Halkın Nefretini Toplayan Aşıklar: Nefertiti ve Akheneton

Halkın Nefretini Toplayan Aşıklar: Nefertiti ve Akheneton

“Ey yaşamın başlangıcı olan Aton, yeryüzünü güzellikle doldurursun, ışığın yarattığın her şeyi aydınlatır ve her şey senin aşkının bağlarıyla bağlanır, her göz kendi üstünde seni görür. Ey sen ki tek ilahsın ve hiçbir benzerin yoktur, sen dünyayı kalbinin istediği gibi yarattın.” 

Akheneton

Her ay tarihi bir lider ve aşklarını ele alacağımız “Tarihi Liderler ve Aşkları” yazı dizimizin ilki Nefertiti ve büyük aşkı Akheneton’un hikayesi ile başlıyor. Mısır tarihinde en merak edilen, erkek egemen bir yönetim anlayışı içinde kadın olarak ön plana çıkan, kuralları yıkan ve erkekleri yöneten Nefertiti, günümüzde hala popülerliğini korumakta. Hele ki firavunluğun seksist bir anlayışa sahip olmasını da bir kenara koyarsak kadın hükümdar olarak Nefertiti, güçlü ve oldukça aşık bir karakterdi. Elbette hiçbir zaman tarihin ve tarihi kişiliklerin sırlarını tüm manasıyla bilemeyeceğiz.

Nefertiti

Fotoğraf: www.manchester.ac.uk

Saray için seçilen, bir yanıyla da Osmanlı’daki Kösem Sultan’a benzetebileceğimiz Nefertiti, sadece güzelliği ile değil zekasıyla da nam salmıştı.  1370-1330 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Nefertiti’nin göz bebeği çıkarılmış sol gözünün içeriyi ve dışarıyı gördüğü rivayet edilmiştir. Eski Mısır’daki gücü ile Nefertiti oldukça cesaretliydi, kendini firavunla eşit kılmıştı ve dini törenlerde Akheneton ile eşit resmedilmişti. Firavunun bazı görevlerini kendisi yerine getirmişti.

Aynı zamanda  Nefertiti’nin; durum her ne olursa olsun Mısır’ın 18. hanedanının firavunu olan eşi Akheneton’a koşulsuz destek vermesi, aralarındaki güçlü ve uyumlu bağın da habercisiydi. Sonuçta 13 yaşında bir din devrimi gerçekleştiren Akheneton için bu asla kolay bir durum değildi. Bu başarının altında kuşkusuz Nefertiti ve onun büyük gücü vardı. Fakat Nefertiti’yi adeta yasa boğan bir gerçek de söz konusuydu.  Kendisinin hanedana bir türlü erkek çocuk verememesi elini zayıflatmış, Akheneton’u gözdesi Kia ile paylaşmasına razı kılmıştı.

Bu noktada tarihçiler, Nefertiti’nin kıskançlığından bahsetmişlerdir. Bunun nedeni de Firavun Akheneton’un diğer gözdesi Kia’nın ona bir erkek çocuğu vermesi, buna karşılık Nefertiti’nin altı kız çocuğu doğurmasından kaynaklanmıştır. Yine tarihçiler Nefertiti’nin soğuk, hırslı ve mesafeli olduğunu düşünmüşlerdir.

Halkı, Tek Tanrılı Dini Kabul Etmek İçin Zorladılar

Nefertiti ve Akheneton’un yeni bir kent kurmak istemesiyle ilk planlı yerleşim yeri olarak bilinen Amarna ortaya çıkmıştı. Fakat bu kraliyet çifti, halkını tarihin ilk tek tanrılı dinini kabul etmeleri için zorlayınca kendilerine karşı gizli bir öfke ve kini biriktirmişlerdi. Tek tanrılı dinin karşılığı da Aton’du. Kutsal olan Karnak Tapınakları’nı yağmalayarak rahipleri işten atmaları, gelenekleri yasaklamaları halkı rahatsız etmiş ve bir kaos ortamı oluşmasını sağlamıştı.

