Ünlü Şairler ve Hayata İz Bırakan Şiirler

Şiir aslında hayatın ta kendisidir! Bazen içimizden geçeni biz bile anlatamazken bir şair çıkar, tek bir dizeyle duygumuza tercüman olur. Ünlü şairler ve hayata iz bırakan şiirler de tam olarak bunu yapar; aşkı, ayrılığı, umudu, özlemi öyle bir anlatırlar ki okuyan herkes kendinden bir parça bulur. Çünkü bazı şiirler vardır, sadece okunmaz… İnsan onları yaşar.

Nazım Hikmet’ten Cemal Süreya’ya, Orhan Veli’den dünya edebiyatının unutulmaz şairlerine kadar pek çok isim, kelimeleriyle nesiller boyunca yaşamaya devam ediyor. Aşkı, ayrılığı, umudu, yalnızlığı ve hayatın ta kendisini anlatan bu şiirler, okuyan herkeste farklı ama derin izler bırakıyor. Gelin, edebiyat tarihine damga vuran şairlerin, duygularımıza tercüman olan o unutulmaz dizelerine birlikte yakından bakalım.

Türk Edebiyatında Ünlü Şairler ve Şiirleri

ünlü şairler

Türk edebiyatında şiir, yüzyıllardır duyguların en güçlü anlatım yollarından biri olmuştur. Aşktan hasrete, yalnızlıktan umuda kadar insanın iç dünyasını anlatan ünlü şairler, dizeleriyle nesiller boyunca hafızalarda yer etmeye devam ediyor. Öyleyse gelin edebiyatımızın güçlü isimlerinin hayata dokunan şiirlerine birlikte göz atalım.

Ahmet Arif – Hasretinden Prangalar Eskittim

Ahmet Arif’in unutulmaz şiiri, özlemin ne kadar yakıcı ve güçlü bir duygu olabileceğini gösteriyor. 

Seni, anlatabilmek seni.

İyi çocuklara, kahramanlara.

Seni anlatabilmek seni,

Namussuza, halden bilmeze,

Kahpe yalana.

Ard-arda kaç zemheri,

Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.

Dışarda gürül-gürül akan bir dünya…

Bir ben uyumadım,

Kaç leylim bahar,

Hasretinden prangalar eskittim.

Saçlarına kan gülleri takayım,

Bir o yana

Bir bu yana…

Seni bağırabilsem seni,

Dipsiz kuyulara,

Akan yıldıza,

Bir kibrit çöpüne varana,

Okyanusun en ıssız dalgasına

Düşmüş bir kibrit çöpüne.

 

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,

Yitirmiş öpücükleri,

Payı yok, apansız inen akşamdan,

Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,

Seni anlatabilsem seni…

Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır

Üşüyorum, kapama gözlerini…

Özdemir Asaf – Yalnızlık Paylaşılmaz

Özdemir Asaf bu şiirinde yalnızlığın aslında ne kadar kişisel ve içe ait bir duygu olduğunu anlatıyor. Kısacık dizelerle, insanın en kalabalık anlarda bile içinde taşıyabildiği o derin yalnızlığı hatırlatıyor diyebiliriz.

Yalnızlık, yaşamda bir an,

Hep yeniden başlayan..

Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,

Kovdukça kovalayan..

Paylaşılmaz.

Bir düşün’de beni sana ayıran

Yalnızlık paylaşılmaz

Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

Nazım Hikmet – Mavi Liman

Nazım Hikmet’in, tıpkı diğer şairlerimiz gibi bilinen pek çok şiiri var. Kimisi şarkı olmuş kulaklara çalınmış, kimisi ise defalarca kez okunup tekrarlanmış. Yorgunlukla karışık huzuru aramayı anlatan Mavi Liman şiiri ise her ikisini birden başarmış! 

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.

Seyir defterini başkası yazsın.

Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.

