Ali Atay’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Sekizinci Aile dizisi Disney Plus platformunda seyircisi ile buluşuyor. İlk dört bölümü 19 Kasım’da vizyona giren dizinin ikinci dört bölümü de 24 Aralık’ta yayınlandı ve böylece sezon finalini yapmış oldu.
Dünyayı yöneten yedi ailenin varlığına dair komplo teorileri hepimizin malumudur. Dizinin senaryosu da bir soru üzerine şekilleniyor;
“Eğer dünyayı yöneten sekiz aile olsaydı ve sekizinci aile de Türkiye’den olsaydı nasıl olurdu?”
Böylece, Ali Atay’ın yönetmenlik portfolyosu içerisinde diğer yapıtları ile beraber değerlendirildiğinde yine Türkiye’de pek denenmeyen, oldukça cesur bir konu ve hikaye anlatımı ile karşı karşıya kalıyoruz.
Sekizinci Aile Dizisi Özeti

Her şey genç ve hırslı bir gazeteci/youtuber olan Murat Sırdaş’ın (Ali Atay) aileyi kurcalaması ile başlıyor. Karakterleri de bu sayede tanıyoruz.
Aile reisi Erol Basmacıgil (Haluk Bilginer), mesafeli ve ciddi bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Farklı farklı kadınlardan pek çok çocuk yapmış. Bir oğlu Ömer Basmacıgil (Serkan Keskin); kendi kurduğu koroda şarkı söyleyen, antika araba tutkunu, ilginç zevkleri olan asabi bir adam. Bir oğlu Orhan Basmacıgil (Mehmet Özgür), şatafattan uzak yaşayan tasarruf sahibi birisi. Ama maalesef ki beyninde tümör var ve aklına gelen her şeyi söylüyor… Bir diğer oğlu Hasan Basmacıgil (Erdem Şenocak), pek yeteneksiz bir boksör. Başka bir oğlu Eren Basmacıgil (Cihan Talay), eğlence ve zararlı alışkanlık düşkünü klasik bir zengin züppesi. Son oğlu ise Leon Basmacıgil (Alper Baytekin); ALS hastası ve sandalyeye bağlı yaşıyor. Neyse ki Erol Bey’in bir de kızı var. Melike Basmacıgil (Hazal Kaya); son derece uyanık, çalışkan ve hırslı bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Bir de ailenin şoförü Akif (Çağlar Çorumlu), ve Erol Bey’in sevgilisi Dilan (Melisa Döngel) var tabii…
Görüldüğü üzere “Zengin bir ailenin çocukları nasıl olur?” sorusuna verilebilecek tüm cevapların karikatürize edilmiş halleri burada…
Dizinin oyuncu kadrosunda Ali Atay’ın bir kısmıyla daha önce de beraber çalıştığı pek çok başarılı aktör ve aktris yer alıyor. Özellikle Türk dizileri içinde öne çıkan isim Çağlar Çorumlu’nun hemen her işinde olduğu gibi burada da ortaya harikulade bir performans koyduğunu görüyoruz.
Gelin, biraz da diziye yakından bakalım…
Sekizinci Aile Dizi Eleştirisi

Bocalama hali bize sevimli gelir. Fakat buradaki bocalama küçük düşürücü, acınası bir hal değildir. Nitekim üzerinde başka bir dünyanın zarafetini taşır. Ulus Baker, bunun için suda mükemmel bir biçimde süzülen kuğunun karadaki paytak yürüyüşlerini örnek verir. Komedi de pek çok zaman bu formül üzerine inşa edilir. Charlie Chaplin’in sakarlığına, düşen insanların videolarına, Leslie Nielsen filmlerindeki “bönlüğe” bu yüzden güleriz.
Cinayet Süsü, Ölümlü Dünya ve son olarak da Sekizinci Aile dizisi ile beraber Ali Atay’ın yaratım dünyasına baktığımızda böylesi bir bocalamanın alışık olduğumuz fiziki yansıması yerine sözde gelişen tezahürünü gözlemleyebiliyoruz. Bu da Ali Atay işlerindeki mizahi dokuyu tanımlamamıza yardımcı oluyor.
Buradaki doku; çözüme varamayan uzun konuşmalar, “bocalayan” ve bir türlü belini doğrultamayan diyalog denemeleri üzerine kurulu. Nitekim absürtlüğü de orada doğuyor. Çünkü bu diyalog denemeleri hiç olmaması gereken bi yerde ve zamanda hiç olmaması gereken bir sakinlik içerisinde ve cüretkar bir sürede gerçekleşiyor.
Bana soracak olursanız Ali Atay‘ın bütün yapıp etmelerindeki başarı da başarısızlık da burada gizli. Öyle ki böylesi bir doku hem ekrana kitleyen bir tempo ve ritme hem de sürekli kendini tekrarlayan bir sarmala gebe kalıyor.
Sekizinci aile dizisi özeline dönecek olursak bahsettiğimiz başarısızlık ihtimalleri ne yazık ki dramatik kurgudaki aksamalar ile birleşiyor. Senaryo matematiğinde Guy Ritchie filmlerinde de gördüğümüz üzere olayların giderek karmaşık bir hale gelip birden çözülüvereceğini seziyoruz.
Fakat gelişim aşamasında karmaşada artan basınç, karakterlerin yeni bağlar kurmamıza imkan sağlayan derinleşmeleri/yolculukları gibi faktörler etkin bir hale gelmediği için çözümün etrafında toplanması gereken heyecan ve meraktan mahrum kalıyoruz. Hal böyle olunca bütüncül bir akış yerine elimizde sadece birbirinin varyasyonları olan “skeçler seçkisi” kalmış oluyor ve tabii ki uzun uzun yerleştirilmiş reklamlar… Bir yerden sonra da skeçlerin kendi iç tempolarındaki mükemmellik bile canımızın sıkılmasına engel olamıyor.
Yine de Sekizinci Aile dizisinin yeni sezonunu ümitle bekliyoruz…









