yeşim özsoy

Yeşim Özsoy ile 12. Yeni Metin Tiyatro Festivali Üzerine Konuştuk!

GalataPerform tarafından 2012 yılından beri düzenlenen, yeni oyun yazarlarının keşfedilmesi için bir alan yaratan Yeni Metin Tiyatro Festivali; bu yıl 24 Kasım – 4 Aralık tarihleri arasında 12. kez düzenleniyor. Festival, Sınırlar Ötesi Tiyatro kapsamında hem Türkiye’den hem de yurt dışından birçok sanatçı ve yönetmeni bir araya getirerek söyleşiler, atölyeler ve performanslarla uluslararası tiyatro sahneleri arasında bir köprü kuruyor. Bugün, GalataPerform’un kurucusu Yeşim Özsoy ile bir araya geldik ve Yeni Metin Tiyatro Festivali’nin on iki yılın ardından geldiği nokta ve bu senenin teması olarak belirlenen ‘Gerçek’ üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

24 Kasım – 4 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek olan 12. Yeni Metin Tiyatro Festivali’ni konuşmak üzere Galataperform’un kurucusu Yeşim Özsoy ile beraberiz. Merhaba Yeşim Hanım, hoş geldiniz.

Merhabalar.

Kurucusu olduğunuz, Yeni Metin Tiyatro Festivali’ni düzenleyen ve bu sene 20. yaşını kutlayan GalataPerform’dan biraz bahseder misiniz? 

Bağımsız bir tiyatro olarak 2003 yılında Galata’daki mekanımıza geçmiştik. İlk kuruluşta tiyatronun ismi Ve Diğer Şeyler Topluluğu idi sonra mekana geçerken GalataPerform ismiyle devam ettik. Süreç içinde oyunlar, projeler, atölyeler ve etkinlikler düzenledik. Yeni metinler, disiplinler arasılık ve yeni teknolojiler üzerine çalışan uluslararası perspektifte bir tiyatro olarak yolculuğumuza devam ettik. 

Festivalin bu sene 12. yılındayız. Festival nasıl başladı, süreç boyunca nasıl gelişip dönüştü?

2004 senesinde Galata bölgesinde Görünürlük Projesi’ni başlattık. Sonrasında 2006 senesinde Türkiye’de oyun yazarlığı üzerine ne yapılabilir konusunda düşünmek üzere Ceren Ercan, Mark Levitas ve Dilek Altuntaş ile Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi başlığıyla başladık. 2009’da proje, İstanbul Kültür Başkenti’nden bütçe alınca uluslararası boyuta kavuştu. O sırada yurt dışından getirdiğimiz oyun yazarlarıyla -ki o sene 8 ülkeden 8 yazar getirdik- atölyeler yapmaya başladık. Oyun okumaları, söyleşiler derken o sırada kültür merkezleriyle ilişkilerimiz gelişti. Sonrasında atölyeleri düzenli bir yapıda oturttuk ve her sene yurt dışından yazarlar getirdik. 

2009’dan beri, 15’ten fazla ülkeden 60’a yakın yazar-yönetmen getirmiş olduk. Atölyeler ilerledikçe yazarların görünür olması ve alanla tanışması için festivali bir “showcase” formatında geliştirdik. Yeni yazarların ilk oyunlarının okumalarını dahil etmeye başladık. Sonra atölyelere Yönetmenlik Atölyesi ve Işık Tasarımı & Tiyatro Tekniği Atölyesi de eklendi ve sonuçta 12. seneye geldik böylece. Bu sırada tiyatro alanında bu atölyelerden çıkan ve festivalde sahnelenen oyunların yazarları ve yönetmenler profesyonel olarak hayatlarına devam etmeye başladılar. 20. Senemiz bizim için önemli tabii. Bu kadar uzun sene bağımsız alanda özel tiyatro olarak ayakta kalma çabamızın sonucu. 

