Zamanın Ruhu: Nazan Moroğlu I “Medeni Kanun 100 Yaşında”

Zamanın Ruhu Podcast serimizin ikinci bölümünde, Türkiye’nin ilk kadın hukuku uzmanı, aktivist ve akademisyen Nazan Moroğlu ile birlikteyiz. Kadın hakları, hukuk ve toplumsal değişim üzerine gerçekleştireceğimiz bu sohbet, hem tarihî bir perspektif sunuyor hem de günümüz kadın mücadelesine ışık tutuyor.

Bu keyifli röportajı ister dinleyebilir, isterseniz okuyabilirsiniz…

Bihter Ayyıldız: Hoş geldiniz Nazan Hanım.

Nazan Moroğlu: Hoş bulduk, merhabalar.

Bihter Ayyıldız: Nazan Hanım’a sorularıma geçmeden önce kendisinden kısaca bahsetmek istiyordum ama kendisinden kısaca bahsetmek çok mümkün değil.

Nazan Hanım’ın CV’sinden yapabildiğim en özet şekliyle: Nazan Moroğlu eğitim hayatına Alman Lisesi’nde başladı. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Kadın hakları konusunda yüksek lisans yaparak bu alandaki ilk akademik çalışmalardan biri olan Kadının Soyadı isimli master tezini 1998’de yayınladı.

Sadece akademide değil, sivil toplumda ve mesleki çalışmalarda da hep önce oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Eğitim Vakfı ve Almanliseliler Kültür ve Eğitim Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı. Avrupa Birliği Kadın Hukukçular Derneği kurucularından, Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu’nda kurucu başkan olarak görev yaptı. İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Kadın Araştırmaları Derneği, Türk Hukukçu Kadınlar Derneği, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği ve Beşiktaş Kent Konseyi Kadın Meclisi’nde hem üye hem başkan olarak görev aldı.

Aile İçi Şiddete Son kampanyasında hukuk danışmanı olarak yer aldı. Bunun yanı sıra KGD’er Yanındayız ve Ben Seçerim derneklerinin de danışma kurulu üyesi. TÜSİYAT Kadın-Erkek Eşitliği ve Eğitim Çalışma Grupları gibi birçok platformda aktif rol aldı. İstanbul Barosu Başkan Yardımcılığı, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörlüğü gibi önemli görevler üstlendi. Hâlen Nazım Hikmet Vakfı, Labep 65+ Yaşlı Hakları Derneği, Avukatlar Vakfı gibi derneklerin yönetiminde bulunuyor. SODEV üyesi olarak sosyal demokrasi ile eşitlik çalışmalarını sürdürüyor.

Kısacası, Nazan Moroğlu hem akademik hem de toplumsal alanda kadın hakları mücadelesinin güçlü bir sesi ve öncüsü. Bugün kendisiyle kadın hakları, hukuk ve toplumsal değişim üzerine çok değerli bir sohbet gerçekleştireceğiz.

Eksik bir şey var mı Nazan Hanım?

Nazan Moroğlu: Teşekkür ederim. Mücadeleyi sürdürüyoruz her alanda.

Nazan Moroğlu ile “Medeni Kanun 100 Yaşında” ve Kadın Hakları Mücadelesi Üzerine…

zamanın ruhu podcast Nazan Moroğlu Medeni Kanun 100 Yaşında

Bihter Ayyıldız: O zaman aslında bu röportajımızın da konusu olan ve bu yılda yüzüncü yılını kutladığımız Türk Medeni Kanunu ile ilgili yazdığınız Medeni Kanun 100 Yaşında kitabıyla başlamak isterim. Kitabınız üç başlık üzerinden ilerliyor: Medeni Kanun’dan önceki haklar, Medeni Kanun’un kazandırdıkları ve yitirdiklerimiz. Sizden de bu üç bölümü dinleyebilir miyiz?

Nazan Moroğlu: Evet, Medeni Kanun tabi özellikle Türkiye’de kadın haklarının vazgeçilmezi. Medeni Kanunlar aslında sadece aile hukukunu içermiyor, aynı zamanda her yurttaşın kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku alanındaki haklarını düzenliyor. 17 Şubat 1926’da kabul edildi ve bu yıl yüzüncü yılı. Kişiler hukuku bölümünde tam eşitlik var. Kadın ile erkek arasında eşitlik sağlanmış; hatta bir madde var: “Her kişi kişilik haklarından eşit olarak yararlanır” diye. Miras hukukunda da eşitlik var; kadın ve erkek açısından. Eşya hukukunda da hiçbir ayrımcılık yok.

Ancak 1900’lerin başında Medeni Kanun yapılırken o dönemdeki aile yapısına bakılıyor. Kadınlar daha çok evde, çocuklarıyla ilgileniyor, eşinin destek veren kişisi olarak görev alıyordu; erkek ise dışarıda çalışarak ailenin geçimini sağlıyordu. Bunu kurallara bağlarken şöyle yazılmış: “Koca ailenin reisidir. Kadın evin içindeki işleri görür. Koca aynı zamanda ailenin müşaviridir” gibi bir cümleyle tamamlanmış. O zaman eş kavramı yok; henüz karı ve koca kavramları kanunda var. Erkek evin geçimini sağlamak üzere bir işte çalışır, kadın evin işleriyle ilgilenir. Bu roller ayrımı daha sonra haklarda ayrımcılığa yol açtı.