nefertiti ve akheneton

Fotoğraf: palomontenegro.blogspot.com

Başkenti, Tep’ten Amarna’ya taşıyan hanedanı 50 bin kişinin takip etmesi, sadece bir inanç yolculuğu değil, ekonomik çıkarların bir göstergesiydi. Daha sonraları halkı, bir konu daha rahatsız etmeye başlamıştı. O da Güneş Tanrısı Aton’a dua etmek için Akheneton’un aracılığına başvurmaları gerekmesiydi. Ayrıca Akheneton’un babası da Güneş Tanrısı’na inanıyordu. Aton inancının ise Yusuf Peygamber’in tek tanrı inancının takipçisi olduğu anlatılır.

akheneton

Fotoğraf: thecollector.com

Akheneton, yaşadığı dönemde sevilmeyen, toplumun öfke ve kinini kazanmış bir firavun olarak ön plana çıkmıştır. Lakin şunu da belirtmek gerekir ki onun döneminde sanat çok gelişmiştir. O, gerçekçi resimlerin duvarlara yapılmasını ve hiçbir şeyin abartılmadan olduğu haliyle tasvir edilmesini istemiştir. Yapılan resimlerde mizah duygusu da kendisini hissettirmiş, sanatçılara önem verilmiştir.

Barışçıl çabalarına rağmen Asya’daki toprakların bir kısmını kaybeden Akheneton’un bir süre sonra bir suikaste kurban gittiğine inanılır. Yaşadığı süre boyunca üzerindeki baskının çok olması, halkın ve askerlerin desteğini alamaması, onun gücünü düşüren etkenler arasında olmuştur. Kocasının mirasına sonuna kadar sahip çıkan Nefertiti için de zor bir dönem başlamıştır. Akheneton’un ölümü üzerine gelen yeni Firavun Tutankhamon, Akheneton’un izlediği yolu seçmemiş, Amon rahipleri ile arasını iyi tutmuş, onlara kaybettiği itibarı geri vererek halka Tep kapılarını tekrar açmıştır. Başkenti tekrar Tep’e taşımıştır.

duvar resmi

Fotoğraf: www.chegg.com

Varsayıma göre Nefertiti’ye, kendi kurdukları şehri Amarna’yı bırakıp Tep’e gelirse Kral Akheneton’un itibarının iade edileceğinin söylenmesi üzerine Nefertiti bunu kabul etmiş ve Tep’e dönerek eski tanrılardan af dilemiştir. Bu adım, halkın bu çift üzerindeki nefretlerinin silinmesine yetmemiştir. Öyle ki o dönemde halkın inanç sistemini değiştirmeye çalışmak, büyük bir laneti üzerlerine çekmek anlamına gelmiştir. Duvar resimlerinde suretleri karalanmış; halk, hikayelerini tarihten silmek istemiştir.

Bir yanda kral ve kraliçenin birbirlerine duydukları büyük aşk, öte yanda da halkın tüm nefretini sırtlanmış bir çift ve büyük bir varoluş mücadelesi… İnandıkları uğruna savaşan Nefertiti ve Akheneton, ömürleri boyunca birbirlerine olan desteklerini hiç esirgememişlerdir. 

2000 yılında bir İngiliz Mısır bilimcinin yaptığı çalışmalarda üç mumya bulunmuş, bu mumyalardan birinin ağzı parçalanmış olduğu ortaya konmuştur. Yaşı, cinsiyeti ve saraylı olduğuna bakılırsa bu mumyanın Nefertiti olduğu tahmin edilmektedir. Bir inanış var ki Mısırlıların Ölü kitabına göre ağzı parçalanan kişi öldükten sonra tanrılara ismini söyleyemediği için ölüler ve canlılar dünyası arasında mahsur kalır. 3000 yılı aşkın süredir adını söyleyemeyen bu mumya eğer Nefertiti ise büyük bir kinin sonunu hazırladığı görülmekte. Nefertiti ve Akheneton’u günümüzden yorumladığımızda kimi zaman popüler kültürün bir parçası yapılmaya çalışılmaları bir yana hakikaten doğru anlatılıp, doğru anlaşılabildiler mi? Aşklarını, mücadelelerini kavrayabildik mi? Kim bilir… Sır ve büyük gizemleriyle tarih, daimi bir sorgulanma içerir.