Beni o limana çıkaramazsın… 

Cemal Süreya – Sevgilim Ben Şimdi

Sevmenin insana aynı anda hem yakınlık hem yalnızlık hissettirebildiğini, kendine özgü o içten diliyle hissettiren Cemal Süreya’nın, benim de en sevdiğim şiiridir:

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim

Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara

Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden

Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz

‘’ Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz ‘’

Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere

O gülün yüzü gülmüyor sensiz

O köklensin diye pencerede suya koyduğum devatabanı

Hepten hüzünlü bu günlerde

Gör ve coşkun bir günışığı dadanmış pencereye

Masada tabaklar neşesiz

Koridor ıssız

Banyoda havlular yalnız

Mutfak dersen – derbeder ve pis

Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş

Vantilatör soluksuz

Halılar tozlu

Giysilerim gardıropta ve şurda burda

Memo’nun oyuncak sepeti uykularda

Mavi gece lambası hevessiz

Kapı diyor ki açın beni kapayın beni

Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi

Radyo desen sessiz

Tabure sandalyalardan çekiniyor

Küçük oda karanlık ve ıssız

Her şey seni bekliyor her şey gelmeni

İçeri girmeni

Senin elinin değmesini

Gözünün dokunmasını

Ve her şey tekrarlıyor

Seni nice sevdiğimi

Attila İlhan – Üçüncü Şahsın Şiiri

Ne yazık ki aşk her zaman iki kişilik yaşanmaz; bazen uzaktan sevilir, bazen geç kalınır, bazen de sadece içte taşınır. Attila İlhan’ın Üçüncü Şahsın Şiiri, karşılıksız ve sessiz yaşanan bir sevdanın şiiridir. İçinde hem kırgınlık hem kabulleniş hem de derin bir sevgi barındırır. Öyleyse şiire birlikte göz atalım.

gözlerin gözlerime değince

felâketim olurdu ağlardım

beni sevmiyordun bilirdim

bir sevdiğin vardı duyardım

çöp gibi bir oğlan ipince

hayırsızın biriydi fikrimce

ne vakit karşımda görsem

öldüreceğimden korkardım

felâketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka’dan geçsem

limanda hep gemiler olurdu

ağaçlar kuş gibi gülerdi

bir rüzgâr aklımı alırdı

sessizce bir cıgara yakardın

parmaklarımın ucunu yakardın

kirpiklerini eğerdin bakardın

üşürdüm içim ürperirdi

felâketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi

jezabel kan içinde yatardı

limandan bir gemi giderdi

sen kalkıp ona giderdin

benzin mum gibi giderdin

sabaha kadar kalırdın

hayırsızın biriydi fikrimce

güldü mü cenazeye benzerdi

hele seni kollarına aldı mı

felâketim olurdu ağlardım

Orhan Veli – Anlatamıyorum 

Ünlü şiirler söz konusu olduğunda Orhan Veli’nin bu meşhur şiirini atlamak da olmaz. Okuyan herkesin kendinden bir parça bulduğu Anlatamıyorum şiiri, “ifade edememe” duygusunun şüphesiz en güzel anlatımlarından biri.

Ağlasam sesimi duyar mısınız,  

Mısralarımda; 

Dokunabilir misiniz, 

Gözyaşlarıma, ellerinizle?  

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, 

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu 

Bu derde düşmeden önce.  

Bir yer var, biliyorum; 

Her şeyi söylemek mümkün; 

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; 

Anlatamıyorum.  

Turgut Uyar – Göğe Bakma Durağı

Bazı şiirler vardır, insanın içine usulca dokunur. Turgut Uyar’ın Göğe Bakma Durağı şiiri de tam olarak böyle bir şiir. Öyleyse sizi bu kalplere dokunan şiirle baş başa bırakalım.

