Afet Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken 5 Kritik Madde!

Son aylarda üst üste yaşadığımız hadiseler ve sonu gelmek bilmeden yayılan doğruluğu kesin olmayan bilgiler… Mart ayından beri sürekli olarak talihsiz olaylar yaşanmaya devam ediyor ve olayların yaşandığı konumdan ne kadar uzakta olursak olalım hepimiz bu durumdan oldukça fazla etkileniyoruz. Bu etkilenmeler sonucunda yaşananları ve olay yerindeki gelişmeleri merak ettiğimizden hemen telefonlarımıza sarılıyoruz. Burada bizi doğruluğu yanlışlığı ispatlanmamış bir sürü bilgi karşılıyor ve bazen gerçekle hayal ürünü olanı birbirinden ayırt edemiyoruz. Öyleyse afet sonrası yanlış bilgi yaymamak ve doğru bilgi sahibi olmak için yapabileceklerimize gelin beraberce göz atalım…

Aşırı Paylaşım Yapmaktan Kaçının

Fotoğraf: www.wsj.com

Kriz anlarında diğer insanlara nasıl yardım edebileceğimizi bilmiyoruz ve tam da bu anlarda iyi niyetle yaptığımız paylaşımlar bazen yalnızca panik yaratmaya ve yanlış bilgiyi yaymamıza neden oluyor. Afet sonrası anlarda elimizden geldiğince doğruluğu kurumlarca ispatlanmış bilgilerin yayınlanması beklemeli ve yalnızca bu bilgileri etrafımızdaki insanlarla paylaşmalıyız.

Yapılan Her Paylaşıma İnanmayın

Fotoğraf: Sincerely Media

Sosyal medyada yanlış bilgiyi yaymaktan kaçınırken -yapması zor olsa da- kendimizi de yanlış ve eksik bilgiden korumalıyız. Bir şeylerin bize korku vermesinin sebebi yalnızca yaşanan olayın korkunçluğu değil, olay hakkında bize aktarılan eksik veya yanlış bilgiler de olabilir. Özellikle kriz anlarında WhatsApp, Instagram gibi sosyal medya mecralarından sizlere ulaştırılan, ilk defa kim tarafından yollandığı belli olmayan mesajlara itibar etmemelisiniz.

Kişilere Ait Görüntüler Paylaşılırken Seçici Olunmalı

Fotoğraf: kurious.ku.edu.tr

Afet sonrasında insanların hayata dönmeleri ya da zorlu bir durumdan kurtulmaları hepimizi sevindirip, yüzümüzü güldürüyor. Bu noktada sevincimizi, bize umut veren haberi hepimiz sosyal medya hesaplarımızdan paylaşabiliyoruz. Fakat hayata o an döndürülmüş veya mevcut durumdan zarar görmüş birinin hassas bir görüntüsünü paylaşmak aslında pek de mantıklı değil. Bu paylaşımın mantıklı olmamasının ilk sebebi, afetten zarar görmüş kişinin özel hayatına ve kişilik haklarına saygı duymamız gerekmesi. İkincisiyse; paylaşılan görüntülerin, istemsizce onları görüntüleyen kişilerin bu görüntülerden etkilenip, travma yaşayabilme ihtimali. Yani hem kendimizi hem de başkalarını korumak için paylaşım yaparken durup düşünmeli, kimseyi zor durumda bırakmayacak paylaşımlar yapmalıyız.

Hatlar Meşgul Edilmemeli

Fotoğraf: Elena Koycheva

Gün içinde kimimiz okuldayız, kimimiz işte, kimimizse farklı farklı yerlerde. Tabii ki aksi bir durum geliştiğinde ilk yapacağımız şey sevdiklerimizi merak etmek. Bu yüzden de hepimiz çağın kurtarıcıları olan telefonlarımıza sarılıyoruz ve bir sürü arama yapıyoruz. Bu aslında afet sonrası mücadeleyi oldukça baltalayan bir hareket. Son yıllarda yaşadığımız her depremde hatlar çöküyor, çoğu zaman saatlerce birbirimize ulaşamıyoruz. Bunun önüne geçmek için yapılması gereken şey; sevdiklerimizin güvenliğinden emin olduğumuzda güvenli bir buluşma noktası belirlemek veya önceden belirlediğimiz toplanma noktalarına doğru harekete geçmek. Son olarak artık hepimizin oldukça hakim olduğu ikinci bir öneriyse internet tabanlı haberleşme uygulamalarını kullanmak.

Çocuklarımızın Bir Dahaki Afete Hazır Olduğundan Emin Olunmalı

Fotoğraf: Tim Mossholder

Günümüzde en küçüğümüzden en büyüğümüze hepimizin var olan bilgiye erişmesi çok kolay. Öğrenmeye ve gördüğünü uygulamaya her daim açık olan çocuklarımız, farkında olmasak da afetlerden en çok etkilenen kesimler. Bunun sebebiyse onlarla, belki de gelişimlerini kötü yönde etkiler diye korkarak, doğal afetler hakkında yeterince konuşmamamız veya onlara bu bilinci aşılamamamız. Eğer onları bu konularda eğitmez ve bilinçlendirmezsek etraflarından duydukları yanlış veya eksik bilgiler geri döndürülemez sonuçlara yol açabilir. Bundandır ki onları acilen “yaşam üçgeni”, “güvenli yer”, “cenin pozisyonu” ve “aile toplanma alanı” gibi terimlere aşina hale getirmeliyiz.

Fotoğraf: Hannah Busing

Her şeyin ötesinde, unutmamalıyız ki; anormal şartlar altında verilen anormal tepkiler aslında normaldir. Kendinizi stres sonrası travma içinde hissediyorsanız veya normalden farklı davranışlar gösterdiğinizi farkına varırsanız bunun için harekete geçmeli ve sorunun çözümü için yetkili yerlere başvurmalısınız.