Otomobil dünyasında elektrifikasyon denildiğinde akla artık yalnızca elektrikli otomobiller gelmiyor. İçten yanmalı motorlar da elektrik desteğini giderek daha fazla kullanıyor ve bunun en güncel örneklerinden biri yenilenen Mercedes-Benz C-Serisi.
Mercedes, yeni C-Serisi ile motor seçeneklerini baştan aşağı elektrikliye çevirmek yerine benzinli, dizel ve plug-in hibrit seçeneklerden oluşan geniş ürün ve motor gamını koruyor. Fakat burada önemli bir fark var: Benzinli ve dizel motorların tamamı artık 48 volt mild-hybrid teknolojisinden yararlanıyor. Üstelik Mercedes sadece yakıt tüketimini düşürmek için küçük bir elektrik motoru eklemekle yetinmemiş. Yeni elektrikli yardımcı kompresör, ikinci nesil entegre marş jeneratörü, geliştirilmiş benzinli ve dizel motorlar ve 395 PS’ye ulaşan plug-in hibrit sistem, C-Serisi’nin kaputunun altında yapılan değişikliklerin tahmin edilenden daha kapsamlı olduğunu gösteriyor.

Yeni Mercedes-Benz C-Serisi Motorları Neler Sunuyor?
Yeni Mercedes-Benz C-Serisi motor seçenekleri üç temel grupta toplanıyor: benzinli, dizel ve plug-in hibrit.
Benzinli tarafta geliştirilmiş M254 EVO, dizel cephesinde OM654 EVO görev yapıyor. Plug-in hibrit C 400 e 4MATIC ise dört silindirli benzinli motoru güçlü bir elektrik motoruyla bir araya getiriyor. Ancak motor seçeneği ne olursa olsun Mercedes’in ortak noktalarından biri elektrifikasyon. Benzinli ve dizel motorların tamamında ikinci nesil ISG 2.0 entegre marş jeneratörü bulunuyor. 48 volt elektrik sistemiyle çalışan ISG, 17 kW güç üretebiliyor ve içten yanmalı motora gerektiğinde 205 Nm’ye kadar ilave tork desteği sağlayabiliyor. Bu sistemin görevi yalnızca performans artırmak değil. Motor kapalıyken süzülme, enerji geri kazanımı ve çok daha yumuşak start-stop geçişleri de sistemin sunduğu avantajlar arasında.
48 Volt Mild Hybrid Sistemi Ne İşe Yarıyor?
Mild-hybrid sistemler son yıllarda otomobil dünyasının en sık karşılaştığımız teknolojilerinden biri haline geldi. Ancak bütün mild-hybrid sistemlerin aynı olmadığını belirtmek gerekiyor. Yeni C-Serisi’ndeki ISG 2.0, 9G-TRONIC otomatik şanzımanın içerisine kompakt şekilde yerleştirilmiş. Özellikle düşük devirlerde içten yanmalı motora elektrik desteği vererek otomobilin gaz pedalına daha hızlı tepki vermesine yardımcı oluyor. Sistem aynı zamanda otomobil hareket halindeyken kinetik enerjiyi geri kazanabiliyor. Uygun koşullarda motor tamamen kapatılarak aracın süzülmesine izin veriliyor. Sürücü yeniden güç istediğinde ise benzinli veya dizel motor oldukça hızlı şekilde devreye giriyor.