Sınırlar Ötesi Tiyatro’ kapsamında uluslararası bir festival olarak hem Türkiye’den hem yurt dışından çok sayıda ismi ağırlıyorsunuz. Sizce bu isimleri buluşturmak, farklı kültürlerin bir araya gelmesine vesile olmak Türkiye’deki sanata nasıl bir katkı sağlıyor? Bu konuda geçen senelerdeki deneyimleriniz neler oldu? 

Bu denklemi kültür merkezleri ve yurt dışındaki kültür ve sanat enstitüleriyle yaptığımız iş birlikleri ile geliştirdik. Her gelen yazar ve yönetmen, o ülkenin pratiğini buradaki yazarlara, seyirciye ve tiyatroculara sunmuş, bir kapı aralamış oldu. Bu yolla hem o ülkelerin tiyatrolarını tanımış ve dünyadan dostlar edinmiş olduk hem de atölyelere katılan yeni tiyatro sanatçılarının beslenmesini, gelişmesini sağladık. 

“Tiyatroyu bir sanat alanı olarak düşünürken her sene bir tema belirlemek festivale bir devinim sağladı…”

yeşim özsoy

Bu yılın teması ‘Gerçek’ olarak belirlenmiş. Gerçekliğin farklı yönlerini ele alarak iklim krizi ve dijitalleşme gibi aslında hepimizi ilgilendiren temel meseleleri sanatın bir malzemesi haline getiriyorsunuz. 

Yeni Metin Tiyatro Festivali’ni hem izleyicilere hem de yeni oyun yazarlarına bir mesaj verme, toplumu bilinçlendirme ve algılarını kuvvetlendirmede de bir araç olarak gördüğünüzü söyleyebilir miyiz?  

Tabii ki. Tiyatroyu bir sanat alanı olarak düşünürken her sene bir tema belirlemek hem festivale her sene bir devinim sağladı hem de farklı bakış açılarıyla seyirciyi tanıştırmak ve bir tartışma alanı açmak açısından yararlı oldu. 

Bu sene dikkatimi çeken bir diğer konu dijital tiyatro deneyimi. Theatre Complicite’nin iklim kriziyle ilgili oyunu ‘Can I Live’ ile festival açılışını yapıyorsunuz. Dijital oyun gösterimi ardından da bir söyleşi olacak. Pandemi döneminde de dijital tiyatro örneklerini çok gördük bundan sonra da görmeye devam edeceğiz. 

Teknolojinin gelişmesi hayatımıza pek çok renk getirdi tabii ama siz tiyatrodaki dijitalleşme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce tiyatro seyircisinin sahnelerden uzaklaşıp ekran konforuna alışacağı bir döneme mi giriyoruz, önümüzdeki yıllarda tiyatroyu dijitalleşme anlamında neler bekliyor?

Pandemide de bu konu çok tartışıldı. Bu oyun spesifik olarak Theatre Complicite’nin tüm dünyaya iklim krizi bilincini yaymak üzere oluşturduğu bir proje. Dijital olarak yaygınlaşması ise daha ulaşılabilir hale getiriyor oyunu. Dijital olanın tiyatroda tartışılması aslen pandemi öncesine de dayanıyor. Ama tabii pandemiyle arttı. Ben bu meseleyi şöyle görüyorum. Müziği kulaklığımızdan dinliyor, evde sinema seyrediyoruz ama konsere de gidiyoruz, festivallerde filmleri yaratıcılarıyla alımlıyoruz. Yani bu ya o ya bu şeklinde değil bir arada değerlendirilmesi gereken bir mesele. 

Festival’de Nordik Fokus başlığını da yıllardır önemsiyorsunuz. İskandinav oyun yazarlarının yazdığı oyunların Türkçeye çevrilmesi ve Türkiye’de sahnelenmesi için çalışıyorsunuz. Bu sene bu başlık altında hem atölyeler hem de sizin moderatörlüğünüzde misafir yazarlarla birlikte “Nordik Fokus – Yeni Gerçeklikler” başlıklı bir panel gerçekleşecek. İskandinav ülkeleriyle olan bu iş birliğinizi nasıl değerlendiriyorsunuz, Türkiye’de tiyatronun gelişimine ne gibi katkıları oldu? 

