendinin sualini cevaplandırmıştır.
Atatürk Mizah Anlayışı

Atatürk hakkında bilinmeyenler arasında onun mizahi tarafı da vardır. Ata’mızı bizden alan hastalığı gün yüzüne çıkmadan önce Atatürk bir doktora görünmüştü. Muayene esnasında doktoru Fissinger, Atatürk’e günde kaç paket sigara bitirdiğini sormuş, karşılığında ise “sekiz” cevabını almıştı. Bu cevaba çok şaşıran Dr. Fissinger, günde iki pakete indirmesi gerektiğini söylemiş, sonrasında da Atatürk’ün gülen yüzüyle karşılaşmıştı. Atatürk, Fissinger’e;
“Günde zaten iki paket içiyordum, artık bunu sizin izniniz ile devam ettireceğim.” demiştir.
Atatürk’ün En Sevdiği Yemek ve Sofra Kültürü
Atatürk, hayatını harp okullarında ve savaş meydanlarında geçirmiş biriydi, bu da ona aç karın ile gün geçirebilmeyi öğretti. Her ne kadar yemek yemeyi çok sevse de sofralardan her zaman doymadan kalkardı.
En sevdiği yemek olan etsiz kuru fasulye ve pilav sık sık yapılırdı fakat Atatürk, bir savaş alışkanlığı olarak hiçbir zaman tam olarak doymayı beklemez, sofraları her zaman doymadan terk ederdi.
Atatürk’ün Son Cumhuriyet Bayramı İsteği
Atatürk’ün son günlerinde en büyük isteği, Cumhuriyet’in 15. yıl dönümünü Ankara’da kutlamaktı. Çünkü Milli Mücadele yıllarında kendisine hem sığınak hem de karargâh olan başkentte halkıyla bir kez daha buluşmayı amaçlıyordu. Ne yazık ki doktorları, Atatürk’ün sağlığı nedeniyle yatağından bile kalkmamasını istemedi. Öyle ki; 1 Ekim 1938’de yakın dostu Kılıç Ali’yi yanına çağırarak şöyle dedi:
“Bu çorapları giyer, yakama bir eşarp sararım. Trenden Gazi İstasyonu’na iner, bir otomobille Çankaya’ya çıkarım. Ne olur Ankara’ya gidelim… Ne olacaksam orada olayım.”
Ne yazık ki bu dileği gerçekleşemedi. Atatürk son Cumhuriyet Bayramı’nı Dolmabahçe Sarayı’nda geçirdi.
Atatürk Bütün Bayraklara Saygılıydı
Atatürk, bayrakları milletin istiklal alameti olarak görürdü. Bu nedenle bayraklara karşı saygısı vardı. Öyle ki bir ağustos sabahı, savaş sonrası muharebe sahasında dolaşırken yırtılmış ve terk edilmiş bir Yunan bayrağı görünce kaldırılmasını işaret etmiştir ve ardından ağzından şu cümleler dökülmüştür:
“Bir milletin istiklal alametidir, düşman da olsa hürmet etmek lazımdır, kaldırıp topun üzerine koyunuz.”
UNESCO Tarafından Seçilen Atatürk Yılı: 1981

8 Kasım 1938 gününde ebedi istirahate ulaşmadan önce komaya giren ve iki gün sonrasında hayatını kaybeden Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü, Türkiye başta olmak üzere tüm dünyayı yasa boğmuştur. Yalnızca Türkler tarafından değil, tüm dünya tarafından takip ve takdir edilen bir lider olan Atatürk’ün doğumunun 100. yılına takriben 1981 yılı UNESCO tarafından “Atatürk Yılı” olarak seçilmiştir.
“Yüz yılda bir gelir böyle bir lider!” diye boşuna dememişler. Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılı dolayısıyla gerçekleştirilen UNESCO destekli etkinlikler ve konserler sonrasında 1981 yılının “Atatürk Yılı” olarak kutlanmasına karar verilmiştir.
Atatürk’ün Son Sözü: “Aleykümselam.”

Atatürk hakkında bilinmeyenler arasında onun hayata veda ederken yaptığı gizemli selamlamayı da sayabiliriz. 8 Kasım günü girdiği komada 30 saat boyunca kalan Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği son söz, “Aleykümselam” olarak biliniyor. Hastalığı gün geçtikçe kötüleşen Atatürk, her gün farklı doktorlar tarafından ziyaret alıyor ve tedavi ediliyordu. Komaya girmeden hemen önce hasta yatağından tedaviye gelen doktora uzun uzun bakmış, ardından da “Aleykümselam” diyerek gözlerini kapatmıştır.
Ebedi istirahatinin üstünden yıllar geçse de saygımızı ve sevgimizi hiçbir şekilde kaybetmediğimiz Mustafa Kemal Atatürk’e; Türk halkı ve gençleri olarak sonsuz minnet duyuyoruz.










