TOP

Titreşimsel Ses Terapisi “Biofield Tuning” Nedir?

Bedensel ve ruhsal şikayetlerimiz için kapısını çaldığımız modern tıp tedavileri ve yaklaşımları, kimi zaman şikayetlerimizi ortadan kaldırabilmek adına yetersiz kalabiliyor. Özellikle stres ve korkuya bağlı anksiyete, depresyon gibi duygudurum bozukluklarını yaşayanların sayısı giderek artarken alternatif tedaviler ve holistik yaklaşımlar da önem kazanıyor. Eileen Day McKusick de insanların yaşadıkları travmalara farklı bir yaklaşımla çözüm bulmaya çalışıyor. 

Biofield yani “enerji alanı” kavramı ilk defa, 1994 yılında National Institute of Health tarafından yürütülen bir panelde ortaya çıkıyor. İnsan bedenini çevreleyen enerji ve bilgi alanını tanımlamak için kullanılan bu kavrama aslında çok da yabancı değiliz. Kendisine yıllardır “aura” da denilmekte. Biofield bir anlamda aura, chakra, chi gibi kavramlara batı tıbbının getirdiği bir tanım.

Biofield Tuning’in (Titreşimsel Ses Terapisi) kurucusu Eileen Day McKusick ise, tüm yaşam deneyimimizin hatta farklı duygularımızın farklı manyetik enerji alanlarında depolandığını söylüyor. Bir ağacın yaşını gösteren halkaları düşünün; Eileen Day McKusick enerji alanımızda da böyle halkalar olduğunu, doğum ve ilk çocukluk anılarından başlamak üzere içeri doğru yeni halkalar yarattığımızı iddia ediyor. Bu halkalardaysa enerji akışını bozan travmalar saklanıyor.

Çatalla Gelen Şifa​

​Eileen Day McKusick 1996 yılından bu yana çeşitli seslerin insan vücudu ve manyetik alanı üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırmacı, eğitimci, konuşmacı ve aynı zamanda bir yazar. Yaratıcısı olduğu Biofield Tuning sistemini, 2010 yılından bu yana 2000’in üzerinde kişiyi de eğiterek geliştirmeye devam ediyor. 

Eileen Day McKusick’in titreşimsel ses terapisini keşfi, masaj seanslarına dayanıyor. Bu seanslar sırasında akort çatalları kullanarak müşterilerinin enerji alanlarını tespit ediyor. Bu enerji alanlarında saklı olan travmaları akort çatalları ile ortadan kaldırıyor.  Vücudumuzdaki elektriksel akışı anlamamıza ve anlamlandırmamıza yardımı olabilecek bu teknik sayesinde hayata bakış açımızı da kimyasal ya da mekanik bir düzeyden daha manevi bir düzeye taşımamız da mümkün oluyor.

Frekanslar ve Duygular

Farklı duygular bedenimizde farklı frekansları tetikliyor. Korku, kızgınlık, suçluluk gibi güçlü duyguların hepsinin birer frekansı var. Bu frekansların her biri enerji alanımız içinde kendine özgü bir yere konumlanıyor.

Titreşimsel ses terapisi ise bir nöroloğun beynin sinir haritasını ortaya çıkarması gibi bu enerji alanlarının haritasını ortaya çıkarıyor. İşte çatallar da bu noktada devreye giriyor. Akort çatalları kullanılarak, örneğin strese bağlı bir birikim enerji alanında tespit ediliyor ve tabii ortadan kaldırılıyor. Bu durum tek bir seansta yapılabildiği gibi birkaç seansa yayılan bir süreç de olabiliyor.

Seans sırasında katılımcı kişi, üstündeki kıyafetleri çıkarmadan bildiğimiz muayene sırasına uzanıyor. Terapist ise elinde akort çatalı ile belirli bir mesafede durarak vücudu yavaşça tarıyor, yani analiz ediyor. Akort çatalından çıkan seslerdeki alçalma ve yükselme gibi değişimleri dinliyor. Sesin fazla yükseldiği bir nokta yakaladığında, oraya odaklanıyor. Vücudumuzun örgütsel enerjisi bu noktada çatalın sabit frekansı sayesinde kendine bir “ton” yakalıyor. Yani bedenimiz bu frekansla enerji akışını yoluna koyuyor. Seans sonunda katılımcılar, kendilerini daha hafiflemiş hissettiklerini ve şikayetlerinde azalma olduğunu söylüyorlar.

Bu terapi yöntemi ilginizi çektiyse ve daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak isterseniz Eileen Day McKusick’in “Healing with Vibrational Sound Therapy” adlı kitabını audible.com üzerinden dinleyebilirsiniz. Okumayı sevenlerse Omega Yayınları’ndan çıkan kitabı, Türkçeye çevrilmiş olarak “Titreşimsel Ses Terapisi ile Şifa” adı altında bulabilirler.