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım

Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından

Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından

Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar

Şu aranıp duran korkak ellerimi tut

Bu evleri atla bu evleri de bunları  da

Göğe bakalım

 

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım

İnecek var deriz otobüs durur ineriz

Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya

Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum

Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun

Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam

Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım

Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda

Beni bırak göğe bakalım

 

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım

Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum

Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi 

Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor

Seni aldım bu sunturlu yere getirdim

Sayısız penceren vardı bir bir kapattım

Bana dönesin diye bir bir kapattım

Şimdi otobüs gelir biner gideriz

Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç

Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin

Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat

Durma kendini hatırlat 

Durma göğe bakalım

Nilgün Marmara – Kuş Koysunlar Yoluna

Dünyayla yaralı şair, Nilgün Marmara… Bu şiirde Nilgün Marmara, kırılgan bir ruh hâlini ve hayata karşı duyulan sessiz yorgunluğu zarif imgelerle anlatıyor. 

Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.

Hep böyle mi bu?

Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer…

Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına

aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!

Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.

Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.

Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına

niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına

niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?

“Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.

Dünya Edebiyatında Ünlü Şairler ve Şiirleri

Dünya edebiyatında şiir, farklı dillerde yazılsa da aynı duygularda buluşur. Aşkı, yalnızlığı, umudu ve insan olmanın ortak hâllerini anlatan ünlü şairler, kelimeleriyle sınırları aşarak okurların kalbine dokunmaya devam ediyor. Şimdi sizinle o duygusal şiirleri paylaşıyoruz!

Emily Dickinson – Hope Is the Thing With Feathers

Dünya edebiyatına Dickinson ile giriş yapmak istedik. Umut kavramını kuş ile bağdaştıran Emily Dickinson’ın şiiri ile sizi bırakıyoruz.

Umut, Tüyleri Olan Bir Şeydir

Ruhta tüneyen

Güftesiz mırıldanan bir şarkıyı

Hiç bir zam 

Şiddetli rüzgarlarda ekşiyen

Fırtınada en tatlı seviyesine ulaşan

Bir çok sıcak kalpte muhafaza edilen

Küçük kuşu dahi utandırabilecek bir şeydir

En huzurlu ülkelerden, en dehşetengiz

Denizlere, her yerde duydum adını

Ama en sonunda

Benden bir parçamı istedi

Pablo Neruda – Tonight I Can Write

Ayrılık sonrası gelen o gece hüznünü anlatan bu şiir; aşkın bitse bile kalpte iz bırakmaya devam ettiğini çok sade ama vurucu bir dille işliyor.

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim

Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu

Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta

Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim

Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.

Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece

Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında

Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim

O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.

Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla

Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.

Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana

Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.

Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana

Hepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.

Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi

Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim

Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona

Ellere yar olur. öpmemden önceki gibi.

O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla

Artık sevmiyorum ya severim belki yine

Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda

Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü

Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

Belki bana verdiği son acıdır bu acı

Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona

Rainer Maria Rilke – Autumn Day

Rainer Maria Rilke… Dünya edebiyatının meşhur şairi! Sonbahar zaten hüzünlüyken, bir de üzerine harika dizeler ekleyerek kalplerimize dokunmuş…

Tanrım: Vakit tamam.Yaz çok muhteşemdi.

Yay gölgeni güneşli saatler üzre,

Ve tarlalara sal rüzgarları şimdi.

Son meyvalara dolgunlaşmayı buyur;

Bağışlayıp güneyden iki gün daha,

Yönelt kendilerini olgunlaşmağa

Sert şaraptaki son tadın izini sür.

Hâlâ ev kurmayan kurmaz bundan gayrı.

Yapyalnızdır hep, yalnız kalan bir kere,

Kalkar, okur, mektup yazar uzun süre

Yollarda huzursuz aşağı yukarı

Dolaşır, yapraklar dökülürken yere.

 

Kısaca diyebiliriz ki; şiirle aranız nasıl olursa olsun, bu dizeler arasında mutlaka size ait bir parça vardır.