Evet Norveç, İsveç ve son olarak da Danimarka ile iş birliğimiz gelişmekte. Bu başlık altında gelen yazarlar, çevirdiğimiz oyunlar İstanbul sahnelerinde de yer almaya başladı. Başlık bu anlamda birleştirici oluyor ve odaklıyor. Yeni gerçeklikler de yeni bir dramaturji yönteminin, tiyatro üslubunun tartışılması için atılan bir başlık, temamızla da örtüşüyor. 

“Yurt dışına daha fazla eser ve yazar yollayabilmek ve Türkiye tiyatrosunu geliştirmek için yurt dışından bulduğumuz gibi destek mekanizmalarının Türkiye’de de yaratılması şart.”

yeşim özsoy

Son sorum biraz daha kişisel görüşleriniz üzerine… Türkiye’de son yıllarda tiyatro gerçek anlamda bir ivme kazandı. Her zaman çok başarılı işler, çok başarılı sanatçılar vardı tabii ki ama şu an popüler kültüre daha yakın bir tiyatro görüyoruz, izleyici kitlesi de bu sebeple önceki yıllara göre daha farklı bir sosyokültürel düzeyde denebilir. Siz Türkiye’de tiyatronun son yıllarda geldiği bu noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Biz çok tipik bir tiyatro değiliz. Açıkçası uluslararası perspektifi hep canlı tutmak ve dünya literatürüyle örtüşen bir tiyatro dünyasını tartışmak hem yarattığımız eserler hem de projeler, söyleşiler açısından çok önemli. İvme konusu tartışılır bence. Niteliğin yerini çoklukla nicelik aldı. Dünya çapında tiyatro eserleri yaratamadığımız sürece gişede başarı kazanan büyük prodüksiyonların yeri var tabii ama Türkiye tiyatrosunu bir yere getirmek açısından bir anlamı yok bence. Ayrıca eğlence sektörünün gelişmesiyle oluşan bu algı nitelikli iş üreten ve sanatsal yapıyı koruyan bizim gibi tiyatroları zora sokuyor. 

Bu değişimi festivale olan katılım açısından nasıl yorumlarsınız? 12 senede Türkiye’deki tiyatroda neler değişti ve bu değişim festivale nasıl yansıdı?

Festivalin 12’nci senesinde bilinçli bir şekilde Türkiye’de olmayan sanatsal fonların yerini, ibremizi yurt dışına çekerek boşluğu kapatmaya çalışıyoruz. Bu anlamda bizim için pozitif bir büyüme oluyor ama yine de boşluk baki. Ama iki senedir yurt dışı fonları dışında Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları’ndan festivalimizdeki Türk yazarların okumalarına odaklı destek buluyoruz. Senelerdir hep yurt dışından gelen yazarların desteklendiği fonlarla festivali ayakta tutarken, bu desteğin oluşması bizim için önemli. Aynı şekilde özel sektör ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteği de. Ama yurt dışına daha fazla eser ve yazar yollayabilmek ve Türkiye tiyatrosunu geliştirmek için bizim yurt dışından bulduğumuz gibi destek mekanizmalarının Türkiye’de de yaratılması şart. 

Çok teşekkür ederim Yeşim Hanım. 

Ben teşekkür ederim. 

Bu yıl 12. kez düzenlenecek olan Yeni Metin Tiyatro Festivali’nin kurucularından Yeşim Özsoy ile beraberdik. 24 Kasım’da başlayıp 4 Aralık’a kadar devam edecek olan festivalin programı ve ücretli/ücretsiz tüm etkinliklerine katılım formlarına GalataPerform internet sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.