Elektrikli Turbo mu? Tam Olarak Değil
Yeni C-Serisi’nin teknik detaylarında en fazla dikkat çeken yeniliklerden biri Mercedes’in elektrikli yardımcı kompresör, yani eZV olarak adlandırdığı sistem. Turbo beslemeli motorların temel problemlerinden biri, özellikle düşük devirlerde egzoz gazının büyük turboşarjı yeterince hızlı döndürememesi. Gaz pedalına bastığınız an ile motorun beklenen gücü üretmeye başladığı an arasında oluşan gecikme genel olarak “turbo lag” veya turbo boşluğu olarak tanımlanıyor. 48 volt sistemden beslenen elektrikli yardımcı kompresör milisaniyeler içerisinde çok yüksek devirlere çıkıyor ve motor henüz rölanti devrinin biraz üzerindeyken ilave tork üretmeye başlıyor. Büyük egzoz turboşarjı yeterli basınca ulaşana kadar oluşan boşluğu elektrikli kompresör dolduruyor.
C 300’de 20 Saniyelik Overboost
Mercedes, M254 EVO’nun en güçlü versiyonunda bir de overboost fonksiyonu kullanıyor. Sistem gerektiğinde yaklaşık 20 saniye boyunca 20 kW, yani 27 PS ilave güç sağlayabiliyor. Bu özellik arka arkaya birkaç kez de kullanılabiliyor. 48 volt ISG sistemi hesaba katıldığında Mercedes-Benz C 300 toplam 225 kW güç üretebiliyor. Bu da yaklaşık 306 PSanlamına geliyor. Motor ayrıca 350 bar basınçla çalışan direkt yakıt enjeksiyonuna sahip. Silindir yüzeylerinde ise Mercedes’in NANOSLIDE teknolojisi kullanılıyor. Amaç sürtünmeyi azaltırken aşınma direncini artırmak. Kısacası Mercedes, dört silindirli motoru yalnızca daha güçlü hale getirmek yerine düşük devir tepkilerinden verimliliğe kadar farklı alanlarda geliştirmiş.
Dizel Bitmedi: OM654 EVO Yola Devam Ediyor
Elektrifikasyonun hızla yayıldığı bir dönemde yeni C-Serisi’nin hâlâ dizel motorla sunulması bazıları için şaşırtıcı olabilir. Geliştirilmiş OM654 EVO dört silindirli dizel motor, değişken geometrili turboşarj ve 2.200 bar Common-Rail direkt enjeksiyon sistemi kullanıyor. Mercedes’e göre yapılan geliştirmeler daha düşük emisyon ve tüketimin yanında daha iyi güç aktarımına katkıda bulunuyor. Dizel motorun dikkat çekici özelliklerinden biri alternatif yakıt uyumluluğu. OM654 EVO, HVO100’ün yanı sıra B10 ve B20 gibi daha yüksek biyolojik içeriğe sahip yakıtlarla da uyumlu.
C 400 e 4MATIC: 395 PS ve 650 Nm
Gelelim motor gamının elektrifikasyon açısından en güçlü temsilcisine. Mercedes-Benz C 400 e 4MATIC, geliştirilmiş dört silindirli benzinli motoru elektrik motoruyla bir araya getiriyor. Ortaya çıkan sistem değerleri ise hiç de mütevazı değil: 290 kW (395 PS) sistem gücü ve 650 Nm sistem torku. Üstelik plug-in hibrit C-Serisi yalnızca performansa odaklanmıyor. Mercedes, otomobilin tamamen elektrikli olarak 100 kilometreye kadar menzil sunabildiğini belirtiyor.
Elektrik Motoru Tek Başına 440 Nm Üretiyor
C 400 e’nin elektrik motoru 100 kW güç ve 440 Nm tork üretiyor. Elektrik motorlarının karakteristik özelliği gereği bu tork oldukça düşük devirlerden itibaren kullanılabiliyor. Dolayısıyla elektrik motoru yalnızca otomobilin elektrikli olarak ilerlemesini sağlamıyor; ilk hareket ve ara hızlanmalarda benzinli motorun performansına da ciddi katkıda bulunuyor. Elektrik motoru NAG3 şanzımanın dördüncü nesli içerisinde konumlandırılmış. İnverter de elektrik motoruyla birlikte şanzıman muhafazasına entegre edilmiş.

C-Serisi Elektrikliye Dönüşmeden Elektrikleniyor
Yeni Mercedes-Benz C-Serisi motor gamına bütün olarak baktığımızda ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Bir tarafta hâlâ 2.0 litrelik benzinli motor var. Diğer tarafta dizel yaşamaya devam ediyor. Bunların üzerinde ise 395 PS gücünde bir plug-in hibrit bulunuyor. Fakat aslında bu motorların hiçbirini elektrifikasyondan tamamen bağımsız düşünmek mümkün değil. 48 volt ISG düşük devirlerde motora destek oluyor, enerji geri kazanıyor ve start-stop geçişlerini yumuşatıyor. Elektrikli yardımcı kompresör turbo gecikmesini azaltmaya çalışıyor. Plug-in hibrit sistem ise günlük kullanımın önemli bir bölümünü içten yanmalı motoru çalıştırmadan gerçekleştirme potansiyeli taşıyor.








