Çanakkale Zaferi ve Çanakkale Efsaneleri

Tarihin akışını değiştiren bazı savaşlar vardır; Çanakkale Savaşı da bunların en önemlilerinden biridir. 1915 yılında Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası’nda yaşanan bu büyük mücadele, askeri bir zafer olmanın yanı sıra; fedakarlığın, direnişin ve inancın sembolü olarak da tarihe geçmiştir. Üstelik imkansız gibi görünen şartlar altında kazanılan Çanakkale Zaferi, dünya tarihini etkileyen sonuçlar doğurmuştur. Atatürk‘ün Çanakkale Cephesi’nde, 1915’te Arıburnu’nda verdiği emir savaşın ne kadar çetin geçtiğinin adeta kanıtıdır: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!”

Savaş hakkında yıllarca anlatılan hikayeler, askerlerin gösterdiği insanüstü cesaret ve savaş esnasında yaşandığı iddia edilen sıra dışı olaylar da gündeme gelmiştir. Cephede yaşanan kahramanlıklar, günümüzde de kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam ediliyor. Biz de Çanakkale Zaferi’nin yıldönümüne özel, savaşın etrafında şekillenen ve yıllardır anlatılan en dikkat çekici Çanakkale efsanelerine de yakından bakmak istedik. 

Siperler Arası Türkü İsteği

18 mart çanakkale zaferi çanakkale efsaneleri

Çanakkale Savaşı’nın en dikkat çekici anlarından biri ile başlayalım. Bombasırtı siperlerinde Türk ve Anzak askerleri arasındaki yakın mesafeden kaynaklanan sıra dışı iletişimdi. Karşılıklı olarak yer alan siperler yaklaşık 8 metre uzaklıktaydı ve gece karanlık çöktüğünde bile her hareket hissedilebiliyordu.

Bu yakınlık, iki cephe arasında beklenmedik bir etkileşime sebep oldu. Öyle ki; Türk askerleri türkü söylüyor, Anzaklar alkışlarla karşılık veriyordu. Bazen istekler kağıtlara yazılıp siperler arasında atılıyordu. Hatta bir ses vardı ki, Anzak askerleri akşamları yalnızca o sesi bekliyordu. Bir süre sonra akşamları gelen o türkü sesi kesildi.

Anzaklar tarafından bir kağıda şu yazı yazıldı;

“Kaç gündür istediğimiz halde, o güzel şeyleri neden söylemiyorsunuz?”

Türk askerlerinden ise şu açıklama geldi:

“Çünkü siz, 3 gün önce o güzel sesli askerimizi vurdunuz.”

Çanakkale’de Gelişen Dostluk Hikayesi

Siperler arasındaki yakınlık elbette müzikle sınırlı kalmadı. Siperler arası zaman zaman yiyecekler de paylaşılıyordu. Kaynaklarda yer alan bir Fransız hatırasına göre: Fransızlar Türk siperlerine “mundar” diye adlandırdıkları eşyalar atıyorlardı. Üstelik bunu yalnızca alay etme amacıyla yapıyorlardı. Türk askerleri ise bir gün bu duruma karşılık olarak mendil içinde ceviz ve kuru üzüm gönderdi. Bu jest, Fransızları hem şaşırttı hem de mahcup etti. Ardından Fransızlar peksimet gibi yiyeceklerle cevap verince, sonra gelişen atmosferin yapısı hatıralara şöyle yansıdı:

“Bir daha o siperden bize ateş edilmedi.”

Bu olay, Çanakkale’de savaşın ortasında bile küçük ama anlamlı paylaşımların nasıl büyük etkiler yarattığını gösteriyor…

Bulutlar Arasında Kaybolan İngiliz Alayı

Çanakkale Savaşı efsaneleri arasında, anlatılan bir başka efsaneye geldik. Sırada İngiliz Kraliyet Alayı’nın bulutlar içinde kaybolması geliyor! Nasıl mı?

Olay tam olarak şöyle aktarılmaktadır: Kraliyet Alayı, taze kuvvetlerle saldırıya katılarak ve sağ cenah boyunca ilerlemekteydi. Azmak Deresi’nin kuru yatağını geçtikten sonra Kayacık Ağrılı mevkiine doğru yürüyen alay, karşılarında küçük bir tepe fark etti. Tepede, garip ve soluk renkli bir bulut belirmişti. Alay, sol taraftaki Ağıl Dere’ye inmeyip buluta doğru ilerledi ve gözden kayboldu. O anı an ve an seyreden askerler, Mestan Tepe’den şaşkınlık içinde izlediler. Çünkü alay, alandaki diğer 7-8 bulutla birleşerek Trakya istikametine doğru uçmuş gibi gözüküyordu. O günden sonra 267 İngiliz askerinin hiçbirine ulaşılamadı.

Seyit Onbaşı: Çanakkale’nin Efsanevi Kahramanı

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin simgelerinden biri de hiç kuşkusuz Seyit Onbaşı’dır. 18 Mart 1915’te yaşanan kritik deniz muharebesinde, Osmanlı savunmasının kaderini değiştiren kahramanlık hikayesi bugün bile hâlâ dillerde.

Denilene göre Seyit Onbaşı, Rumeli Mecidiye Tabyası’nda topçu olarak görev yapmaktaydı. Savaşın en yoğun anlarından birinde, düşman donanmasını durdurmak için ağır top mermilerini namluya süren askerler arasında yer aldı. Efsaneye göre, tek başına 275 kg ağırlığındaki top mermisini kaldırarak topa yerleştirdi ve bu hareket, düşman gemilerinin geçişini engellemede kritik rol oynadı.