Ama Medeni Kanun 1926 yılında Türkiye’de kabul edildiğinde, Anayasamızda devletin dini İslam’dır kuralı vardı. Ancak Medeni Kanun İsviçre’den alınmış ve laik hukukun simgesi olan bir kanun. Laiklik, kadın haklarının güvencesi olarak görülüyor. Kanundaki maddeler yeterli olmadığı takdirde değiştirilebilir. Medeni Kanun bu açıdan çok değerli. Ayrıca Medeni Kanun kabul edildiğinde laik hukuk kurallarını içermesi nedeniyle Türkiye’de hukuk birliğini de hayata geçirdi.

Daha önce 3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimde birlik hayata geçmişti. Böylece hukukta ve eğitimde bir bütünleşme sağlanıyordu. Daha sonra her alanda devrimler yapıldı; özellikle seçme ve seçilme hakkı tanındı. Medeni Kanun, tam bir devrim yasasıdır. Kadınlar açısından da bir kadın devrimidir; aile hukukunda çok eşliliğe son verilmiş, tek eşlilik kabul edilmiş, evlilik yaşı belirlenmiş ve boşanma mahkeme kararıyla yapılabilir hâle gelmiştir. Miras hukukunda eşitlik sağlanmıştır. Kadın, aile içinde bir birey olarak var olmuştur.

Bihter Ayyıldız: Tanzimat ve Meşrutiyet döneminde başlamış olan kadın hareketinin bir sonucu olarak Medeni Kanun’a geçerken, sizin daha önce Atatürkçü Düşünce Derneği ile yaptığınız röportajdan bir alıntıyı hatırlatmak istiyorum: “Kadın-erkek eşit olmazsa gelişme olmaz” demiş Atatürk, ve ilk reformunu eğitim üzerinden yapmış. Sizin de kariyerinizde eğitime bu kadar yoğun önem vermenizi, akademisyen olmanızı ve vakıf/okul kuruculuğunuzu buna bağlı görüyorum. Eğitim kısmını biraz açabilir misiniz?

Nazan Moroğlu: Eğitim, toplumların gelişebilmesinin en temel itici gücüdür. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra devrim sürecinde adım adım ilerlemiştir: Önce eğitim, sonra devlet ile din işlerinin ayrılması, ardından özel yaşam ilişkilerinin düzenlenmesi. Medeni Kanun bu sürecin bir parçasıdır. Eğitim, kadının güçlenmesi ve haklarını kullanabilmesi için vazgeçilmez bir araçtır.

Bihter Ayyıldız: Zaman kavramı burada çok önemli. Medeni Kanun’un yüz yılı boyunca kadın hakları zaman içinde şekillendi, bazen ileriye, bazen geriye gitti. Zamanın ruhu kadın hakları mücadelesinde nasıl bir rol oynadı?

Nazan Moroğlu: Medeni Kanun’un yolculuğu zamanın ruhunu yansıtıyor. Cumhuriyetle kazanımlar elde edildi ve laik hukuk temeline dayalı yasalarla eşitlik sağlandı. Ancak aile yapısındaki bazı eşitsizlikler ve uygulamadaki eksiklikler, mücadeleyi sürekli kıldı. 1979’da Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi” ve Türkiye’nin 1985’te onaylaması, kadın hukukçuların ayrımcı maddeleri tespit edip değiştirmesiyle sonuçlandı.

Kadının Çalışmasının Önemi ve Kadın Hakları Geleceği

Bihter Ayyıldız: Kadının çalışma hakkı çok önemli. Çalışmak neyi değiştirir?

Nazan Moroğlu: Kadının çalışması sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda sosyalleşmesi ve kendini birey olarak hissetmesi açısından da önemlidir. Kadın çalıştığında kendi kazancını elde eder, kararlarını alabilir ve toplumsal hayatta aktif rol oynar. Çalışan annelerin çocukları da ileride çalışma hayatında daha başarılı olur.

Bihter Ayyıldız: Kadın haklarını savunuyorsunuz, neden sadece insan hakları değil de kadın hakları diyorsunuz?

Nazan Moroğlu: İnsan hakları evrensel olarak eşitliği ifade eder, ama kadınlar bu hakları çoğu zaman kullanamıyor. Eğitimden yoksun bırakılıyor, ekonomik bağımsızlık sağlanamıyor, şiddete maruz kalıyor. Bu nedenle kadın hakları hukuku özel olarak gündemde tutulmalı.

Bihter Ayyıldız: Uluslararası Üniversiteli Kadınlar Federasyonu’nun dünyadaki “100 Yılın 100 Öncü Kadını” arasında yer almanızdan yola çıkarak, Türkiye’de kadın mücadelesinin gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Nazan Moroğlu: Son 10 yılda kadın haklarında geri gidiş var. Medeni Kanun’un laik niteliği zayıfladı, aile içi şiddet artıyor. Siyasette ve çalışma hayatında kadınlar yeterince temsil edilmiyor. Ama umut var; mücadele bitmedi. Kadın-erkek eşitliği, demokratik bir Türkiye’nin temel ilkesi ve sürdürülebilir kalkınmanın olmazsa olmazıdır.

Bihter Ayyıldız: Umudunuz var mı?

Nazan Moroğlu: Her zaman var. Atatürk’ün dediği gibi, umutsuz durumlar olsa da umutsuz insanlar olamaz.

Bihter Ayyıldız: Bu yoğun Mart ayı temposunda evinizi bana açtığınız ve elinizle yaptığınız anne keki ikram ettiğiniz için teşekkür ederim.

Nazan Moroğlu: Ben de teşekkür ederim.